islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,6575
EURO
56,1707
ALTIN
6.800,86
BIST
13.263,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
21°C
İstanbul
21°C
Yağmurlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
23°C
Cuma Az Bulutlu
24°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
25°C

ODATV’NİN FUTBOL ANALİZİ VE TÜRK SOLUNUN KAVRAM FETİŞİZMİ: MARX’I YANLIŞ ANLAYAN YERLİ MARKSİSTLERE BİR DERS

ODATV’NİN FUTBOL ANALİZİ VE TÜRK SOLUNUN KAVRAM FETİŞİZMİ: MARX’I YANLIŞ ANLAYAN YERLİ MARKSİSTLERE BİR DERS

ODATV’NİN FUTBOL ANALİZİ VE TÜRK SOLUNUN KAVRAM FETİŞİZMİ: MARX’I YANLIŞ ANLAYAN YERLİ MARKSİSTLERE BİR DERS

Odatv’de Mehmet Ali Gürbüz tarafından yayımlanan “Marks’ın 160 yıllık kavramıyla Türk futbolunu değerlendirdik: Yabancı futbolcu fetişizmi” başlıklı yazısı, yerli sol aydın tipolojisinin Batı menşeili kuramları kavramsal derinliğinden koparıp güncel olaylara nasıl yapıştırmaya çalıştığının ibretlik bir örneğidir. Batı felsefesinin iktisadî argümanlarını sığ bir magazin ambalajıyla sunan bu yaklaşım, felsefi derinlik sergilemek isterken adeta kendi kalesine gol atmıştır.

https://www.odatv.com/spor/marksin-160-yillik-kavramiyla-turk-futbolunu-degerlendirdik-yabanci-futbolcu-fetisizmi-120162074,

İslâm’ın adalet, mülkiyet ve emek dengesini temel alan anti-kapitalist fakat materyalist yanılgıları da reddeden anti-Marksist bir iktisat perspektifinden baktığımızda, ortada hem ciddî metodolojik eksiklikler hem de trajikomik bir zihnî yetersizlik görülmektedir.

Marx’ta Meta Fetişizmi Ne Anlama Gelir?

Fetişizm; genel anlamıyla doğaüstü veya gizemli bir gücü olduğuna inanılan, bu sebeple kendisine tapınılan veya aşırı kutsallık atfedilen nesnelere duyulan bağlılıktır. Karl Marx, 1867’de yayımlanan Kapital’in birinci cildinde “Meta Fetişizmi” (Warenfetischismus) kavramını ortaya atarken, yalnızca bir malın fiyatının yüksek olmasını veya ona aşırı değer verilmesini kastetmez. Marx’a göre fetişizm, kapitalist sistemde insanlar arasındaki toplumsal ve insanî ilişkilerin, pazar yerinde nesneler (şeyler) arasındaki bir ilişkiymiş gibi görünmesidir. Ürünün arkasındaki insan emeği ve üretim süreçleri gizlenir; o nesne sanki kendi içinde mistik, kendiliğinden var olan bir değere sahipmiş gibi algılanır.

İsaak Rubin’in Tespiti: Yerli Solun 160 Yıllık Yüzeyselliği

Odatv yazarının düştüğü teorik yetersizliğini kavramak için, Karl Marx’ın değer-biçim kuramının en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Yahudi kökenli ünlü Sovyet iktisatçısı İsaak Iljitsch Rubin’in (1886-1937) “Die marxsche Theorie des Warenfetischismus” (Marx’ın Meta Fetişizmi Teorisi) başlıklı klâsik çalışmasına bakmak yeterlidir. 1937’de idealist görüşlerinden dolayı Stalin döneminde idam edilen Rubin, 1920’lerde yazdığı bu metinde yerli solun bugün düştüğü hataları adeta yüz yıl öncesinden tescillemiştir:


Resim: Isaak Iljitsch Rubin ve Almanca Tercümesi Olan “Studien zur Marxschen Werttheorie” (Marx’ın Değer Teorisi Üzerine Çalışmalar) Eseri. Bu kitapta yer alan ilgili bölüm: “Die marxsche Theorie des Warenfetischismus” (Marx’ın Meta Fetişizmi Teorisi).

  • Fetişizm Bir Süs Değil, Sistemin Merkezidir: Rubin, fetişizm teorisinin iktisattan bağımsız bir “sosyolojik parantez” veya “edebî bir süs” gibi görülmesini sertçe eleştirir. Fetişizm, Marx’ın değer teorisinin temel direğidir. Odatv yazarı ise bu kavramı, iktisat-politik bütünden koparıp futbol magazinine yapıştırılacak sığ bir etiket gibi kullanmıştır.
  • “Şeylerin Arkasındaki İnsanı Görmek” Yetmez: Rubin’e göre fetişizm, yüzeysel bir şekilde “Şeylerin arkasındaki insan ilişkilerini görme sanatı” değildir. Marx, meta ekonomisinde insanlar arasındaki toplumsal üretim ilişkilerinin zorunlu olarak şeyleşmiş bir biçim alması gerektiğini göstermiştir. Odatv yazarı, olayı “Fiyat futbolcunun önüne geçti, arkadaki emeği unutuyoruz” seviyesine indirgeyerek, tam da Rubin’in işaret ettiği sığ ahlâkçılık tuzağına düşmektedir. Futbolcunun nesneleşmesi bir “görmeme” kusuru değil, endüstriyel futbolun yapısal sonucudur.
  • Nesnel Maddî Biçimler: Rubin, fetişizmin basit bir “zihnî yanılsama” olmadığını, piyasa şartlarının bu nesnel kategorileri toplumsal üretimin zorunlu organları hâline getirdiğini belirtir. Sistem, zorunlu olarak nesneleşme üretiyorken, Odatv yazarının çözümü “taraftar bilinçlensin, yöneticisine soru sorsun” seviyesine indirmesi, materyalist analizle çelişen çocukça bir yöntemdir.

