islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4772
EURO
56,4620
ALTIN
6.860,39
BIST
14.405,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Pazar Parçalı Bulutlu
27°C

ODATV YAZARININ YANILGILARINA VE KARL MARX’IN DİN ELEŞTİRİSİNE CEVABIMIZ: MARKSİST DİN ELEŞTİRİSİ İSLÂM KARŞISINDA NEDEN ÇÖKER? (IV)

ODATV YAZARININ YANILGILARINA VE KARL MARX’IN DİN ELEŞTİRİSİNE CEVABIMIZ: MARKSİST DİN ELEŞTİRİSİ İSLÂM KARŞISINDA NEDEN ÇÖKER? (IV)

ODATV YAZARININ YANILGILARINA VE KARL MARX’IN DİN ELEŞTİRİSİNE CEVABIMIZ: MARKSİST DİN ELEŞTİRİSİ İSLÂM KARŞISINDA NEDEN ÇÖKER? (IV)

Odatv yazarının şahsımıza ve akademik üslubumuza yönelik değerlendirmelerine cevap verdiğimiz bu seride, konunun en temel ve derin noktasına gelmiş bulunmaktayız. Odatv çevresi ve Marksist sempatizanlar, Karl Marx’ı sadece iktisadî bir teorisyen gibi sunarak, onun din eleştirisindeki ve ateist/materyalist varlık anlayışındaki temel felsefî yanılgılarını gözlerden kaçırmaya çalışmaktadır.

Oysa bir ideoloğun iktisat teorisi, onun varlık, insan ve din anlayışından bağımsız değildir. Dr. Osman Sarı ile birlikte kaleme aldığımız “İslamî Diriliş” başlıklı eserimizde de etraflıca ortaya koyduğumuz üzere; (köşe yazısı formatı gereği burada tek tek dipnotlandırmaya gitmiyor, merak eden okuyucularımızı eserimize havale ediyoruz) Protestan kültürü ile büyümüş, Yahudi asıllı Karl Marx, Hristiyanlığın akla sığmayan taraflarıyla mücadele etmenin ötesinde, din mefhumunu külliyen inkâr eden materyalist bir pozisyon almıştır.

Odatv çevresini ve materyalist zihniyete sempati duyanları aydınlatmak maksadıyla, İslâm’ın Marksist din eleştirisini neden kökten reddettiğine dair ilmî ve felsefî hakikatleri kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

1. Karl Marx’ın Din Eleştirisinin Tarihî ve Felsefi Arka Planı

Karl Marx, materyalizmin etkisi altında kalmış rasyonalist bir filozof olarak sadece çürümüş Kilise’yi eleştirmekle kalmamış; pozitivist argümanlarla genel olarak dine doğrudan cephe almıştır. Marx, dine yönelik eleştirel görüşlerini ağırlıklı olarak 1843 yılında kaleme aldığı “Hegelci Hukuk Felsefesine Eleştiri” eserinde açıklamıştır. Ludwig Feuerbach’tan etkilenen Marx’a göre Tanrı, insanların hayalî bir projeksiyonudur. Marx şöyle der:

“İnsan, dini inşa eder, din insanı inşa etmez… Din, bu dünyanın genel bir nazariyesidir… Din, köşeye sıkıştırılmış mahlûkun inlemesidir, kalpsiz bir dünyanın keyfidir… Din, toplumun afyonudur.”

Marx, dinin insan eliyle şekillendiğini ve kapitalist sistemin uyuşturucu bir enstrümanı olduğunu iddia ederek, Tanrı’nın varlığını ve ilâhî hükümleri yok saymıştır. Marx’a göre üretim sürecinde emeğine yabancılaşan insan, dünyevî sefaletin acısını unutmak için dine sığınmıştır. Dolayısıyla “iktisadî temel” üzerindeki özel mülkiyet ortadan kaldırıldığında, bir teselli maddesi olan din de kendiliğinden ölüme mahkûm olacaktır.

2. İslâm, Marksist Din Eleştirisini Niçin Kökten Reddeder?

Marx’ın insan eliyle tahrif edilmiş Hristiyanlığın toplum üzerindeki olumsuz işlevini görerek, din eleştirisinde bulunması, Batı coğrafyası için belirli bir dereceye kadar anlaşılabilir. Gerçekten de Hristiyanlık, sosyal adaletsizliğe yol açan kapitalizme karşı etkili araçlara sahip olmadığı için, insanları dünyevî adalet arayışı yerine ahiret tesellisiyle uyuşturmuştur. Ancak İslâm’ın evrensel ve kuşatıcı yapısını bilmeyen Marx, din konusunda tam bir yanılgıya düşmüştür. İslâmî perspektiften Marksist din eleştirisi beş temel esasta çöker:

A. İslâm Dışındaki Dinler Tahrif Olmuştur; İslâm İse Orijinaldir: İslâm, beşerî veya sonradan kurgulanmış bir sistem değildir. İlahilik vasfını koruyan tek hak dindir: “Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim… Sizin için din olarak İslâm’ı beğendim.” (Mâide, 3) ve “Bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz.” (Hicr, 9). İslâm ne insan eliyle oluşturulmuş ne de insan gücüyle değiştirilebilecek bir dindir. Dolayısıyla Marx’ın “insan icadı din” tanımı, İslâm için tamamen geçersizdir.

