islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,5353
EURO
54,8592
ALTIN
6.206,35
BIST
13.446,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
31°C
İstanbul
31°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
32°C
Çarşamba Açık
32°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C

MÜSLÜMAN SAFARİSİ

MÜSLÜMAN SAFARİSİ
A+
A-

MÜSLÜMAN SAFARİSİ

Mart 1992 ile Ekim 1995 arasındaki Bosna-Hersek Savaşı, daha doğru ifadeyle soykırımı süresince ülkenin başkenti Saraybosna Yugoslavya Milli Ordusunca muhasara altındaydı. Ülkede 200 bin cinayet olduğu tahmin edilirken sözde uluslararası barış güçlerinin olduğu başkentte sadece bomba ve kurşunla 10.000 sivil öldürüldü. Daha yüksek sayıda çoğu Müslüman, Avrupa’nın göbeğinde üç buçuk yıl süren bu kuşatma boyunca açlık, ilaçsızlık, umutsuzluktan hayatını kaybetti
Müslüman kanı ucuz.
Sadece Sırplar ve Hırvatlar katliam yapmadı, Müslüman öldürmek üzere hafta sonu turlarına katılan varlıklı Batılılar da Saraybosna etrafındaki tepelere yerleşerek keskin nişancı tüfekleriyle para karşılığı kadın çocuk cinayeti yaptı. Hafta içi hakim, doktor, bürokrat, iş adamı olan kişiler, keskin nişancı tüfeğini kapıp geldiği hafta sonlarında Müslüman avcısı oldular.
Saraybosna Osmanlılar tarafından sıfırdan kurulan nadir şehirlerden. Eski başkent Visoko’dan uzaklaşmak ve daha stratejik bir noktaya yerleşmek için Türkler tarafından 15. yüzyılda kurulan çanak şeklindeki bu başkent, 17. yüzyıla kadar 70 bin nüfusuyla Osmanlı’nın Avrupa topraklarında İstanbul’dan sonraki en büyük kentiydi. Fransız asıllı Habsburg generali Prens Savoy’un 1683-1699 Harbinde kenti işgal edip Sırp kilisesi hariç bütün binaları yakıp yıkması sonucu yeni baştan kuruldu. Bugünkü tarihi Saraybosna, o camiler, iki yüz elli yıl sonra baştan inşa edilen kente aittir. Saray-ı Bosna ya da Bosnasaray denen belde halk arasında Saray Ova kelimesinden Sarayevo olarak telaffuz edildi.
Sırp katillerin turistik imkanıyla Saraybosna’ya Müslüman öldürmek için ‘safariye’ giden bu varlıklı Batılılar, herkesçe bilinen ama kanıtlanmamış bir konuydu. Saraybosna’yı çevreleyen tepeleri tutan Sırp mevzilerine hafta sonu ya da süreli turlarla gelen bu ruh hastalarının bu işi yıllarca yaptıkları resmiyete de döküldü, geçen yıl İtalya’da mahkeme süreci başladı.
İtalya, bu alandaki en büyük ülke değil, ağızlarını sıkı tutamadıklarından ortaya döküldü. Esas kaynak, para, İslamofobi ve psikopatların bol olduğu Almanca ve İngilizce konuşan ülkelerdi. İtalya’da başlayan operasyon bunlara ulaşmaya çalışıyor. Yargı Amerika’ya sıçradı. Amerikan Kongresi’nde de 30 yıl sonra bu Müslüman safarisinin araştırılmasına başlandı. 
Amerikan ve Alman ağırlıklı zenginlerin insan safarileri söylentileri uzun zamandır var. Latin Amerika’da Asya’da da bu “hizmetin” sunulduğu biliniyordu. Ancak bunlarda beyaz Avrupalılar değil “siyahi ırklar” kullanılıyordu. Batılı ırkçı psikopatlar için beyaz ırktan bile olsa Müslüman kimliğine sahip olmaları av olarak görülmeleri için yeterli. 
Bizimkilerin adeta önünde secde ettikleri bu Batı zihniyetinin, az sayıda ruh hastası ile sınırlı olduğunu, bu safarilerin Batının âlî felsefî değerleriyle uyumsuz olduğunu iddia eden bizim Batıyataparlar çıkabilir. Bunların “Alman ekonomisi kötüye gidiyor” denmesine bile tahammülü yoktur. “Ne yani bizi kıskanıyorlar mı” diye uyanıklık yaparlar. Koskoca Yüce Almanya… Otobana bal dök yala. Bu denli organize insan öldürme turlarının nasıl yaygın faaliyet gösterdiklerine bizimkilere inandıramazsınız.
Batıyataparımızın zihnini anlamak için 1997 Anayasa Mahkemesi Refah Partisi kapatma davasında Vural Savaş’ın iddianamesinde birkaç sene öncesinde Bosna Soykırımını yapan Miloşeviç’in “Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyeti Anayasası’nı” emsal gösterdiğini hatırlamak yeterli. Başsavcı Vural Bey “soykırımcı olabilir, faşistokomünist olabilir ama onlar yüce Avrupa” şeklinde düşünmüş, fosurtudan polis devleti Sırbistan’ın anayasasını iddianamesinde ciddi ciddi örnek göstermişti.
Viyana’ya yarım saat uçuş mesafesindeki bir ülkede 3,5 yıl soykırıma göz yuman, bunu diplomatik yollarla destekleyen, medyada karartma yapan, safari turlarını görmezden gelen de aynı zihniyet. “Evet, ölüyorlar ama Avrupa göbeğinde İslamcılar devlet kursun, daha mı iyi” diyen zihniyet. 
İlginç olan, 3,5 yıllık soykırım esnasında İslam aleminden fazla itiraz gelmedi. Herkes işinde gücündeydi. Türkiye’de bile. Ümmet-i Muhammed uyuyordu. İran’ın silah ve komando yollaması, Türkiye ve Makezya’nın da kısmi desteği haricinde 50 Müslüman devlet seyretti.
Bosna soykırımı Sırpların eseri değil. Onlar figürandı. Bunun sorumlusu devletler, Sırp yanlısı siyaset yapan, BM yoluyla Müslümanlara ambargo uygulayan İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve Sırplara açık destek veren Yunanistan, Romanya, Kıbrıs Rum Kesimi, Siyonist rejim, Kanada devletleriydi. Özellikle İngiltere’deki John Major hükümetinin İskoç Yahudisi Siyonist savunma bakanı Malcolm Rifkind soykırımın esas hâmisiydi. Sadece Müslümanlara zarar veren silah ambargosunun devamını, Sırplara destek operasyonlarını bu hain adam sağlamıştı.
Sadece ümmet değil, Türkiye de Bosna soykırımını unuttu. On binler Kosova, yüz binler Filistin, yüz binler Bosna, yüz binler Suriye, yüz binler Irak, yüz binler Sudan, yüz binler OAC, yüz binler Afrika ve Asya’da katledildi. Kimi Müslüman bombardımanla, kimi açlıkla susuzlukla, kimi ‘turistik safaride’ katledildi.
Müslüman kanı ucuz.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.