Odatv Yazısının Metodolojik Çöküşü

Odatv’deki yazıda bonservis bedeli yüksek hazır yabancı oyuncu almak “meta fetişizmi” sayılırken; Göztepe’nin Romulo adındaki yabancı futbolcuyu ucuza alıp, geliştirip yüksek bedelle Avrupa’ya satması “doğru ve övgüye değer bir model” olarak sunulmaktadır. Marksist jargona sığınanların düştüğü teorik tuzak, işte tam da buradadır:

  • Sermaye Birikimini “Doğru Model” Diye Övmek: Bir oyuncuyu ucuza kapatıp üzerinde değer artışı sağlayarak, yüksek kârla satmak (artık-değer sömürüsü ve arbitraj), kapitalist sermaye birikim modelinin ta kendisidir. Yazar, fetişizmi eleştireyim derken, burjuva iktisadının “ucuz girdi – yüksek katma değer – ihracat” tüccarlığını hiç farkında varmadan adeta aklamıştır.
  • Kullanım ve Değişim Değeri Yanılgısı: Yazıda futbolcunun sahadaki oyunu “saf kullanım değeri”, bonservisi ise “değişim değeri” olarak ayrıştırılır. Oysa endüstriyel futbolda oyuncunun sahadaki performansı, doğrudan onun bonservisini üreten diyalektik (karşılıklı beslenen ve birbirini üreten) bir araçtır. Futbolcunun sahadaki yeteneği ile piyasadaki para değeri iki bağımsız, kopuk dünya değildir. Sahadaki başarı para değerini artırır; oluşan yüksek para değeri ise oyuncuya yeni fırsatlar ve sahada daha büyük bir vitrin sunar. Bu iki süreç birbirini etkiler, dönüştürür ve birlikte yürür. Yani diyalektik; sebep-netice münasebetinin tek taraflı değil, çift yönlü ve döngüsel işlemesidir. Sporu kapitalist gerçekliğinden koparıp romantize etmek diyalektikle bağdaşmaz.
  • Fetişizm Üretim İlişkilerinin Genel Teorisidir: Rubin’in altını çizdiği üzere fetişizm, tüm üretim ilişkilerini kapsar; sadece “hazır yabancı transfere” Ucuza alınıp geliştirilen (Romulo örneği) veya altyapıdan çıkarılan yerli bir oyuncu da pazarlanmak ve finansal getiri sağlamak üzere eğitiliyorsa aynı meta zincirinin nesnesidir.

Kavram Fetişizmi: Futbolu Marksizm’le Açıklama Telaşı

Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta şudur: Bir futbol transferi bile illa ki Marx’ın 160 yıllık kavramlarıyla açıklanmaya çalışılmaktadır. İşte bu durumun kendisi bizzat “Marksist Kavram Fetişizmi” değil midir? Kendi medeniyet değerlerine ve iktisat ilkelerine yabancılaşmış olan yerli sol zihniyet, Batı’nın Marksist teorilerini felsefî açıdan “üstün” görünmek için etiket olarak kullanmaktadır. Marksist olduklarını zanneden Müslüman kardeşlerimiz, nesneleşen futbolcuyu ve spor dünyasını haklı olarak eleştirirken, Batılı kavramların esiri olarak zihnen nesneleştiklerinin farkında bile değildir.

İslâm İktisadı Açısından Mesele

Bizler anti-kapitalist ve anti-Marksist bir çizgide duran Müslüman iktisatçılar olarak ilan ediyoruz ki: İnsanı ve onun emeğini metalaştıran her düzen – ister hazır transfer tüketsin, ister oyuncuyu ucuza alıp pahalıya satarak tüccarlık yapsın – sömürü çarkının bir parçasıdır. Bu çark, aynı zamanda futbolseverleri fanatikleştiren, kitleleri manevî gayesinden az çok koparan, onları fanatikliğe kadar götürebilen derin bir dünyevileşme sürecidir. İslâm iktisadı, insanı piyasada alınıp satılan bir “bonservis etiketi” olarak görmez; sporu da finansal spekülasyonun nesnesi kılmayı reddeder. Marx’ın materyalist süzgeciyle olayı sığlaştırıp sonra da kapitalist ticareti öven bu zihniyet ne Marx’ı anlayabilmiş ne de kapitalizme gerçek bir alternatif üretebilmiştir. Odatv’deki bu analiz, yerli Marksistlerin teorik derinlikten ne kadar uzak olduklarını bir kez daha tescillemiştir.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.