islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,6571
EURO
56,2157
ALTIN
6.771,15
BIST
13.892,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
22°C
İstanbul
22°C
Yağmurlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
23°C
Cuma Az Bulutlu
24°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
25°C

YAPAY ZEKÂYA BİR SORALIM

YAPAY ZEKÂYA BİR SORALIM
A+
A-

YAPAY ZEKÂYA BİR SORALIM

Oğlum birkaç gündür hastaydı. Midesi bulanıyor, zaman zaman kusuyordu. Ateşi olmadığı için mide üşütmesi olduğunu düşündüm. Ne yapmam gerektiğini bildiğim hâlde, iyileşme döneminde yanlış bir şey yedirmemek için yapay zekâdan da fikir aldım.
Sonra iştahı yeniden açıldı.
“Ne yemek istersin?” diye sordum.
“Sen yapay zekâya sor, öyle yiyelim. Yanlış bir şey yemeyeyim.” dedi.
Bu cümle beni düşündürdü. Çünkü ben sadece fikir almıştım. O ise doğrudan ona güvenmeye başlamıştı.
Peki bu alışkanlık çocuklukta başlarsa?
Çocuk henüz kendi muhakemesini oluştururken, karşılaştığı soruların cevabını sürekli dışarıdan almaya alışırsa ne olur?
Bir şeyi yapmadan önce “Ben ne düşünüyorum?” demek yerine “O ne diyor?” diye sormaya başlarsa?
Benim zihnimde asıl soru burada oluştu.
Çünkü bilgiye ulaşmakla bilgi sahibi olmak aynı şey değil.
Bir cevaba birkaç saniyede ulaşmak, o cevabı düşünmüş, anlamış ve zihnimize yerleştirmiş olmak anlamına gelmiyor.
Uzun yıllardır eğitimde ezberci anlayışı eleştiriyoruz. Çocuğun önüne hazır bilgiyi koymak yerine araştırmasını, sorgulamasını ve düşünmesini istiyoruz. Öğretmenin görevinin bilgiyi doğrudan yüklemek değil, çocuğa rehberlik etmek olduğunu söylüyoruz.
Bu anlayışı eğitim hayatımıza yerleştirmeye çalıştığımız bir dönemde, şimdi başka bir kolaylık çıktı karşımıza. Üstelik bunun için araştırması, kaynak karıştırması, bir bilene sorması bile gerekmiyor. Soruyor ve cevap geliyor.
Yıllardır çocuğu hazır bilgiden kurtarmaya çalışırken, şimdi karşımıza hazır cevabın kendisi çıkıyor.
Bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça bilgi birikimimiz artıyor mu, yoksa ihtiyaç duyduğumuz anda ulaştığımız bilgi, işimiz bitince zihnimizden çekilip gidiyor mu?
Çünkü çocuk öğrenirken yalnızca cevabı elde etmiyor. O cevaba ulaşırken de öğreniyor.
Merak ediyor, araştırıyor, yanılıyor, karşılaştırıyor, yeniden deniyor. Bütün bunlar zihninde birikiyor.
Hazır cevap ise onu sonuca çok daha hızlı ulaştırıyor.
Sorun da tam burada başlıyor.
Çocuk zamanla sonuca ulaşmak için düşünmeye ve araştırmaya daha az ihtiyaç duyarsa, kendi cevabını üretme becerisi de yeterince gelişmeyebilir.
Üstelik sürekli dışarıdan cevap almaya alışan bir çocuk, kendi düşüncesini yeterli bulmadan önce onu doğrulatmak isteyebilir.
Kendi cevabını üretmeyen çocuk, zamanla kendi cevabına ne kadar güvenebilir?
Yapay zekâya aşırı güvenin öğrencilerin karar verme, eleştirel düşünme ve analitik düşünme süreçleriyle ilişkisini inceleyen araştırmaların son yıllarda artması da bu açıdan dikkat çekici. 2024 yılında yayımlanan bir sistematik derlemede, yapay zekâya aşırı güvenmenin bu beceriler açısından risk oluşturabileceğini ortaya koyan çalışmalar incelendi.
Burada dikkat çekilen nokta, sistemin cevap vermesi değil, öğrencinin verilen cevabı sorgulamadan kabul etmeye başlaması. Düşünme sürecinin bir kısmını sürekli sisteme bıraktığımızda, kısa vadede kolaylık sağlarken kendi zihinsel çabamızın azalması söz konusu olabilir.
Bu özellikle çocuklar açısından önemli. Henüz bilgi birikimini ve muhakeme becerisini oluşturan bir çocuğun karşısına çıkan hızlı ve kendinden emin cevap, kolaylıkla doğru kabul edilebilir.
Bir süre sonra:
“Bir düşüneyim.”
“Aileme danışayım.”
“Bir araştırayım.”
yerine,
“Bir soralım.”
demek daha kolay hâle gelebilir.
İşte burada konu yalnızca bilgi edinme biçiminden çıkıp çocuğun karar verme alışkanlığına uzanıyor.
Çünkü bu sistem yardımcı olduğu sürece bir araçtır. Fakat çocuk zamanla onun cevaplarını sorgulamadan kabul etmeye, kendi düşüncesinden önce ona başvurmaya ve kararlarını onun söylediklerine göre vermeye başlarsa, o araç çocuğun zihninde bambaşka bir konuma taşınabilir.
Yapay zekâya danışmak başka, onu otorite kabul etmek başka.
Bugün çocuklarımızın önündeki en büyük risk, bu teknolojinin çok şey bilmesi değil, çocuğun kendi düşüncesini sorgulamadan onun cevabına bırakmasıdır.
Bu teknolojiyi kullanırken asıl önemli olan, çocuğun kendi düşünme sorumluluğunu koruyabilmesi.
Cevap alabilir, fikir isteyebilir, araştırmasını kolaylaştırabilir. Ama karar verirken kendi aklını devreden çıkarmamalı.
Çocuk, her sorunun cevabını dışarıda aramak yerine kendi zihnini kullanmayı öğrendikçe güçlenir.
Oğlumun o gün söylediği cümleyi şimdi tekrar düşündüğümde, beni düşündüren onun yapay zekâdan yardım istemesi değil; “Yanlış bir şey yemeyeyim, önce ona soralım,” demesiydi.
O gün fark ettim ki çocuklarımıza teknoloji kullanmayı öğretmek kadar, kullandıkları teknolojinin karşısında kendi akıllarını ve muhakemelerini korumayı öğretmek de bizim sorumluluğumuz.
Yapay zekâ hayatımızda olacak. Çocuklarımız da onu kullanacak. Önemli olan, hayatımızı kolaylaştıran bu aracın zamanla düşüncelerimizi yöneten bir otoriteye dönüşmesine izin vermemek.

Şeyma Demircan Namazcı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.