islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,0350
EURO
55,5218
ALTIN
6.585,74
BIST
12.173,51
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
20°C
İstanbul
20°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C
Cumartesi Az Bulutlu
20°C
Pazar Parçalı Bulutlu
20°C
Pazartesi Az Bulutlu
20°C

FON KRİZİNDEN YENİ BİR FİNANS SİSTEMİNE

FON KRİZİNDEN YENİ BİR FİNANS SİSTEMİNE
A+
A-

FON KRİZİNDEN YENİ BİR FİNANS SİSTEMİNE

Bir fon, olağanüstü getiri sağlıyorsa bu getiri nereden geliyor?

Şirketin üretimi ve kârı artmadığı hâlde hissesi nasıl yükselebiliyor?

Kâğıt üzerinde halka açık hisselerin önemli bölümü birkaç ilişkili fonda toplanmışsa gerçekten serbest dolaşımdan söz edilebilir mi?

Aslında, esas soru şudur:

Türkiye’de tasarruf neden üretimin finansmanına değil de finansal varlıkların birbirini şişirdiği yapılara yöneliyor?

Fon krizi yalnız bazı fonların yanlış yönetilmesi değildir. Türkiye’nin finansman sistemini yeniden düşünmesi için bir fırsattır.

Önce Sistemi Temizleyelim

Tasfiye edilen her fon için para izi çıkarılmalıdır.

Fon–şirket–ortak–yönetici ilişkileri gerçek faydalanıcıya kadar açılmalıdır.

Yatırımcının parası bir grubun kendi şirketlerinin piyasa değerini yükseltme aracına dönüşmemelidir.

Sadece getiri değil, getirinin kalitesi de önemlidir. Yatırımcıya yalnız: “Bu fon geçen yıl %147 kazandırdı.” demek yetmez.

Fonlarda üç temel gösterge açıkça görülmelidir:

Gerçek likidite: Varlıkların ne kadarı fiyatı bozmadan nakde çevrilebilir?

Ekonomik fiili dolaşım: Bir hissenin gerçekte ne kadarı bağımsız biçimde piyasada dolaşıyor?

İlişkili taraf yoğunlaşması: Fonun ne kadarı aynı ekonomik çevredeki şirketlere yatırılmış?

Bunlara stres altında tasfiye değeri de eklenmelidir.

Yatırımcı yalnız “Ne kadar kazanıyorum?” değil, “Bu kazanç nereden geliyor ve hangi riski taşıyor?” sorusunun cevabını da görmelidir.

Asıl Mesele Borca Dayalı Para Sistemi

Fakat bunlar yalnız sermaye piyasasını düzeltir.

Daha temel mesele Borca Dayalı Para Sistemidir. Para büyük ölçüde borç ilişkisi içerisinde oluşturuldukça sistem sürekli yeni borca ihtiyaç duyar. Finans zamanla reel ekonominin hizmetkârı olmaktan çıkar.

Bu ilişkinin yönü tersine çevrilmelidir.

Bugünkü;

Tasarruf → Finansal varlık → Fiyat artışı → Yeni para

döngüsü yerine;

Tasarruf → Yatırım → Üretim → İstihdam → Gelir → Gerçek kâr

döngüsü kurulmalıdır.

Kısacası finansman, üretimin hizmetinde olmalıdır.

Yeni bir “Para Otoritesi”ne ihtiyaç var.

Bankaların oluşturduğu kaydi para, kredi parası, kamu tarafından üretilen para, dijital ödeme araçları ve para fonksiyonu gören diğer sistemler birlikte izlenmelidir.

Temel ilke basittir: Para üretimi ile mal ve hizmet üretimi arasında bir fonksiyonel denge kurulmalıdır.

Altın da Tedavül Edebilmeli

Yeni sistemin diğer bir ayağı Altın Tedavül Sistemi olmalıdır.

Amaç TL’yi kaldırmak veya klasik altın standardına dönmek değildir. TL’nin yanında altının da para gibi tedavül edebilmesidir. Vatandaşın hesabında TL’nin yanında gram altın bulunabilmeli ve ödemelerde kullanılabilmelidir. Tabidir ki bunun için de fonksiyonel muhasebeye geçilmelidir.

