
Çok çok istisnai de olsa evinde televizyonu olmayan aydın dostlarımız var. Akıllı ve iradeli insanlar. Çünkü zararı çok, faydası pek az olan televizyonları izlememenin entelektüel bir kayba sebep olmayacağını biliyorlar. Ama Mirat Haber’imiz hatırına biz haber programlarına bakıp geçmeye devam ediyoruz.
Geçen akşam CNN Türk’te Cübbeli’yi programda görünce pes dedim. Yakın tarihimizde Ehl-i Sünnet dışı böylesi hurafeci bir adam çıkmamıştır. Kıymet bilmez bu saldırgan adam yıllardır merkez medyada zirvede. Bize kimse saf muamelesi yapmasın. İslam’ın güzel yüzünü çirkinleştirip laikliği tahkim etmek isteyen iç ve dış güçler bu adamı ısrarla gündemde tutuyor. Adam, devletimizin denetiminde olan Diyanet kadrolarına ve sayıları yüzleri aşan İlahiyat akademisyenlerine tercih ediliyor. Aslında mezkûr kişi manevi bir faciadır. Üstelik televizyonlarda gerçek İslam’ı bir hayat düzeni olarak anlatan bir tek program da yok.
Yazımın bu giriş bölümünü bitirirken birden aklıma, bu konuyu işleyen üç yıl önceki bir makalem geldi. Yeniden yazıp daha fazla tazyi-i evkât etmemek için onu hatırlatmak istiyorum. Okuyalım:
Diyanet, anayasal bir devlet kurumu. Binlerce mensubuyla kullanılmaya hazır. İlahiyatlar da öyle. İstisnaları olsa da devletin kullanacağı akademisyenler pek çok, bekleyip durmaktalar.
Ama o da ne! Vasat bir medrese ve tarikat kültürü olan Cübbeli, akıl dışı bunca hurafesine rağmen tercih ediliyor, ettiriliyor.
Bilinçli Müslümanların tümünü dışlayıp ezse bile sükûnet bulmayacak olan Fatih Altaylı ile başlayan, Veysi Ateş, Nevzat Çiçek ve şimdilerde de Ahmet Hakan ile süren Cübbeli tercihi, Habertürk ve CNN Türk’te yıllardır saatler süren programlarla devam ediyor.
Yalnızca Habertürk ve CNN Türk mü? Buna Odatv’yi de ilave edebilirsiniz. Utanmasalar Cübbeli’nin yellenmesini bile haber yapacaklar…
Ahmet Hakan’ın tespitiyle, İslam’ı bir hayat düzeni olarak algıladığı ve jakoben laik uygulamaları sorguladığı için radikal bulunan Ali Rıza Demircan’ı geçelim de Diyanet’te ve İlahiyatlarda adam mı yok?
Diyanet’te, İlahiyatlarda ve Millî Eğitim’de din kültürü öğretmenleri arasında Kamâl Atatürkçüler, tarihselciler, recmi ve köleciliği savunan gelenekselciler, şekilperestler, tarikatçılar, deistler, şöhret ve çıkar için din değiştirebilecek olanlar, yani her cins adam var. Bunların unvanları da var.
İslam’ı milletimiz için alternatif bir hayat düzeni olarak gören yıldızlara gelince, çok çok az oldukları için onları Diyojen’in feneriyle arasanız da bulamazsınız.
Ağzınızla kuş tutsanız, bin bir keşif yapsanız bile bizim merkez medyamıza tırmanamaz, yükseklerde yer bulamazsınız, yok böyle bir dünya. Bütün medya üzerinde gücünü kullanabilecek yüksek bir otoritenin size sahip çıkması lazım. Ama sizin de çok amaçlı olarak kullanıma elverişli olmanız lazım.
Sosyal bilimleri de dâhil, ey Üniversite, ey Medya!
Zinayı konu almaz, eşcinselliği önemsemez, faize yönelmez, ırkçılığa eğilmez, para sistemimizi ve dış borçlarımızı çalışmaz, ülkemiz demokrasisini sömüren siyasi partiler kanunuyla ilgilenmez, yeni anayasayı umursamazsınız. Yani bir halta yaramazsınız.
Gelin de bari şu Cübbeli’yi inceleyin.
Kimdir bu adam? Devlet veya devlet benzeri güçler bu adamı niçin tutar? Medyada kimler yer açar? Güdülen amaç nedir? Niçin ısrarla Cübbeli?
Burun mu kıvırdınız? Bize göre gâvur kapiği bile etmez ama alayınıza bedeldir. Yakın tarihimiz de Cübbeli ile perdelidir.
Değindik, ama bir daha dile getirelim:
Diyanet’in ve İlahiyatların hiç mi onuru yok ki yıllardır bir adamın kendilerine tercih edilmesinden rahatsızlık duymuyorlar?