islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,7713
EURO
56,0537
ALTIN
6.865,89
BIST
13.284,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Az Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
20°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
18°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C

ALMANYA’DAKİ TÜRK’LERİN KİMLİK EROZYONU: TÜRK KÖKENLİ SİYASETÇİLERİN ASİMİLASYON İLE İMTİHANI

ALMANYA’DAKİ TÜRK’LERİN KİMLİK EROZYONU: TÜRK KÖKENLİ SİYASETÇİLERİN ASİMİLASYON İLE İMTİHANI

ALMANYA’DAKİ TÜRK’LERİN KİMLİK EROZYONU: TÜRK KÖKENLİ SİYASETÇİLERİN ASİMİLASYON İLE İMTİHANI

Almanya’nın değişik eyaletlerinde 26 yıl yaşadıktan sonra Türkiye’ye temelli dönüş yapan bizler, Almanya’da yaşanan sosyo-politik olayları halen yakından takip ediyoruz. Almanya’da son on yıllarda dikkate değer bir siyasî tablo ile karşı karşıyayız. 1960’lı yıllardan itibaren Anadolu’nun bozkırlarından, köylerinden, kasabalarından çıkıp “acı vatan”a helal rızık peşinde giden ilk nesil Müslüman Türk işçilerinin torunları, bugün Federal Meclis mevkilerinde, eyalet parlamentolarında ve hatta eyalet başbakanlığı koltuklarında oturuyor.

Dışarıdan bakıldığında bu durum, gurbetçi toplumun başarısı, toplumsal kabulün simgesi ve bir “uyum zaferi” gibi sunulmaktadır. Ancak madalyonun diğer yüzüne bakıldığında, karşımıza çıkan acı gerçek şudur: Batı siyasetinde alan kazanan Türkiye kökenli aktörlerin büyük çoğunluğu, yükseldikleri basamakları tırmanırken hem Türk-İslam kimliklerinden hem de medeniyet köklerinden belirgin bir biçimde kopmuştur.

Bu kopuşun en somut ve sembolik örneği, Baden-Württemberg Eyalet Başbakanlığı makamına kadar yükselen Yeşiller Partisinden Cem Özdemir’dir. Anadolu’dan giden işçi bir ailenin çocuğu olarak yetişen Cem Bey’in siyasî kariyeri incelendiğinde, kendisini tanımlama biçimi son derece öğreticidir. Kendisini “kültürel Müslüman” veya “seküler Müslüman” olarak nitelendiren bu anlayış, esasen İslâm’ın bir hayat nizamı, bir ahlâk tasavvuru olan bağlayıcı yönünü tamamen paranteze almaktadır. Kamusal alanda İslâmî değerlerin, aile yapısının ve inanç esaslarının savunuculuğunu yapmak şöyle dursun; Batı’nın kurguladığı seküler ve postmodern değer yargılarının adeta gönüllü birer neferi hâline gelmektedir.


Resim: Bizim İçin Bir Utanç Tablosu: Baden Württemberg Eyalet Başkanı Cem Özdemir, Alman Toplumuna Tam Asimile Olmanın Mükafatı Olarak 2014 Yılında Alman Bira Üreticileri Birliği (Deutscher Brauer-Bund) tarafından “Yılın Bira Elçisi” (Bierbotschafter) seçilmiştir.

Hemen Her Siyasî Partide Türk/Müslüman Kökenli İnsanlar Var

Almanya siyasetinde hem federal düzeyde (Federal Meclis – Bundestag) hem de eyalet ve belediye düzeylerinde aktif görev alan çok sayıda Türkiye kökenli siyasetçi bulunmaktadır. Öne çıkan isimler ve görevleri şu şekildedir:

1. Bakanlık ve Üst Düzey Görevler Üstlenmiş İsimler

  • Aydan Özoğuz (SPD): Almanya’nın ilk Türkiye kökenli federal devlet bakanı olmuş (Göç, Sığınmacı ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı) ve 2021-2025 yılları arasında Almanya Federal Meclis (Bundestag) Başkan Vekilliği görevini yürütmüştür.


