islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0098
EURO
52,8050
ALTIN
6.815,04
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
22°C
İstanbul
22°C
Açık
Pazartesi Açık
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
17°C

ÜMMETİN RAHMETİ OLMASI GEREKEN “MEZHEPÇİLİK” VAHŞETİ OLDU!

ÜMMETİN RAHMETİ OLMASI GEREKEN “MEZHEPÇİLİK” VAHŞETİ OLDU!
24/04/2026 09:00
A+
A-

ÜMMETİN RAHMETİ OLMASI GEREKEN “MEZHEPÇİLİK” VAHŞETİ OLDU!

İslam dünyası ne zaman ayağa kalkmaya çalışsa, karşısına çıkan en büyük engel ne dış güçlerin stratejileri ne de modern dünyanın karmaşasıdır. Asıl engel, asırlardır aşamadığımız o kronik hastalık: Mezhepçilik!

Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada, farklı yorumları zenginlik kabul etmek yerine mezhebini dinin kendisi sananların yarattığı tefrika içinde boğuluyoruz.

Hatırlayalım; çok değil, daha birkaç yıl önce Suriye’de yaşanan dramın başrolünde yine bu mezhepsel körlük vardı. İran rejiminin, Kasım Süleymani komutasında Esed rejimini ayakta tutmak uğruna izlediği politikalar; milyonlarca Sünni Müslüman’ın evinden, barkından, yurdundan olmasına yol açtı. Orta Doğu’yu bir yangın yerine çeviren o süreç, ümmetin bağrında derin ve kanlı bir ayrışma başlattı.

Ancak bugün, roller değiştiğinde sergilenen tavır da en az o günkü kadar vahimdir. Müslüman karakteri dünün yanlışı için bugünün doğrusunu feda etmemeyi gerektirir.

Bugün İsrail-ABD ittifakının İran’a yönelik saldırıları karşısında, geçmişin acılarını bahane ederek “oh olsun” diyen bir kesim türedi. Sünnilik kisvesi altında sergilenen bu intikamcı yaklaşım, ne İslam ahlakıyla ne de Müslüman ferasetiyle bağdaşır. Bu tavır, Siyonizm’in değirmenine su taşımaktan başka bir şey değildir.

Şunu net bir şekilde görmeliyiz: Zulme uğrayanın kimliğine bakarak sevinmek, Müslümanca bir tavır değildir. Bu tavır, yalnızca Siyonizm’in ekmeğine yağ sürmekte; İslam coğrafyasını parçalamak isteyen emperyalistlerin stratejik hedeflerine hizmet etmektedir.

İslam kardeşliği hukuku, siyasi çekişmelerin ve tarihi kırgınlıkların üzerinde bir yerde olmalıdır; bu, Müslümanca bir tavrın ve imanın gereğidir. Tevhidi tesis edecek kuralları koruyup kollamamız gerekirken tefrikayı körükleyici düşünce ve kuralların peşinde sürüklenmek, “Müslüman” ismine asla yakışmadığı gibi İslam’ın evrensellik özelliğine de darbe vurmaktadır.

Tevhid inancı, farklı görüşleri bir “rahmet” vesilesi olarak görmeyi emrederken bizler geçmişin yaralarını deşerek ümmeti tefrikaya düşürmekte ısrar ediyoruz. Bu duruşun doğurduğu mezhepçi taassup, ümmeti Siyonizm’in elinde izzet ve haysiyet yoksunu bir hâle düşürmektedir.

Eğer bugün İslam dünyası küresel güçler karşısında etkisiz ve çaresiz kalıyorsa bunun sebebi; saf tutarken kıblemize değil, mezhebimize bakıyor oluşumuzdur. Acilen bu mezhepsel hapishanelerden çıkmalı, tevhidin birleştirici çatısı altında buluşmalıyız. Aksi takdirde dünün intikamını bugün birbirimizden alırken, yarınlarımızı Siyonizm’in karanlığına teslim etmeye devam edeceğiz.

Fehmi Yağlı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.