
Ben de Bu Memleket İçin Can Verdim. Size Ne Benim Dinimden?
HABER YORUM
Kemalizm, bu ülkede kendini mutlak hâkim olarak gördü ve İslam’ı, dindarları dışladı.
Cumhuriyet kurulurken 1924 Anayasasında “Devletin İslam Devleti” olduğu yazıyordu; ama uygulamada durum farklıydı.
Emperyalizmin şapkası, harfleri, kanunları, kılık kıyafeti derken; ezanın Türkçe okutulma zorbalığı, ibadetlerin Türkçe yapılma zorunluluğu, Haccın yasaklanması, namaz vakitlerinin azaltılması ve Kur’an-ı Kerim’e Nutuk’tan bölümler ekleme girişimleri ortaya çıktı.
(Bu söylediklerimizi abartılı bulanlar, Osman Nuri Çerman hakkında kısa bir araştırma yapabilir.)
Kendini Mustafa Kemal’in askerleri olarak gören güruhun tek argümanı vardı: Laiklik.
Pardon, “Jakoben laiklik” demeliydim.
Bu Jakoben laiklik anlayışı, halkın inanç ve kültürel değerlerini yok sayarken, modernleşme kisvesi altında dini baskıladı ve dindar kesimi ötekileştirdi.
Kemalistlere göre namaz kılan, oruç tutan, başını örten herkes ötekiydi.
Böyle olunca, toplumun modernleşmesi adına yapılan baskılar; ahlaki buhrandan yozlaşmaya, kültürel kayıptan toplumsal çözülmeye kadar birçok olumsuz sonuca yol açtı. Modernleşelim derken, yozlaşma yolunda haddinden fazla yol aldık.
Ortada sadece kendi özgürlüğünü kutsayan, başkalarının inanç ve kültürüne tahammül edemeyen bir toplum kaldı. Hatta, hayasız hâl ve hareketlerini özgürlük sanan, beyinleri iğdiş edilmiş bir nesil de elimizde duruyor.
“Türkiye laiktir, laik kalacak! Atatürk’ün askerleriyiz” diye bağıranlar, dine ve dindarlara duydukları kin nedeniyle gerçek anlamda laik olamadılar.
Özetle, Jakoben laiklik adı altında uygulanan baskılar, halkın inanç ve kültürel değerlerini yok sayarken toplumsal dokuda derin yaralar açtı. Bugün geriye, kendi özgürlüklerini kutsayan ama başkalarının değerlerine tahammül edemeyen bir anlayış ve yozlaşmış bir kültürel miras kaldı.
İSLAMİ HABER “MİRAT”