
Bilal Erdoğan İyi Niyetli de…
NİKÂH MÜFTÜLÜKTE KIYILMAKLA DİNİ OLUR MU?
Medeni Kanun İlkeldir
Cumhurbaşkanımızın oğlu Bilal Erdoğan kardeşimiz, ayrıntılarını haberimizde okuyabileceğimiz söyleminde vatandaşlarımızın nikâhlarını müftülüklerde kıydırmayışlarından şikâyetle şöyle diyor:
“Amerika’da dahi evlilik temelinde dini bir kurum olarak görülüyor ve nikah dendiği zaman insanların akıllarına doğrudan kilise geliyor. Ancak bizde durum tam tersi; müftülüklere yetki verilmiş olmasına rağmen nikah dendiğinde akla sadece belediye ve belediye memuru geliyor.”

BİLAL ERDOĞAN YANILIYOR
Ancak sayın Bilal Erdoğan kardeşimiz iki konuda yanılıyor
a. Diyanet İşleri Başkanlığı laik anayasanın seküler bir kurumudur.
Müftülükler de Diyanet’e bağlı idarî teşkilatlardır. Diyanet ve Müftülük adları bizi yanıltmamalıdır. Onların dini ninelikleri, İslam’ı İslam’a göre anlatma ve yaşatma görevi yoktur.
b. Müftülükler laiklik ilkesine bağlı kurumlardır. Müftülüklerde nikâhlar İslami ölçülere göre değil, laik kurallara göre kıyılmaktadır. Bu sebeple İslam açısından müftülükte kıyılan nikâhla belediyede kıyılan nikâh arasında fark yoktur. Nikâhın besmele ile başlanıp dua ile bitirilmesi bizim baskıcı laik hayatımızda bir şeydir ama nikâhı İslamileştiremez
Halkımız bu durumun farkındadır. Kaldı ki Diyanet genelde güvenilir dini bir kurum olarak da görülmemektedir. Hâlâ laiklik çizgisinde olmakla övünen müftülerimiz vardır. Örneğin Diyanet, bir asırlık tarihinde İslam’a uygun nikâhın nasıl olması gerektiğini açıklayan bir hutbe okutabilmiş veya bu konuda milletimizi şuurlandırıcı çalıştaylar benzeri çalışmalar yapabilmiş midir? Üstelik bu konuda Mirat Haber olarak uyarılarımız da olmuştur.
Hulasa nikâhın müftülüklerde kıyılması Batıcı gavurluğumuza yüzeysel bir karşıtlık ise de laikliği takdis etmekten öte bir anlamı ve sonucu da yoktur.
Son asır kültürümüzde her hangi bir konuda müftülüğe başvuru alışkanlığımız olmadığı da bir hakikattir.
***
Mirat Haber olarak ana amacımız olaylardan hareketle İslam’ı anlatmak olduğu için Diyanet’in yap(a)madığını yapalım; İslamî nikâhın nasıl olması gerektiğine açıklık getirelim:
İSLÂM’A GÖRE GEÇERLİ NİKÂH NASIL OLMALIDIR?
Bismillah…
Dinî Nikâh, İslâm Dini’nin evlilikle ilgili kurallarının uygulandığı nikâhtır. Bu kuralları şöylece özetleyebiliriz.
ÖZGÜR İRADE
1-Taraflar özgür iradeleriyle evlilik karar almalıdır. Şiddet kullanarak veya çok yönlü baskı uygulayarak gerçekleştirilen evlilikler geçersizdir. Peygamberimiz, babaları tarafından baskı kurularak evlendirilen ve şikayetlerini kendisine ileten dul ve bakire kadınların nikâhlarını geçersiz saymıştır.
