islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,5921
EURO
54,9747
ALTIN
6.499,25
BIST
13.798,82
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
31°C
İstanbul
31°C
Açık
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C
Cumartesi Az Bulutlu
31°C
Pazar Hafif Yağmurlu
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
30°C

KORE TÜRKİYE’Yİ NASIL GEÇTİ

KORE TÜRKİYE’Yİ NASIL GEÇTİ
A+
A-

KORE TÜRKİYE’Yİ NASIL GEÇTİ

1970’lerin başlarında Güney Kore ve Türkiye hala benzer gelişkinlik seviyelerindeydi. Her ikisinde de özel sektöre hakim büyük aile şirketi holdingler yaygındı. Her iki ülkede de bu holdinglerin her birinin, otomotiv, madencilik, bankacılık, kimya, tekstil, ev elektroniği, nakliye ve akla gelebilecek her sektörde faaliyet gösteren iştirakleri bulunuyordu.

Ancak 1970lerin sonlarında 1980lerin başlarında önemli farklar, iki ülke arasındaki makası açtı.

Fark 1: Kurumsal Düşünce

1980’lerden sonra, iki ülke demokratikleşme ve özelleştirmeye geçip gelişimlerini hızlandırdığında, Güney Kore’nin büyük şirketleri düşünce tarzlarını da değiştirmeye başladı. Sadece kendi ülkelerinde baskın güç olmak değil, aynı zamanda dünyaya yayılan Japon ekonomisinin izlediği yolu izlemek istediler. Küresel tanınırlıkta markalar, üstün ürünler olmak istediler.

Samsung’un öyküsü bu değişimin tipik bir örneği. Samsung yönetim kurulu başkanının, yöneticilerini ABD Los Angeles’taki büyük bir ev elektroniği mağazasına götürdüğü söyleniyor. Samsung ürünlerini sorduklarında mağaza çalışanları “Samsung kim?” diye sormuş. Televizyonlarının mağazanın alt katında, pek de istenmeyen bir yerde olduğu ortaya çıkmış. Bunun üzerine başkan dönüp “gördünüz mü iş mühendislikte, üründe bitmiyor, dünyaya pazarlama apayrı konu” demiş. Dönüşüm için destek sağlamış.

Samsung daha sonra sadece en kârlı sektörleri seçip pazarlama ve Ar-Ge bütçesini 30 farklı alana eşit olarak değil, öncelikle ev elektroniği olmak üzere birkaç seçilmiş alana harcamaya karar veriyor. Ev elektroniği alanında küresel bir marka olmayı hedeflediler. LG de aynı yolu izledi. Hyundai ise otomotiv sektörüne odaklandı.

Ancak eski yaklaşımı benimseyen, ekonominin tüm alanlarını elinde tutan ve küresel rekabete girmek yerine eski yöntemlerle iş yapan Kore devi Daewoo, daha fazla dayanamayıp 2000 yılında iflas etti ve bir zamanlar ülkedeki en güçlü kişilerden olan başkanı Kim Woo Chung tutuklanarak 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yeni düşünceyi benimseyen diğerleri ise hayatta kaldı, gelişti ve küresel markalar ve rekabetçi ürünler haline geldi.

Hyundai Holding’in otomotiv piyasasına yöneldiği ilk otomobil düşük kaliteli Pony idi.

Koç ve Sabancı gibi bizdeki holdingleri bunu oldukça geç fark etti. Ford ve Fiat ile uzun vadeli anlaşmaları olan Koç ve Toyota ile uzun vadeli anlaşmaları olan Sabancı, otomotiv sektöründe kendi markalarını ve ürünlerini geliştirmedi. Aynı sektörlerde kaldılar. Koç, küresel markası Beko’yu kurmaya çalıştı, ancak 15 yıl gecikmeyle. Beko dünyada ucuz malzeme alanında kendine yer edindiyse de bu Samsung ile karşılaştırılabilir seviyede değil. Türk holdingleri, otuz farklı sektörleri, derin devlet bağlarıma dayanmaları, odaklanamamalarıyla Kore holdinglerinin 50 yıl evvelki halleri. 

Fark 2: İktisat ve Siyaset

İkinci temel fark, Türkiye’nin son 30 yılda geçirdiği ekonomi ve yönetim krizleri. Türk ekonomisi istikrarlı bir hükümet altında gelişmeye başladığında, küresel ekonomik kriz, yıllık %10 büyüme seviyeleriyle hızlı gelişiminin devam etmesine izin vermedi. Türkiye tarihindeki 1950-1960 arası büyük kalkınmanın ardından en büyük 10 yıllık şahlanış durduruldu. 2010’lardan sonraki Orta Doğu karışıklıkları, 2013’teki siyasi-ekonomik kriz ve 2016’daki kanlı darbe girişimi, ardından gelen uluslararası baskılar ve döviz krizi, gelişmekte olan Türk ekonomisinin itici güçlerini durdurdu. 

Türkiye’nin jeopolitik değeri, yakın zamana kadar savunmasını tamamen Amerika Birleşik Devletleri’ne devretmiş Güney Kore’den oldukça farklıdır. Kore’nin ekonomide bir dünya devi olması mesele teşkil etmez. Türkiye ise yerinde sadece ekonomik dev olarak kalmayacağından, teşkil eder.

Türkiye’nin üç büyük ekonomik şahlanış dönemi de benzer şekillerde dizginlendi. Rakamlar, veriler açık. Atatürk dönemi sanayileşmesi, localarda başlatılan “Gazi de maalesef eski Gazi değil, iyice tuhaflaştı” propagandalı örgütlenmeyle, localar yasaklanınca da şüpheli ölümüyle durduruldu. Menderes dönemindeki muazzam büyüme darbe ve idamla kesildi. Erdoğan dönemi 2003-2013 akılalmaz tırmanışı da dört başarısız darbe girişimiyle. 

Fark 3: Eğitim Şart

Üçüncü faktör daha az dramatik olsa da belki de en önemlisi. Güney Kore’nin en güçlü yönü artık kemikleşmiş bir eğitim sistemi. Türk eğitim sistemi 1980’lerden beri pek gelişme göstermedi. 1990’larda siyasi grupların satranç tahtası gibiydi, sürekli yön değiştiriyor ve uzun vadeli büyük bir stratejisi yoktu. 

AK Parti hükümetlerinin istikrarlı dönemlerinde bile, ekonominin diğer alanlarına kıyasla eğitim en az gelişmiş alandı. Örneğin, ulaştırma bakanlığı dönemin büyük bir bölümünde sadece bir bakana sahipti ve bu bakan daha sonra başbakan oldu. Eğitim bakanıysa aynı dönemde 7 kez değişti. 

Sonuç olarak, Türkiye üç katlı yollar ve birçok yeni tünel, köprü ve havaalanıyla süslenirken, Milli Eğitim Bakanlığı hala çocuklara İngilizce ve matematik öğretmeyi neden başaramadıklarını tartışmakta.

İşletme felsefesi, iktisadi siyasi müdahaleler, eğitim körlüğü… Bu üç temel faktörün sonucu olarak fark açıldı. Son yarım asırda Türkiye hiç de kötü performans göstermemiş olsa bile bir zamanlar eşdeğer güçte olan iki ekonomi arasındaki uçurum genişledi.

Prof. Dr. Kutluk Özgüven

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.