Resim: Aydan Özoğuz ve Eski Şansölye Olaf Scholz ile birlikte.

  • Serap Güler (CDU): Hristiyan Demokrat Birlik partisinde üst düzey görevler alan ilk Türkiye kökenli kadın siyasetçilerdendir. Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti’nde Uyum Müsteşarlığı yaptıktan sonra Federal Meclis’e seçilmiştir.


Resim: Serap Güler, parlamentodaki çalışmalarına ek olarak, 2025’ten beri Şansölye Friedrich Merz hükümetinde Federal Dışişleri Bakanlığı’nda Devlet Bakanı olarak görev yapmaktadır.

  • Filiz Polat (Yeşiller): Yeşiller Partisi’nin insan hakları ve göç politikalarında etkili isimlerinden biri olup Federal Meclis üyeliği yürütmektedir.

2. Eyalet ve Şehir Siyasetinde Öne Çıkanlar

  • Belit Onay (Yeşiller): 2019 yılında Aşağı Saksonya eyaletinin başkenti Hannover’in Büyükşehir Belediye Başkanı seçilerek Almanya’da büyük bir eyalet başkentini yöneten ilk Türkiye kökenli belediye başkanı olmuştur.
  • Cansu Özdemir (Die Linke): Hamburg Eyalet Parlamentosu’nda Sol Parti’nin grup başkanlığını uzun yıllar yürütmüş ve eyalet siyasetinde tanınan bir figür hâline gelmiştir.

3. Partilere Göre Dağılım

Almanya Federal Meclisi’nde (Bundestag) hemen her dönem yaklaşık 18–20 civarında Türkiye kökenli milletvekili görev almaktadır. Bu vekiller ağırlıklı olarak şu partilerde yer alır:

  • Sosyal Demokrat Parti (SPD): Derya Türk-Nachbaur, Macit Karaahmetoğlu, Mahmut Özdemir, Hakan Demir, Metin Hakverdi gibi isimler.
  • Sol Parti (Die Linke): Gökay Akbulut, Ferat Ali Koçak, Cansu Özdemir gibi sosyal adalet ve göçmen hakları odaklı siyasetçiler.
  • Hristiyan Demokratlar (CDU / CSU): Serap Güler ve Hülya Düber gibi merkez sağda siyaset yapan isimler.
  • Almanya İçin Alternatif (AfD) Partisi: Şaşıracaksınız ama aşırı sağ popülist ve göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen AfD içinde de Alman Hristiyan kültürünün korunmasını isteyen Türk kökenli Alamancılar da var (Örn. İskender Güneş; Tevfik Özcan).

Modern Devşirme Politikası Olarak Almanya’nın Sinsî Entegrasyon Stratejisinin Asıl Gayesi Asimilasyondur

Burada temel soru şudur: Bu durum basit bir “entegrasyon” (uyum) mudur, yoksa derin bir “asimilasyon” (başka bir kimliğin içinde erime) midir? Bu konuyu ben henüz üniversite öğrencisi iken Avrupa Milli Görüş Teşkilatları tarafından yayınlanan “Gurbette Hicret” dergisinin açtığı bir yazı yarışmasında birinci olduğum bir araştırma raporumda ele almıştım. (Köln’de dönemin Gençlik Başkanı -eski millî boksörümüz- Cemal Kamacı’nın elinden ödülümü aldığımı dün gibi hatırlıyorum). Bu raporumda şunları ifade etmiştim:

Entegrasyon; bir bireyin veya toplumun, kendi dinini, dilini, tarihini ve öz kimliğini koruyarak yaşadığı ülkenin kanunlarına uyması ve toplumsal hayata katkı sağlamasıdır. Asimilasyon ise; baskın kültürün ve siyasî yapının talepleri doğrultusunda kendi öz değerlerinden tamamen vazgeçmesi, hafızasını ve inancını silmesidir. Almanya’nın stratejik plânının, entegrasyon şemsiyesi altında iyi Almanca konuşan kültürlü ve modern Türkleri asimile etmek olduğunu ta 1980’li yıllarda ifşa etmiştim. Şimdi maalesef ne görüyoruz: Almanya’daki Türkiye kökenli siyasetçilerin sergilediği tutum, ne yazık ki entegrasyon sınırlarını çoktan aşmış, tam manasıyla bir kimlik erozyonuna ve asimilasyona dönüşmüştür.