DENETİM
2-Nikâha ilişkin bir engel olup olmadığını belirlemek için kadının ana-babası gibi velileri tarafından, ayrıca velisi olmayanlar için de kamu yönetimi aracılığıyla denetim yapılmalıdır. Denetilecek başlıca konular şunlardır:
1. Taraflardan birinin Allah’a ortak koşar olup olmadığı,
2. Süt akrabalığının var olup olmadığı,
3. Baskı yapılıp yapılmadığı,
4. İlişkiye engel olucu bir kusurun veya hastalığın bulunup bulunmadığı
5. Taraflardan birinin zinacı olup olmadığı.
Bütün bunlar muhakkak araştırılmalıdır. Örneğin süt kardeşler evlenemezler. (Nisa 23) Bir tarafın ateist-deist veya putprest olduğu evlilik gerçekleştirilemez. (Bakara 221) Tövbe edip zinadan korunduklarını kanıtlanmadıkça, taraflardan birinin zinacı olduğu evlilik geçersizdir. (Nûr 3)
NİKÂH ALENİ OLMALI
3- Nikâh aleni olmalı, çevreye duyurulmalıdır. Ve en az iki şahitle belgelenmelidir.
MEHİR VE BOŞANMA TAZMİNATI BELİRLENMELİ
4- Kadının bizzat kendisinin alacağı, ön tazminat olarak nitelenebilecek mehir taraflarca, fakat kadının onaylayacağı şekilde belirlenmelidir. (Nisa 4)
Kocanın sebepsiz boşaması halinde kadına verilecek boşama tazminatının taraflarca veya hakim kararıyla belirleneceği sözleşmeye konulmalıdır. (Boşama nafakası için bak. Bakara 241)
BOŞAMA-BOŞANMA HAKKI
5- Her hal ve durumda erkek doğrudan, kadın da yargı aracılığıyla boşanma hakkına sahip olmalıdır. (Talak 1-2; Bakara 229)
KAMU OTORİTESİ
6- Evlikle ilgili bütün bu işlemleri kayda alacak ve baş vuru halinde tarafların hakları sağlayacak ve sonuçlandıracak İslami veya Laik Kamu Otoritesi bulunmalıdır.
Misal
Mesela kadının ertelenmiş mehirinin ve nafakasının verilmemesi, terk edilmesi, anal ilişkiye zorlanması, sadizm uygulanması, boşanma tazminatının veya miras hakkının verilmemesi , taraflarden birinin ateist veya deist olması durumunda baş vuracağı Yetkili Kurumlar olmalıdır.
Bütün bu şartlar, Rabbimizin Kur’ânî buyrukları ve Peygamberimizin uygulamaları ile belirlenmiştir.
NİKÂHIN MÜFTÜLÜKLERDE KIYILMASI MEŞRUİYET SAĞLAMAZ
Yukarıda açıklanan şartları taşımayan nikah akdi, camilerde ve müftülüklerde yapılsa da dinî nikâh niteliğini taşımaz.
GÖREVLERİMİZ
Dünyamızın hangi ülkesinde yaşamış olurlarsa olsunlar Müslümanların yukarıda açıklanan şartlar içinde nikahlarının sağlanması ve güvence altına alınması için taleplerini demokratik yöntemlerle ilgili kişi ve kurumlara iletmeleri görevleridir.
Biz müslümanlar İslam’a ve bilimsel akla göre ilkel olan; ruhu ile Batı’dan tercüme olup zulüm kokan Medeni (!) kanuna mahkum değiliz. Mahkumiyeti yüreği ile kabul edenler ise İslami çizgide değildir.
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİAYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT” / YOUTUBE
Muhterem Hocam,
Toplumumuzda yeteri kadar açık ve net bilinmeyen hususlara işaret eden yazılarınızı bir ahiret yatırımı olarak görüyor; tebrik ve hürmetlerimi arz ediyorum.
Allah razı olsun Hocam. Biz Müslümanlar, gece 22’00 den sonra alınan alkol satış yasağı sonrası ortalığı ayağa kaldıran seküler laikler kadar bile dinimize, şeriatimize, haklarımıza sahip çıkmıyoruz.