Muhasebe yalnız “Kaç TL?” sorusunu değil; “Hangi değer birimiyle ve hangi ekonomik fonksiyonla?” sorularını da cevaplayabilmelidir.

Borç Yerine Ortaklık

Finansmanın niteliği de değişmelidir.

Para → Borç → Faiz → Yeni borç

yerine;

Sermaye → Ortaklık → Üretim → Kâr/Zarar → Paylaşım

modeli büyütülmelidir.

Fonlar spekülatif fiyat artışlarının değil; fabrika, teknoloji, enerji, tarım ve ihracatın finansman araçları olmalıdır.

Devlet Neden Her Harcaması İçin Borçlansın?

Devlet kendi parasını üretebiliyorsa her finansman ihtiyacında otomatik olarak borçlanmak zorunda değildir. Rutin ve öngörülebilir kamu ödemeleri, memur maaşları dâhil, toplam para üretim mekanizmasının hesabı içerisinde değerlendirilebilir.

Bu, “Sınırsız para basalım.” demek değildir.

Sınırı; üretim kapasitesi, mal ve hizmet arzı, fiyat istikrarı ve toplam para miktarı belirlemelidir.

Para Otoritesinin temel görevlerinden biri de bu sınırı hesaplamak olmalıdır.

Esas Olan Bütçedir

Lakin bütün sistemin merkezinde bütçe bulunmalıdır. Çünkü bütçe, millet adına TBMM’nin verdiği kaynak kullanma yetkisidir. Vergiler, harcamalar, yatırımlar, para üretimi yoluyla sağlanan finansman, garantiler ve borçların tamamı bütçede görünmelidir.

Borç yalnız faiz gideri olarak değil; borç stoku, yeni borçlanma ve anapara geri ödemeleriyle Meclis’in önüne gelmelidir.

Burada görev ayrımı açıktır:

Para Otoritesi, “Ne kadar para üretilebilir?” sorusunun teknik cevabını verir.

Hükümet, bütçeyi hazırlar.

TBMM, “Kaynak nereye kullanılacak?” sorusuna millet adına karar verir.

Böylece teknik disiplin ile demokratik irade birleştirilmiş olur.

Yeni Finansal Mimari

Yeni sistemin omurgası sonuçta şöyle kurulmalıdır:

TBMM ve bütçe; demokratik yetkiyi verir ve kaynak tahsisini sağlar.

Para Otoritesi, para üretimi ile reel ekonomi arasındaki dengeyi sağlar.

TCMB, SPK, BDDK vb. kurumlar; kendi alanlarında fiyat, piyasa ve finansal sistem güvenliğini temin eder.

Altın Tedavül Sistemi, altının yeniden ekonomik dolaşıma katılmasını sağlar.

Fonksiyonel muhasebe, farklı değer birimlerinin birlikte izlenmesini temin eder.

Ortaklık finansmanı, tasarrufun doğrudan üretime yönlendirilmesini temin eder.

Böylece kamu finansmanı da sürekli; Açık → Borç → Faiz → Yeni borç→ Açık zincirine mahkûm edilmez.

Bütün para, borç ve kamu finansman işlemleri bütçede görünür.

Meclis ve Sayıştay denetimi yapar. Millet de hesabını sorar.

Fon krizini yalnız fonları tasfiye ederek kapatırsak fırsatı kaçırırız.

Mesele fonları kapatmak değil, fonların yönünü değiştirmektir.

Mesele finansı küçültmek değil, finansı üretimin hizmetine vermektir.

Mesele yalnız faizi düşürmek değil, Borca Dayalı Para Sistemi’ni değiştirmektir.

Ve mesele yalnız bütçe açığını kapatmak değil; parayı, borcu, geliri ve harcamayı milletin bütçesinde görünür hâle getirerek demokratik bir ekonomi yönetimi kurmaktır.

Fon krizi doğru değerlendirilirse, Türkiye için üretime, ortaklığa, reel değere, altın tedavülüne ve bütçe egemenliğine dayanan yeni bir finans mimarisinin başlangıcı olabilir.

Neden olmasın!

Krizin sunduğu bu fırsatı kaçırmayalım.

Prof. Dr. Mete Gündoğan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.