
Devlet mekanizması, yetkilerin ve sorumlulukların net hatlarla çizildiği bir dengeler bütünüdür. Yürütme organı görevini yaparken bir tıkanma, yetkiyi kullanmada bir acziyet ya da yargının işleyişine müdahale gibi bir aksama yaşanırsa, işte o noktada Meclis Araştırma Komisyonu’nun devreye girmesi meşru ve elzem hale gelir. Ancak bugün muhalefetin her fırsatta Meclis komisyonu kurulması yönündeki hırslı tutumuna bakıldığında, amacın bir sorunu çözmekten çok daha farklı bir yere evrildiğini görmek zor değil.
Buradaki temel mesele, çözüme katkı sunmak değil; tamamen işe gelen bilgileri cımbızlayarak kamuoyunda bir kaos ve karmaşa atmosferi üretmektir. Muhalefetin bu konudaki ısrarı, tabiricaizse “üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek” mantığıyla hareket edildiğini açıkça ortaya koyuyor. Kendi seçmen kitlesine sürekli pompalanan Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan odaklı karşıtlık ve öfke, bu tür siyasi hamlelerle sürekli diri tutulmaya çalışılıyor. Ne yazık ki bu kışkırtıcı dil, toplumsal ayrışmayı derinleştirirken, küresel ölçekte kendi düzenini kurma peşinde olan odakların ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramıyor. Bu ülkenin çoğunluğu tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı’na meclis açılışında salonu terkeden bir muhalefet, yine diğer taraftan belediyelerdeki yolsuzluk, rüşvet, ahlaksızlık, ortalığa saçılmasına rağmen sahip çıkan bir muhalefet yapısından meclis komisyonu kurma istek ve talebinin samimiyetten uzak olayları çarpıtmaktan başka bir niyet gözükmemektedir.
Oysa madalyonun diğer tarafına baktığımızda, yürütmenin başında bulunan Sayın Cumhurbaşkanımız ve süreci bizzat yöneten Adalet, İçişleri ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımız, kamuoyunun vicdanını yaralayan her türlü usulsüzlüğün ve karartılmak istenen olayın üzerine kararlılıkla gitmektedir. Şeffaflık ilkelerinden taviz verilmeden; yürütülen adli ve idari işlemler günbegün, hatta gerektiğinde saat saat kamuoyuyla paylaşılmakta, devletin denetim mekanizmaları eksiksiz işletilmektedir.
Sürecin tüm şeffaflığıyla yürütüldüğü, yargının ve emniyetin işini eksiksiz yaptığı bir vasatta; konuyu Meclis koridorlarında bir siyasi şov malzemesine dönüştürme çabası iyi niyetle bağdaşmaz. Devlet, kurumlarıyla ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle işlerliğini sürdürürken; siyaseti bir kaos üretme aracına dönüştürmek ne millete ne de devlete bir fayda sağlar.