islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,9304
EURO
55,7562
ALTIN
6.740,80
BIST
12.899,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
21°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Salı Hafif Yağmurlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
20°C

İstanbul’un Ormanlarında Şehirden Saklanan Hayat

İstanbul’un Ormanlarında Şehirden Saklanan Hayat
27/09/2026 02:12
A+
A-

İstanbul’un Ormanlarında Şehirden Saklanan Hayat

İstanbul denince aklımıza trafik, kalabalık, beton ve bitmek bilmeyen bir koşuşturma geliyor. Oysa aynı İstanbul’un ormanlarında, insanlardan uzakta bambaşka bir hayat sessizce devam ediyor. Fotokapanlara yansıyan görüntüler, milyonlarca insanın yaşadığı bu metropolün aslında yaban hayatına da ev sahipliği yaptığını gösteriyor.

İstanbul’un ormanlarına yerleştirilen fotokapanlar, son günlerde dikkat çekici görüntüler kaydetti. Karaca, kızıl geyik, kurt, yaban kedisi, tilki, çakal, porsuk ve sansar gibi çok sayıda memeli türü bu kameralara yansıdı. Görüntüler arasında bir kurt sürüsü ve boynuzlarıyla mücadele eden iki geyik de bulunuyor.

Aslında bu görüntüler bize yeni bir şey söylemiyor. İstanbul’un ormanlarında yıllardır bir yaban hayatı var. Fakat şehir insanı, kendi kurduğu beton dünyanın dışındaki hayatı çoğu zaman görmüyor.

Görmemek, yok olduğu anlamına gelmiyor.

İstanbul’un kuzeyindeki ormanlar, özellikle Kuzey Ormanları ve Belgrad Ormanı çevresi, çok sayıda canlı için yaşam alanı oluşturuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kayıtlarında Belgrad Ormanı faunası içerisinde geyik, karaca, yaban domuzu, tilki, kurt, sansar, sincap ve çok sayıda kuş türü yer alıyor. İstanbul’daki Feneryolu Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda da karacanın yanı sıra çok sayıda memeli türünün varlığı tespit edilmiş durumda.

Bu noktada insanın kendisine sorması gereken önemli bir soru var:

Şehrin gerçek sahibi kim?

Elbette şehir insan tarafından kuruluyor. Yolları, binaları, köprüleri ve altyapıyı insan yapıyor. Fakat yeryüzü yalnızca insanın kullanımına tahsis edilmiş bir mülk değil.

Kur’an-ı Kerim bu konuda son derece dikkat çekici bir ifade kullanıyor:

“Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasın.”

En‘âm, 6/38

Bu ayet, hayvanlara bakışımızı değiştirecek bir perspektif sunuyor. Onları yalnızca insanın faydasına sunulmuş varlıklar olarak değil, kendi düzenleri ve hayatları bulunan canlı topluluklar olarak görmemizi hatırlatıyor.

İstanbul’un ormanlarında gece olduğunda belki de bizim hiç fark etmediğimiz bir hareketlilik başlıyor.

Bir karaca su arıyor.

Bir tilki avının peşinden gidiyor.

Bir kurt sürüsü ormanın derinliklerinde ilerliyor.

Bir yaban kedisi sessizce yolunu değiştiriyor.

Ve bütün bunlar, milyonlarca insanın birkaç kilometre ötesinde gerçekleşiyor.

İşte fotokapanların önemi de burada ortaya çıkıyor. Bu sistemler, hayvanları doğal davranışlarından koparmadan onların hareketlerini izlemeye imkân sağlıyor. Böylece bilim insanları hangi türlerin nerelerde yaşadığını, hangi alanları kullandığını ve yaban hayatının nasıl devam ettiğini daha iyi anlayabiliyor.

Fakat mesele yalnızca hayvanları görüntülemek değil.

Asıl mesele, onların yaşayabileceği alanları koruyabilmek.

Çünkü bir orman sadece ağaçlardan ibaret değildir. Ağaçların arasında yaşayan kuştan böceğe, karacadan kurda kadar bütün canlılar bir ekosistemin parçalarıdır. Ormanın bir bölümü yol, yapı veya başka bir insan faaliyeti nedeniyle parçalandığında, bundan yalnızca birkaç hayvan değil, bütün doğal denge etkilenebilir.

İstanbul’un kuzeyindeki ormanlar bu nedenle yalnızca şehrin nefes aldığı yeşil alanlar olarak görülmemeli. Aynı zamanda canlıların evi olarak değerlendirilmelidir.

Belki de şehir planlamasında sormamız gereken soru sadece “İnsanlar nerede yaşayacak?” olmamalı.

Bir başka soru daha sormalıyız:

“Bu şehir büyürken diğer canlılar nerede yaşayacak?”

Çünkü İstanbul’un ormanlarında gördüğümüz kurt, karaca, geyik veya yaban kedisi bize aslında çok basit bir gerçeği hatırlatıyor:

Biz onları görmüyor olabiliriz; ama onlar hâlâ bizimle aynı şehri paylaşıyor.

Ve belki de mesele, hayvanların şehirden saklanması değil.

Bizim, onların dünyasına ne kadar yer bıraktığımızdır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.