
Yazın sıcak günlerini geride bırakıp sonbaharın serin ve değişken havasına giriyoruz. Gündüzleri sıcak, sabah ve akşamları serin geçen bu dönemde bedenimiz de yeni mevsime uyum sağlamaya çalışıyor.
Sonbaharla birlikte akıllara gelen önemli sorulardan biri şu: Bağışıklık sistemimizi kışa nasıl hazırlayacağız?
Aslında bunun cevabında modern tıbbın önerileri kadar, Rabbimizin yarattığı tabiat düzeni üzerinde düşünmek de bize önemli bir bakış açısı kazandırabilir.

Kur’an-ı Kerîm’de Yüce Allah şöyle buyurur:
“İnsan yediğine bir baksın!”
(Abese, 80/24)
Devamındaki ayetlerde yağmurun yağdırılması, toprağın yarılması, ekinlerin, üzümlerin, sebzelerin ve çeşitli meyvelerin meydana getirilmesi anlatılır..
Bu bize önemli bir hakikati hatırlatıyor: Soframız sadece karnımızı doyurduğumuz bir yer değildir; aynı zamanda Allah’ın nimetlerini fark ettiğimiz bir şükür alanıdır.
Yüce Allah’ın yarattığı tabiatta her mevsimin kendine özgü şartları ve nimetleri vardır.
Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla vücudumuz daha fazla sıvı kaybedebilir. Karpuz, kavun, salatalık ve domates gibi su içeriği yüksek besinler de yaz sofralarında önemli bir yer tutar.
Sonbahar ve kış aylarında ise elma, armut, nar, kabak, havuç, yeşil yapraklı sebzeler; kışa doğru da mandalina, portakal gibi meyveler sofralarımızda daha fazla yer bulur.
Özellikle portakal ve mandalina gibi turunçgiller C vitamini bakımından zengindir. Ancak burada önemli bir noktayı unutmamak gerekir: Tek bir meyve veya vitamin, bağışıklık sistemini mucizevi biçimde korumaz.
Asıl önemli olan çeşitli ve dengeli beslenmektir.
Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için yalnızca vitaminlere odaklanmak yeterli değildir.
Sebze ve meyveleri çeşitlendirmek, yeterli su tüketmek, baklagiller ve tam tahıllara yer vermek, ölçülü miktarda sağlıklı yağ ve kuruyemiş tüketmek dengeli beslenmenin parçalarıdır.
Bunun yanında yeterli uyku, düzenli hareket, hijyen ve stresin yönetilmesi de sağlıklı yaşamın önemli unsurlarıdır.
Havaların serinlemesiyle susama hissimiz azalabilir. Ancak bu, vücudumuzun suya olan ihtiyacının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Kısacası sonbaharda soframızı çeşitlendirmek, su tüketimini ihmal etmemek ve ölçülü beslenmek, kışa sağlıklı bir şekilde hazırlanmanın temel adımları arasında yer alır.
İslam’ın beslenme anlayışında dikkat çeken önemli ilkelerden biri de ölçüdür.
Yüce Allah şöyle buyurur:
“Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
(A’râf, 7/31)
Bugün sağlıklı beslenme konusunda konuştuğumuz “denge” ve “ölçülülük” kavramlarının ne kadar önemli olduğunu bu ayet üzerinde düşünerek de görebiliriz.
Ne her vitaminin peşinden koşmak ne de sağlığı tek bir besine bağlamak doğru olur.
Çeşitlilik, denge ve ölçü…
Sağlıklı bir yaşam için ihtiyaç duyduğumuz temel yaklaşım budur.
Yaprakların dökülmesi, havaların serinlemesi, yağmurların başlaması ve tabiatın değişmesi bize aslında hayatın bir düzen içinde devam ettiğini gösteriyor.
Kur’an’da Nahl sûresinde Allah’ın gökten su indirdiği ve bu suyla çeşitli ürünler yetiştirdiği hatırlatılır. Ardından da bunda düşünen insanlar için bir ibret bulunduğu bildirilir.
Öyleyse sonbahara yalnızca “havalar soğuyor” diye bakmayalım.
Soframıza da bakalım.
Ne yiyoruz?
Ne kadar yiyoruz?
Nimeti israf ediyor muyuz?
Ve en önemlisi, bize bu nimetleri veren Rabbimizi hatırlıyor muyuz?
Çünkü sağlıklı yaşamak sadece hastalıklardan korunmak değildir. Bedenimizi bize verilmiş bir emanet bilmek, nimeti ölçülü tüketmek ve Rabbimizin nimetlerine şükretmek de sağlıklı bir hayat anlayışının parçasıdır.
Sonbahar geldi. Mevsim değişiyor. Sofralarımız değişiyor.
Biz de bu değişimi bir fırsata çevirelim; daha dengeli beslenelim, daha ölçülü yaşayalım ve her lokmada bize verilen nimeti hatırlayalım.
Çünkü insan gerçekten de yediğine bir bakmalı ve düşünmelidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”