Alman siyasî sisteminin yapısı gereği, göreve başlayan her siyasetçi, hangi ırktan/dinden olursa olsun, elbette Alman Anayasası’na bağlılık yemini etmekte ve Alman toplumunun menfaatlerini koruyacağını taahhüt etmektedir. Bunda hukukî açıdan bir gariplik aranmayabilir. Ancak sorun, temsil gücünü elde eden bu kişilerin, Batı’da her geçen gün artan İslâm düşmanlığına (İslamofobi), Müslümanlara yönelik ayrımcılığa, cami saldırılarına ve Türk toplumunun aile yapısını hedef alan kurumsal baskılara karşı takındıkları edilgen veya işbirlikçi tutumdur. Kendi toplumunun yaşadığı mağduriyetlerde bile sesini çıkaramayan, aksine liberal-seküler söylemlerle Batı’daki Müslüman varlığını “reforme edilmesi gereken bir unsur” olarak gören bu anlayış, kitleleri temsil etmekten uzaktır. Zaten Alman siyaset arenasında daha çok Almanlardan daha Almancı olan Türk/Müslüman kökenli kişilere kariyer yapma imkânı tanınmaktadır.

Üstelik bu isimlerin İslâm’dan kopuşu, sadece bireysel bir inanç tercihi olarak da kalmamaktadır. Siyasî arenada güç kazandıkça; LGBT dayatmaları, kutsallara yönelik hürmetsizlikler, dinî eğitimin kısıtlanması ve Batı’nın küreselci sosyal politikaları hususunda en ön safta bayraktarlık yapmaktadırlar. Büyüdükleri evlerde okunan dualardan, söylenen türkülerden, Anadolu’nun irfan geleneğinden zerre kadar iz taşımayan bu profiller; Batı’nın “kökü/dini ne olursa olsun Alamanlaşmış makbul vatandaş” projesinin devşirilmiş prototipleri hâline gelmiştir. Benzer şekilde bu figürlerin Türkiye ile olan bağları da kopma noktasındadır. Türkiye’nin bağımsız dış politikasından, bölgedeki iddialarından ve kendi ayakları üzerinde durma iradesinden rahatsız olan Batılı odakların söylemlerini, Türkçe isimli bu siyasetçilerin ağzından duymak tesadüf değildir.

Velhâsıl-ı Kelâm; Almanya’daki Türk varlığının siyaseten temsil edilmesi kıymetlidir. Ancak bu temsil, özünü kaybetmiş, inancından utanır hâle gelmiş ve köklerine yabancılaşmış kadrolarla sağlandığında bir kazanç değil, büyük bir kayıptır. İsimleri Türkçe fakat zihinleri ve kalpleri Batı’nın seküler merkezlerine bağlı bu siyasetçiler, Almanya’ya gönülden hizmet ederken, Batı’daki Müslüman Türk varlığının kimlik kalesinde gedikler açmaktadır. Gelecek nesillerin hem Müslüman kimliklerini iftiharla koruyup hem de yaşadıkları ülkelerde gerçek manada söz sahibi olabilmeleri; bu asimile olmuş siyasetçi modelinin sorgulanması ve öz değerlerine bağlı yeni bir bilincin inşası ile mümkün olacaktır. Bunun yanında sosyolojik akıbetini düşünmeden “yaşadığınız yabancı ülkenin vatandaşı olun” diyen Türk hükümetleri de dış politikalarını gözden geçirmeleri gerekmektedir.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.