
ATV ekranlarında yayınlanan “Esra Erol’da” programına RTÜK tarafından yaklaşık 8 milyon liralık idari para cezası uygulandı. Çocukların korunmasına ilişkin yayın ilkeleri kapsamında verilen cezanın ardından Turkuvaz Medya bünyesinden RTÜK’e yönelik sert yayınlar geldi. Tartışma artık yalnızca bir televizyon programını değil, medyanın toplumsal sorumluluğunu da gündeme taşıyor.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun, ATV’de yayınlanan “Esra Erol’da” programı nedeniyle yaklaşık 8 milyon liralık idari para cezası verdiği kamuoyuna yansıdı. Güncel haberlerde yaptırımın, programda bir çocuğu ilgilendiren DNA testi tartışmasının ekrana taşınmasıyla bağlantılı olduğu aktarılıyor.
6112 sayılı Kanun, çocuk ve gençlerin korunmasına özel önem veriyor. Kanuna göre çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimlerine zarar verebilecek içerikler, onların izleyebileceği zaman dilimlerinde yayınlanamıyor.
RTÜK de çocukların zararlı medya içeriklerinden korunmasını temel denetim alanlarından biri olarak görüyor. Kurumun Mart 2026’da TBMM’de yaptığı sunuma göre, son beş yılda çocukların gelişimine zarar veren yayınlar nedeniyle toplam 443 müeyyide uygulandı.
Televizyonculuk yalnızca reyting toplama faaliyeti değildir.
Özellikle aile hayatının mahremiyetini ilgilendiren meselelerin milyonların önünde tartışılması uzun süredir ciddi eleştirilere neden oluyor. Çocukların, aile içi çatışmaların ve son derece mahrem meselelerin televizyon ekranında reyting malzemesine dönüştürülmesi yayıncılık etiği açısından sorgulanmalıdır.
Bir çocuğun üstün yararı, televizyon programının izlenme oranından daha değerlidir. Ailenin mahremiyeti de reyting yarışına kurban edilemez. RTÜK’ün geçmiş kararlarında da “Esra Erol’da” programındaki bazı içeriklerin çocuk ve gençlerin ekran karşısında bulunduğu saatlerde yayınlanması eleştirilmiş ve 6112 sayılı Kanun’un çocukların korunmasına ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilmişti.
Cezanın ardından Turkuvaz Medya bünyesindeki yayın organlarından RTÜK’e yönelik sert tepkiler geldi. A Haber, yaptırımı “Turkuvaz Medya’ya ceza” çerçevesinde ele aldı ve RTÜK’ü dijital platformlardaki içeriklere karşı sessiz kalmakla eleştirdi. Ancak başka mecralardaki yanlış yayınlar, televizyon ekranlarında yapılan ihlalleri meşru hale getirmez. Bir başka yayın kuruluşunun yanlış yapması, ATV’ye yanlış yapma hakkı vermez.
Burada tartışılması gereken temel mesele açıktır:
Çocuklarımızı ve aile kurumunu koruyacak mıyız, yoksa reyting uğruna mahremiyetin tüketilmesine seyirci mi kalacağız?
Bir medya grubunun kendisini kamu otoritesinin üzerinde görmesi kabul edilemez.
RTÜK, kanunların kendisine verdiği yetki çerçevesinde televizyon ve radyo yayınlarını denetlemekle görevlidir. Verilen karar elbette hukuken eleştirilebilir ve yargıya taşınabilir. Ancak düzenleyici kurumu medya gücüyle baskı altına almaya çalışmak başka bir meseledir.
Turkuvaz Medya’nın RTÜK kararının ardından yürüttüğü yayın çizgisi bu açıdan tartışılmalıdır.
RTÜK’ün çocukların korunmasına ilişkin görevi yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal açıdan büyük önem taşıyor.
Çocuklarımızın mahremiyetini korumak zorundayız.
Aile kurumunun televizyon stüdyolarında aşındırılmasına karşı çıkmak zorundayız.
İnsanların en mahrem meselelerinin reyting malzemesine dönüştürülmesine de itiraz etmek zorundayız.
Bu nedenle çocukların korunmasını esas alan yayıncılık denetimini destekliyoruz.
Devletimizin yanındayız.
Çocuklarımızın yanındayız.
Ailenin ve toplum ahlakının yanındayız.
RTÜK, kanunun kendisine verdiği görev çerçevesinde gereken denetimi yapmak zorundadır. Medya kuruluşları da sahip oldukları ekonomik ve siyasi güç ne olursa olsun hukuk karşısında ayrıcalık beklememelidir.
Ekranlar kimsenin dokunulmaz alanı değildir.
Reyting uğruna mahremiyetin, çocukların ve aile değerlerinin istismar edilmesine “dur” denilmelidir.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube