islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,9821
EURO
55,7624
ALTIN
6.570,31
BIST
12.899,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
20°C
İstanbul
20°C
Hafif Yağmurlu
Salı Hafif Yağmurlu
19°C
Çarşamba Çok Bulutlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
20°C
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C

BORSA MI, KUMARHANE Mİ?

BORSA MI, KUMARHANE Mİ?

‘‘BORSA MI, KUMARHANE Mİ?!’’

‘Sermaye Kazanırken Vicdan Kaybetmemeli’

MAKALENİN SESLİ ANLATIMI

Bir ülkede para üretime, istihdama, yatırıma ve kalkınmaya gidiyorsa ekonomi büyür refah artar; ancak para başkasının kaybından kazanç devşiren şüpheli kumar oyunlarının peşinde dolaşıyorsa yalnızca ekonomik düzen değil, toplumun ahlaki temelleri de çöker.

Borsa; şirketlerin sermayeye ulaştığı, sermayenin tabana yayıldığı, yatırımların büyüdüğü, üretimin ve istihdamın arttığı doğrultuda faaliyet gösterirse önemli bir ekonomik araçtır.

Fakat borsa, üretim yapan şirketlere sermaye temin eden bir piyasa olmaktan çıkarılıp fiyatların hileli ve manipülatif müdahalelerle yapay biçimde şişirildiği veya baskılandığı, söylentilerin bilinçli şekilde yayıldığı, küçük yatırımcının korku ve zaaflarının istismar edildiği bir düzene dönüştürülürse artık ortada yalnızca finansal bir mesele yoktur.

Son dönemde sermaye piyasalarında ortaya çıkarılan manipülatif işlemler ve bunlara ilişkin yürütülen soruşturmalar, meselenin ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Burada artık sorulması gereken soru “Böyle bir şey yapılmış olabilir mi?” değildir.

Yapılan işlemlerin kim tarafından, hangi hesaplarla, hangi bağlantılarla ve hangi amaçla gerçekleştirildiği ortaya çıkarılmalıdır.

Nitekim bu yöndeki soruşturmalar da yürütülmektedir. Adalet Bakanlığı, sermaye piyasalarında manipülatif işlemlere ilişkin soruşturmalarda onlarca şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, ve mali boyutun bütün yönleriyle araştırıldığını açıklamıştır.

Bakanlık ayrıca vatandaşların birikimlerini hedef alanlardan hukuk önünde hesap sorulacağını ve suçtan elde edilen kazancın izinin sonuna kadar sürüleceğini açıkça ortaya koymuştur.

Çünkü sermaye piyasası, kimsenin kişisel servet avcılığı yapacağı sahipsiz bir alan değildir.

Piyasanın kurallarını bilerek ve isteyerek çiğneyen, yatırımcıyı yanıltan, söylenti ve yönlendirmelerle insanları alım veya satıma sürükleyen kim varsa ortaya çıkarılmalı ve kim bundan haksız kazanç sağladıysa hukuk önünde hesabı sorulmalıdır.

Adalet Bakanlığının sermaye piyasalarına ilişkin son açıklamalarında da tam olarak bu irade ortaya konulmuştur: vatandaşın birikiminin korunacağı, hukuken sorumluluğu tespit edilen herkesin hesap vereceği ve suçtan elde edilen kazancın izinin sonuna kadar sürüleceği belirtilmiştir.

Çünkü devlet hileyi hukukla durdurur; toplum ise haksız kazancı ahlaken reddettiği gün gerçekten temizlenmeye başlar.

Başkasının kaybından servet büyütmek başarı değildir.

Zira servet, sahibine emanet edilmiş bir nimettir.

Türkiye’nin, özellikle Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın uyuşturucudan, ahlaki yozlaşmaya,  yasa dışı bahisten, sanal kumara, organize suçlardan, suç gelirlerinden kara para aklamaya kadar uzanan alanlarda yürüttüğü mücadele de bu bakımdan çok kıymetlidir.

Bu mücadelede en başta muhterem Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü iradesi doğrultusunda Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının, Cumhuriyet başsavcılıklarının, Emniyetimizin, Jandarmamızın, MASAK’ın ve bütün güvenlik ve adli birimlerimizin ortaya koyduğu emek bihakkın teslim edilmelidir.

Çünkü suçla mücadele yalnızca sokaktaki suçluyu yakalamak değildir.

Paranın izini sürerek suç gelirini bulmaktır.

Kirli paranın dolaşımını kesmek, suç örgütünün ekonomik damarını kurutmaktır.

Devletin bu alandaki kararlılığı kıymetlidir.

Ve bu kararlılığın sermaye piyasalarında da aynı şekilde sürdürülmesi elzemdir.

Devletin, hukukun, adaletin gereği budur.

SERMAYE BÜYÜSÜN, AMA KUMAR MANTIĞIYLA DEĞİL

Türkiye’nin ihtiyacı kumar ekonomisi değil, üretim ekonomisidir; manipülasyon ekonomisi değil, üretim, yatırım ve emek ekonomisi.

Mesele; Ekonominin yükünü geniş kitlelerin sırtına yükleyip başkasının kaybından servet devşirmek değildir.

Mesele üreterek birlikte zenginleşmektir.

Üstad Necip Fazıl’ın şu dizeleri, bu meseleyi çarpıcı biçimde hatırlatır:

“Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul;

Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa.”

İşte mesele tam da budur.

Bugün yapılması gereken açıktır:

Sermayeyi yatırım, üretim ve kalkınmanın hizmetine vermek.

Hukuku adaletin hizmetine vermek.

Kazancı helalin hizmetine vermek.

Devletin son dönemde ortaya koyduğu mücadelede de asıl kıymetli olan budur: suçun yalnızca görünen yüzüne değil, arkasındaki para hareketlerine, malvarlığına, finansal bağlantılara ve örgütsel yapılara kadar uzanılması.

Zira piyasa hilecinin oyun alanı değildir.

Sermaye piyasaları suç ekonomisinin finans kapısı değildir.

Hiç kimse hukukun üzerinde değildir.

Mesele; nasıl bir ekonomi, nasıl bir ticaret, nasıl bir servet ve nasıl bir toplum istediğimizdir.

Kazanalım; ama başkasını kaybettirerek değil.

Büyüyelim; ama başkasını ezerek değil.

Servet sahibi olalım; ama şüpheli yollarla değil.

Alın teriyle, akıl teriyle, helalinden kazanalım.

Çünkü temiz bir toplum, sokakların suçtan temizlenmesi kadar, para kazanma yollarının da temizlenmesiyle gerçekleşecektir.

Fert olarak, toplum olarak, millet olarak ve insanlık olarak temizlenmeye, arınmaya; kirli kazancı meşrulaştıran anlayışı reddedip emeği, adaleti, dürüstlüğü ve helal kazancı yeniden hayatımızın merkezine koymaya mecburuz.

Üretim yeniden merkeze alınmalı,

Emek yeniden itibar kazanmalı,

Helal kazanç yeniden baş tacı edilmelidir.

Çünkü gerçek zenginlik yalnızca cebin dolması değil; alın terinin, hakkın ve helalin bereketlenmesidir.

Türkiye zenginleşsin; fakat bu zenginlik adaletle, emekle, üretimle ve helal kazançla bereketlensin.

Sermayemiz artsın, kazancımız büyüsün; ama vicdanımız eksilmesin Vesselam.

Erol KAVUNCU
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.