B. İslâm’da Teomorfizm ve Antropomorfizm Yoktur: Marx, ezilmeyi içine sindirmiş Hristiyan tasviri yaparken “Üstün İnsan” (Übermensch) arayışından bahseder. Hristiyanlık, Hz. İsa’yı ilahlaştırarak Teomorfizme; Tanrı’ya insanî vasıflar vererek Antropomorfizme düşmüştür. İslâm ise Tevhit dinidir. Hz. Muhammed (s.a.v.) haşa bir ilah değil; bir kul, bir peygamber ve sosyal/siyasî bir liderdir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): “Ben ancak bir kulum, kullar gibi yer, kullar gibi içerim” buyurarak, kendisinin ilahlaştırılmasını kesinlikle yasaklamıştır.

C. İslâm, Dünya ve Ahirete Hitap Eden Evrensel Bir Dindir: Marx, İslâm’ın köleliğe ve faizci kapitalist sömürüye karşı duruşunu görmezden gelmiştir veya İslâm hakkında hiçbir bilgisi yoktur desek daha doğru olur. İslâm, dünya ve ahiret dengesini (Düalizm) kuran yegâne nizamdır. Medine vesikası ve krallara gönderilen davet mektupları, imandan hemen sonra sosyal adaleti tesis eden zekâtı emreder. Zekât, toplumun sınıflara bölünmesini engeller ve “saâdet-i dâreyn” (iki dünya mutluluğu) sunar. Hz. Peygamber (s.a.v.), bir devlet başkanı sıfatıyla “Korunmaya muhtaç aciz kimselerin sorumluluğu bize (sosyal devlete) aittir” buyurarak, insan ve Hak odaklı âdil nizamın temellerini atmıştır.

D. İslâm Uyuşturan Değil, Akletmeye Davet Eden Bir Dindir: Kur’ân, toplumları uyuşturmak bir yana, 70’ten fazla âyette insanları akletmeye ve düşünmeye çağırır: “Bu Kur’ân, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (Sâd, 29). Akıllarını kalbî ve manevî bağlarından kopararak kullanan pozitivist filozoflar ve ideologlar, ıslah ettiklerini sanarak, toplumsal düzeni bozmuştur: “Onlara ‘Yeryüzünde düzeni bozmayınız’ denildiğinde, ‘Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz’ derler. Biline ki, gerçekten bozanlar onların ta kendileridir…” (Bakara, 11-12). Marx’ın din eleştirisine dayalı komünist teorileri, netice itibariyle Doğu Blokunda milyonlarca insanın hürriyetini ve hayatını elinden alan büyük toplumsal felaketlere yol açmıştır.

E. İslâm İnsanı ‘Nesneleştirmez’ (‘Şeyleştirmez’); Fıtratıyla Barışık Olmasını İster:Şeyleşme” (Verdinglichung) tabiri Marksist literatüre ve felsefe/sosyolojiye ait temel bir kavramdır. Marx, Kapital’de nesneleşme (Versachlichung) ve meta fetişizmi kavramlarıyla insanî ilişkilerin ve insanın emeğinin nesneler (şeyler) arası bir ilişkiye dönüşmesini anlatır. Bu kavram, daha sonra Marksist filozof Georg Lukács tarafından Tarih ve Sınıf Bilinci (1923) eserinde “Şeyleşme” adıyla kavramsallaştırılmıştır. Doğrudur, Kapitalizm ve Hristiyanlık, insanı kendine ve emeğine yabancılaştırmıştır. Marksist literatürün insanı nesneleştiren sistemler için kullandığı “şeyleşme” kavramı, asıl kaynağını insanın Yaratanından kopmasında bulur. İslâm’da yabancılaşmanın ve şeyleşmenin çaresi, insanın fıtratına, yani Allah’ın kuluna üflediği ruhuna dönmesidir. Kalben akletmeyen, ruhuna ve Yaratanına yabancılaşan insan, nesneleşir/dünyevileşir (“şeyleşir”) ve sömürü düzenine zemin hazırlar. Kur’ân, bu hakikati şöyle açıklar: “Gerçek şu ki, bir toplum nefislerini (ruhlarını ve ahlâklarını) değiştirmedikçe, Allah da onların durumunu değiştirmez” (Ra’d, 11).

Velhâsıl-ı Kelâm: Odatv yazarının ve ideolojik birikimlerini yenileyemeyen çevrelerin görmesi gereken hakikat şudur: Karl Marx’ın din eleştirisi, tahrif edilmiş Hristiyanlığın ve vahşi Kapitalizmin ürettiği tarihî şartlara verilen sınırlı bir tepkiden ibarettir. Bu tepki, bütün dinler için geçerli değildir. Özellikle bu eleştiri, bozulmamış ve bozulmayacak olan son tevhit dini olan İslâm için hiçbir surette geçerli değildir. Çünkü İslâm ne insan icadı bir afyondur ne de sömürünün suç ortağıdır. İslâm; aklı, ruhu, fıtratı, adaleti ve mülkiyeti ilâhî dengede buluşturan, insanlığı hem dünyada hem de ahirette dirilişe çağıran evrensel tek hakikattir.

Odatv, örnek gösterdikleri merhum Nurettin Topçu’yu kendilerine siper ederek, bizi onunla kıyaslayarak “yüzeysellikle” itham ettikleri için, gelecek yazımızda bu meseleye yoğunlaşacağız.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.