
Gazze dünya gündeminden düşmüş olabilir; fakat Gazze’deki çocukların hayatından savaş henüz düşmedi.
Sabah oluyor…
Dünyanın başka yerlerinde çocuklar alarm sesleriyle uyanıyor. Kimi okul formasını giyiyor, kimi annesinin hazırladığı kahvaltıyı bekliyor.
Gazze’de bir çocuk ise gözlerini açtığında önce gökyüzüne bakıyor.
Bugün sessiz mi?
Çünkü onun için sabah, yeni bir günün başlangıcından önce, hayatta kalınmış bir gecenin sonu.
Annesinin yüzüne bakıyor.
Anne gülümsüyor.
Ama o gülümsemenin ardında uykusuzluk, korku ve cevabı olmayan sorular var.
Çocuk soruyor:
“Anne, bugün ne yiyeceğiz?”
Anne susuyor.
Çünkü bazı anneler çocuklarına “Bilmiyorum” demek istemiyor.
**

Saat ilerliyor.
Normalde şimdi okul zamanı.
Çantasını sırtına takması, arkadaşlarıyla buluşması, öğretmenini dinlemesi gerekiyor.
Ama okul nerede?
Belki yıkılmış.
Belki sınıfı artık yok.
Belki öğretmeni hayatta değil.
Belki arkadaşlarından biri artık onunla birlikte yürüyemiyor.
Çocuk yine de çocuk…
Bir taş, bir tahta parçası ya da kırılmış bir oyuncak buluyor.
Oynamaya çalışıyor.
Çünkü bazen savaşın ortasında çocuk kalabilmek bile bir direniş.
**
Öğle oluyor.
Dünyanın başka yerlerinde çocuklar okuldan çıkıp evlerine dönüyor.
Gazze’deki çocuk ise belki su kuyruğunda bekliyor.
Elindeki bidonun dolmasını…
Saatlerce.
Onun için birkaç litre su, sıradan bir ihtiyaç değil.
Günün devam edebilmesi demek.
Çocuk beklerken belki diğer çocukları düşünüyor.
Musluktan akan suyu, sıcak bir yatağı, güvenli bir evi…
Ve belki anlamıyor:
Neden bazı çocuklar çocukluklarını yaşarken, kendisi hayatta kalmaya çalışıyor?
**
Akşam oluyor.
Dünyanın başka yerlerinde sofralar kuruluyor.
Çocuklar yemeklerini yiyor, televizyon izliyor, oyun oynuyor.
Gazze’de ise bir anne çocuğuna sarılıyor.
Belki yemek az.
Belki hiç yok.
Ve dışarıdan bir ses geliyor.
Çocuk annesine bakıyor:
“Anne, bu gece de bomba olacak mı?”
Anne susuyor.
Çünkü bazı soruların cevabı yok.
**
Gece…
Çocuk uyumaya çalışıyor.
Başını annesinin yanına koyuyor.
Ama çocukların başka yerlerde kurduğu hayallerden çok farklı bir gece bu.
Bizim çocuklarımız gece bir sese uyandığında anne babasının yanına koşuyor.
Gazze’deki çocuk ise bir sese uyandığında önce bunun bomba olup olmadığını anlamaya çalışıyor.
İşte dünyanın görmesi gereken gerçek tam burada.
Dünyanın bir çocuğu için bir gün:
Okul + oyun + yemek + uyku.
Gazze’deki bir çocuk için:
Su + ekmek + korku + hayatta kalmak.
**
Gazze dünya gündeminden düşebilir.
Televizyon ekranlarında haberler azalabilir.
Dünya başka krizlere yönelebilir.
Ama Gazze’de sabah yine oluyor.
Bir çocuk yine gözlerini açıyor.
Bir anne yine çocuğunun yüzüne bakıyor.
Bir çocuk yine su bekliyor.
Bir çocuk yine yıkıntıların arasında oyun oynamaya çalışıyor.
Bir çocuk yine gece seslerden korkuyor.
Dünya Gazze’yi konuşmayı bırakınca Gazze’deki çocukların acısı bitmiyor.
Çünkü bir çocuğun acısı haber olmaktan çıktığında, gerçekten acı olmaktan çıkmaz.
Ve belki bugün Gazze için yapabileceğimiz en önemli şey, onu yeniden hatırlamak.
Bir rakam olarak değil…
Bir siyasi tartışmanın başlığı olarak değil…
Bir çocuk olarak.
Çünkü bazı haberler manşetlerden silinebilir.
Ama insanlık, unuttuğu yerde kaybolur.
Gazze dünya gündeminden düşmüş olabilir.
Ama bizim vicdanımızdan düşmemeli.
İSLAMİ HABER “MİRAT”