islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,3930
EURO
55,3122
ALTIN
6.576,60
BIST
12.199,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Yağmurlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
15°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
15°C
Pazar Parçalı Bulutlu
14°C

Aziz Mahmud Hüdâyî Vakfı’ndan Toplumsal Çürümeye Karşı Çağrı: İnsan Kalmak İstiyoruz!

Aziz Mahmud Hüdâyî Vakfı’ndan Toplumsal Çürümeye Karşı Çağrı: İnsan Kalmak İstiyoruz!
14/10/2026 13:51
A+
A-

Aziz Mahmud Hüdâyî Vakfı’ndan Toplumsal Çürümeye Karşı Çağrı: İnsan Kalmak İstiyoruz!

MİRAT HABER OLARAK;

Aziz Mahmud Hüdâyî Vakfı tarafından yayımlanan “Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz! İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı” başlıklı açıklamayı önemli bir toplumsal sorumluluk çağrısı olarak görüyor ve kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYİ KABULLENMİYORUZ!

İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı

Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanslar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir ikazdır.

Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır. Biz bugün bu üç basamağın üçünü de aynı anda yaşıyoruz.

Okullarımızda çocuklar çocukları öldürüyor. Sebep çoktur, ama en mühimi bellidir: Talim var, terbiye yok. Sınav kazanmak insan olmanın önüne geçiriliyor. Boş bırakılan kalpleri ekranlar dolduruyor. Gündüz kuşağı reyting uğruna aile kurumunu yok ediyor. Diziler sadakatsizliği ve fuhşiyatı teşvik ediyor, mafyayı kahraman, silahı itibar, zorbalığı erdem gibi sunuyor. Bunların hepsi herkesin gözü önünde, izinle, ruhsatla ve reklam geliri bahanesiyle yapılıyor.

Fon krizi, çürümenin cüzdana da sıçradığını ilan etti. Helali haramı ayırmadan “köşeyi dönmek” marifet oldu. Uyuşturucu “yaşam tarzı”, sanal kumar “fırsat” diye pazarlanıyor. Evlerin ocağı sönüyor, aileler borç ve utanç içinde dağılıyor. Mahremiyet perdeleri tek tek yırtılıyor, beden metaya çevriliyor, insan beğeni sayısı uğruna onurunu kaybediyor.

Bütün bunların ortak adı şudur: İnsan değersizleştiriliyor, kadim değerlerle bağı bilerek koparılıyor. Değerlerle bağı kalmayan insan orman kanununa tabi oluyor. Ama düşüş orada da durmuyor. Doymayan hırsı onu hayvanlardan daha aşağı bir hâle düşürüyor.

Biz, bunu kabullenmiyoruz.

Eğitim, sadece zihni değil kalbi, sadece beceriyi değil vicdanı da beslemelidir. Değer eğitimi müfredatın kenar notu değil, omurgasıdır. Ahlak eğitimi birkaç ders saatine ve ezberlenmiş öğütlere sığmaz. Öğretmenin tutumunda, okulun yönetiminde, sınavın adaletinde ve güçlü karşısında zayıfın nasıl korunduğunda karşılığını bulur.

Denetim kurumlarının elindeki yetki süs değildir. Çocukların zihnine lağım akıtan, aileleri tarumar eden yapımlara göz yuman her sessizlik, o yayının ortaklığıdır. Ceza kesip reklam gelirinin yerinde bırakmak denetim değil ruhsattır. Çürütücü ve yaptırıcı içerikler engellenmelidir. Reyting uğruna nesiller heba ediliyor. Bu ticaretin kârını hanesine yazanlar, bedelini millete ödüyor.

Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.

Sanal kumar ve bağımlılık reklamları hâlâ serbestçe dolaşıyorsa, bu bir ihmal değil, tercihtir. Bu tercihin bedelini aileler ve nesiller ödüyor.

Sadece şikâyet eden, alternatif üretmeyen, güçlünün yanlışına susup sadece zayıfın hatasını dile getiren bir ahlak söylemi, inandırıcılığını kaybetmeye mahkûmdur. Yolsuzluğa, torpile ve kul hakkına susan, ahlaktan bahsetme hakkını da kaybeder.

