islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
13°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
14°C

İŞGALCİ İSRAİL İLE LÜBNAN ABD’DE BİR ARAYA GELDİ

İŞGALCİ İSRAİL İLE LÜBNAN ABD’DE BİR ARAYA GELDİ

İŞGALCİ İSRAİL İLE LÜBNAN ABD’DE BİR ARAYA GELDİ

Lübnan, son haftalarda artan askeri operasyonlar nedeniyle ağır bir yıkım sürecinden geçiyor. İşgalci İsrail ordusu tarafından güney bölgelerde yürütülen hava saldırıları ve kara operasyonları, binlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve yüz binlercesinin yerinden edilmesine yol açtı. Köyler boşalıyor, altyapı çöküyor, temel yaşam kaynakları hızla tükeniyor.

Bu tablo, yalnızca bir güvenlik operasyonu olarak tanımlanamayacak kadar geniş bir etki alanına sahip. Uluslararası basın, sahadaki durumu “aktif savaş ortamında diplomasi” olarak tanımlarken, Lübnan açısından bu süreç doğrudan bir varlık mücadelesine dönüşmüş gibi.

Özellikle güneyde yaşayan siviller için gündelik hayat neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Elektrik, su ve sağlık hizmetlerine erişim ciddi biçimde sınırlanırken, uluslararası yardımlar ise ihtiyacın çok gerisinde kalıyor.

Diplomasi Masasında Eşitsiz Güç Dengesi

Washington’da gerçekleştirilen görüşmeler, dışarıdan bakıldığında bir barış girişimi izlenimi verse de sahadaki gerçeklik bu iyimser tabloyla örtüşmüyor. Görüşmeler, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Marco Rubio ev sahipliğinde, Washington’daki Dışişleri Bakanlığı binasında gerçekleşti ve yaklaşık iki saat sürdü.

Toplantıya Yechiel Leiter ile Nada Hamadeh Moawad başta olmak üzere, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ve danışman Michael Needham katıldı.

Görüşmelerde üç temel başlık öne çıktı: sınırların netleştirilmesi, güvenlik düzenlemeleri ve ekonomik iş birliği ihtimali. ABD tarafı, mevcut 2024 anlaşmasının ötesine geçilerek daha kapsamlı bir uzlaşmaya ulaşılmasını hedeflediğini açıkladı. Bu kapsamda Lübnan için yeniden inşa yardımları ve ekonomik toparlanma paketleri de gündeme getirildi.

İsrail tarafı ise açık biçimde Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını öncelikli şart olarak masaya koydu. Lübnan heyeti buna karşılık ateşkes, sivillerin korunması ve ülkenin toprak bütünlüğünün garanti altına alınması gerektiğini vurguladı.

Görüşmeler sırasında dikkat çeken bir diğer unsur, tarafların resmi olarak bir araya gelmesine rağmen sembolik düzeyde mesafenin korunmasıydı. Heyetler toplantı öncesinde fotoğraf verdi ancak tokalaşmadı. Bu durum, ilişkilerin hâlâ ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu.

Toplantının ardından taraflar süreci “yapıcı” olarak nitelendirse de somut bir anlaşma açıklanmadı. İkinci tur görüşmelerin ilerleyen günlerde yapılacağı belirtilirken, sahada çatışmaların eş zamanlı olarak devam etmesi diplomatik sürecin etkisini sınırlayan en önemli unsur olarak öne çıktı.

İşgal Endişesi ve Egemenlik Sorunu

Lübnan’da giderek güçlenen temel kaygı, yaşanan askeri sürecin geçici bir operasyonla sınırlı kalmayacağı yönünde. İsrail’in sınır hattında ilerlemesi, bazı bölgelerde kalıcı kontrol kurma ihtimali ve “güvenli bölge” söylemleri, ülkede fiili bir işgal korkusunu artırıyor.

Bu durum, yalnızca askeri bir mesele olarak görülmüyor; aynı zamanda Lübnan’ın siyasi bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak algılanıyor. Lübnanlı yetkililer, egemenliğin korunmasını müzakerelerin merkezine yerleştirirken, sahadaki gelişmeler bu talebin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.

Uluslararası basının genel yaklaşımı da bu kırılganlığa dikkat çekiyor: Görüşmeler önemli bir diplomatik adım olarak görülse de devam eden bombardıman ve askeri hareketlilik sürecin güvenilirliğini zedeliyor.

Sonuç olarak Lübnan, bir yandan masada çözüm arayan, diğer yandan sahada varlığını korumaya çalışan bir ülke konumunda. Bu ikili durum, ülkenin yaşadığı mağduriyeti derinleştirirken, geleceğe dair belirsizlikleri de büyütüyor.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.