
İstanbul Yeditepe Üniversitesi mezuniyet töreninde yaşanan bir olay, Türkiye’nin yakın tarihindeki yasakçı anlayışları yeniden gündeme taşıdı. Kur’an-ı Kerim‘de yer alan “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hûd Suresi, 112) ayetinin yazılı olduğu pankartı açmak isteyen bir öğrenci, rektörlüğün yönlendirmesiyle hareket ettiği öne sürülen bazı öğrenciler tarafından engellendi. Pankartın önüne geçen grup, ayetin görünmesini önlemeye çalıştı.
Üniversiteler; farklı düşüncelerin, inançların ve fikirlerin özgürce ifade edilebildiği bilim yuvaları olmak zorundadır. Demokratik bir toplumda, şiddet içermeyen ve hiçbir hakarete yer vermeyen bir ayet pankartının engellenmeye çalışılması, ifade özgürlüğü bakımından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Özellikle son yıllarda bazı üniversitelerde çeşitli ideolojik sembollerin ve LGBT bayraklarının açılmasına hoşgörüyle yaklaşılırken, Kur’an-ı Kerim‘den bir ayetin yer aldığı pankartın engellenmeye çalışılması “çifte standart” eleştirilerini de beraberinde getirmiştir. Hukuk fakültesinden mezun olan gençlerin, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” mesajını taşıyarak adalet, dürüstlük ve hakkaniyet ilkelerine bağlı kalacaklarını ifade etmek istemeleri, demokratik toplumlarda doğal bir hak olarak görülmelidir.
Türkiye, 28 Şubat sürecinde inanç ve değerler üzerinden uygulanan yasakçı anlayışların topluma nasıl ağır bedeller ödettiğini tecrübe etti. Aradan geçen yıllara rağmen benzer reflekslerin farklı şekillerde yeniden ortaya çıkması, “28 Şubat zihniyeti gerçekten sona erdi mi?” sorusunu yeniden gündeme taşımaktadır.
İnanç özgürlüğü de ifade özgürlüğü de demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Yasakların değil, hukukun; baskının değil, özgürlüklerin hâkim olduğu üniversite ortamları, hem akademik hayatın hem de demokratik kültürün temel şartıdır. Bir ayet pankartının dahi tahammülsüzlükle karşılanması, farklı düşüncelere saygı konusunda toplumun hâlâ önemli bir sınav verdiğini göstermektedir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”