Türkiyemiz son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katetti; bugün yakın coğrafyamızdan başlayarak tüm insanlığa ümit veren bir noktaya ulaştı. Bu kazanımların heba edilmesine, medeniyet köklerimizden güç alarak daha adil, daha huzurlu bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen bu yürüyüşün sekteye uğratılmasına müsaade edemeyiz. Hiç kimsenin şahsi hırsı, menfaati ve sorumsuzluğu, bu yürüyüşün mimarlarının ve fedakâr neferlerinin sırtlarına yük, ayaklarına pranga olmamalıdır. O yüzden;

Çağrımızdır

Çocukları, gençleri ve aileyi koruyan yayın denetimi derhal ve tavizsiz uygulanmalıdır. Kumar ve bağımlılık reklamları tamamen yasaklanmalıdır. Aile danışmanlığı ve bağımlılık tedavisi her ailenin ulaşabileceği hâle getirilmelidir. Değerler eğitimi müfredatın omurgası yapılmalıdır. Fon krizinden imara, kamu kurumlarından belediyelere, iş dünyasından sivil topluma rüşvet ve yolsuzlukların suçluları ve sorumluları kim olursa olsun, hesap vermelidir.

Tarih, çürümeyi görüp susanları da çürütenlerle aynı sayfaya yazar. Çocuklarımızın neye alıştığı, yarın kim olacağımızı belirler. Haysiyetin incindiği, mahremiyetin satıldığı, şiddetin alkışlandığı yerde susmayacağız. Bu ihtarı duymayanlar, yarın çocuklarımızın sorusuna cevap veremeyecek.

İyiliği öğreteceğiz, yaşayacağız, yayacağız ve koruyacağız Geleceğimize hep birlikte sahip çıkacağız.

Aziz Mahmud Hüdâyî Vakfı

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar
  1. Cenk Cemil dedi ki:

    Bilindiği gibi, İstrail Gazzeyi işgale baladıktan sonra ülkemizde bu Yahudi Devletiyle “ticaret yapılmalı mı- yapılmamlı mı ?” tatışması çıktı ! İslâmdan ve müslümanlıktan bi-haber olan AKP’li kodomanalr başta eski bakanalrdzan Nihat Zeybekçi olamk üzere “Savaş başka şey, ticaret başka şey !” deyip ticaretin devamından yana görüş belirtmilerdi ! Hatta,İsma.il Ağa Cemaatinin bazı Hocaları dahi Cübbeli Ahmet dahil aynı düşünceyi ifade etmişerdi ve iktidar da ikli-arada bir drede kalmıştı ! Ne zamanki, Allah kendsinden razı olsun bu Osman Nuri Topbaş Hoca “Şİsraile iğne-iplik stsan bu zalimliğin ta kendisidr.” dedi, iktidarımız da böylelikle işgal başaldıktan tam 7 ay sonta ticareti resmen kesebidi !..Günümüzde de AKP’ye kayıysız-şartsız destk veren İsmailAğa ve Menzil Cemaatleri dut yemiş bülbüller gibi hiç bir yokmuş gibi sessizlikelrini sürdürülerken Osman Nuri Hocamızın bu çıkışı fevkalade öneme ve yürekliliğe sahip bir çıkıştır diyorum.D<arısı diğer dilsiz şeytanların başına !..

  2. ALİ SEYYAR dedi ki:

    Söz Bitti, İkaz Başladı: Çürümenin Safında Olmayacağız!

    Aziz Mahmud Hüdâyî Vakfı’nın bu çığlığı; alışılageldik bir sivil toplum açıklaması ya da basat bir temenni metni değildir. Bu, dibe vuran toplumsal cinnetin, can çekişen mahremiyetin ve göz göre göre feda edilen nesillerin ardından atılmış son vicdani çığlıktır.

    Şunu altını çizerek ilan ediyorum ki; ekranda fuhşiyatı ve şiddeti “reyting” kılıfıyla pazarlayanlar da, sanal kumar ve kul hakkı çarkından beslenenler da, adaletsizlik ve yolsuzluk karşısında dilsiz şeytanı oynayanlar da aynı enkazın altındadır. “Bizden” veya “onlardan” ayrımı yapmaksızın; torpile, kayırmacılığa, KHK zulümlerinden mesnetsiz şafak operasyonlarına kadar adaletin belini kıyan her uygulamaya karşı durmak imanımızın ve insanlığımızın imtihanıdır.

    Güçlünün hatasını örtüp zayıfın tepesine binen, kamu imkânlarını ve ilahi kutsalları kendi ikbaline kalkan edenler bilmelidir ki; bu yürüyüşün, bu medeniyet iddiasının ayaklarına pranga olan asıl unsur kendi hırslarıdır.

    Bugün susmak; yarın çocuklarımızın yüzüne bakamamaktır. Bu bildiri bir ricasız ihtardır; ben de bir akademisyen olarak bu ihtarın altına imzamızı atıyor ve soruyorum:

    Ey Türkiye’de yer edinmiş İslâm âlimleri, ilahiyatçılar, şeyhler, diyanet vs. Daha ne kadar susacaksınız? İnsan kalmak için daha kaç neslin kurban edilmesini bekleyeceksiniz? Yarın mahşerde nasıl hesap vereceksiniz? (Prof. Dr. Ali Seyyar)