
Vücudunu kaplayan sert pullarıyla adeta bir zırh taşıyan, tehlike anında top gibi kıvrılarak kendisini koruyan pangolinler, bugün insan faaliyetleri nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Dünyanın en çok yasa dışı ticarete konu olan memelileri arasında yer alan bu sıra dışı canlılar, doğanın korunmasına ilişkin önemli bir gerçeği de gözler önüne seriyor.
Hayvanlar âlemi, birbirinden farklı özelliklere sahip milyonlarca canlıyla Allah’ın yaratışındaki çeşitliliği ortaya koyuyor. Bu canlılardan biri olan pangolin, dış görünüşüyle diğer memelilerden ayrılan, bilim dünyasının da ilgisini çeken ilginç bir hayvan. Genellikle pullu karıncayiyen olarak bilinen pangolin, sürüngenlere benzeyen görüntüsüne rağmen bir memelidir. Afrika ve Asya’da yaşayan sekiz tanınmış pangolin türü bulunuyor.
Pangolinin en dikkat çekici özelliği, vücudunun büyük bölümünü kaplayan sert pullarıdır. Keratinden oluşan bu pullar, insan tırnaklarının yapısında bulunan maddeyle aynı temel bileşene sahiptir. Herhangi bir tehlike hissettiğinde başını ön ayaklarıyla koruyan pangolin, ardından vücudunu sıkıca kıvırarak bir top hâline gelir. Böylece doğal düşmanlarına karşı kendisini korumaya çalışır.
Pangolinin dişleri bulunmaz. Uzun, yapışkan diliyle karınca ve termitleri toplayarak beslenir. Bazı türlerde dil, hayvanın vücut uzunluğunu aşabilecek kadar uzayabilir. Genellikle gece aktif olan pangolinler, güçlü pençeleri sayesinde karınca ve termit yuvalarını açarak besinlerine ulaşır.
Pangolinlerin doğal savunma mekanizması, onları yırtıcı hayvanlardan korumada etkili olsa da insanlara karşı aynı ölçüde koruma sağlayamıyor. Etleri bazı bölgelerde tüketim amacıyla talep görürken pulları da bilimsel olarak kanıtlanmış bir tedavi etkisi bulunmamasına rağmen geleneksel tıpta kullanılmak üzere kaçak ticarete konu ediliyor.
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından 2025 yılında yayımlanan değerlendirmeye göre, sekiz pangolin türünün tamamı aşırı avlanma ve yaşam alanlarının kaybı nedeniyle yok olma riskiyle karşı karşıya. 2016-2024 yılları arasında 75 ülkede, yaklaşık yarım milyondan fazla pangoline karşılık gelen yasa dışı ürünlere el konulduğu tahmin ediliyor. Ancak ele geçirilen ürünler, kaçak ticaretin gerçek boyutunun yalnızca bir bölümünü yansıtıyor.
Pangolinlerin uluslararası ticareti, 2017 yılından itibaren CITES kapsamında en yüksek koruma düzeyine alındı. Buna rağmen yasa dışı avcılık ve ticaret devam ediyor. Ormanların tahrip edilmesi ve doğal yaşam alanlarının daralması da bu canlıların geleceğini tehdit ediyor.
Kur’an-ı Kerim, hayvanların ve diğer canlıların da kendilerine özgü bir düzen içerisinde yaşadıklarına dikkat çekiyor. En’âm Suresi’nin 38. ayetinde şöyle buyruluyor:
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer topluluk olmasınlar…”
Bu ayet, hayvanların da kendi hayat düzenleri içerisinde birer topluluk olduklarını hatırlatıyor. Pangolin özelinde düşünüldüğünde, her canlının doğada kendine özgü bir yeri ve işlevi olduğu görülüyor. Karınca ve termitlerle beslenen pangolinler, bu canlıların popülasyonlarının doğal dengesi içerisinde rol oynuyor.
İslam‘ın temel ahlaki ilkelerinden biri de yeryüzünde bozgunculuk yapmamak ve canlılara karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmektir. A’râf Suresi’nin 56. ayetinde, “Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın…” buyrularak yeryüzündeki düzenin korunmasına dikkat çekiliyor.
Pangolinlerin korunması yalnızca bir hayvan türünün geleceğini güvence altına almak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda doğal yaşam alanlarının, biyolojik çeşitliliğin ve ekolojik dengenin korunması açısından da önem taşıyor. Kaçak avcılıkla mücadele edilmesi, yasa dışı hayvan ticaretinin önlenmesi ve doğal yaşam alanlarının korunması bu konuda atılması gereken adımlar arasında yer alıyor.
İnsana düşen görev, yeryüzündeki diğer canlıları yalnızca kendi ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirmek değil, onların da yaşam hakkı olduğunu bilerek hareket etmektir. Pangolinlerin karşı karşıya kaldığı tehdit, insanın doğaya müdahalesinin sonuçlarını bir kez daha hatırlatıyor.
Unutulmamalıdır ki yeryüzü yalnızca insana ait değildir. Her canlı, yaratılış düzeninin bir parçasıdır. Pangolinin korunması da bu düzene karşı sorumluluğumuzun önemli bir göstergesidir..
İSLAMİ HABER “MİRAT”