
Dr. Oytun Erbaş’ın erkeklik üzerine yaptığı bir açıklama, sünnet törenlerinin çocukların kimlik gelişimindeki yeri üzerine düşünmeme vesile oldu. Bebekken sünnet edilmiş olsalar bile erkek çocuklar için ilerleyen yaşlarda mutlaka bir sünnet töreni düzenlenmesi gerektiğini savunan Erbaş, bu törenle çocuğa kızlardan farklı bir şeye sahip olduğu mesajının verildiğini söylüyor. Kendi çocukluğundan örnek vererek sünnetin ardından kendilerine “Artık erkek oldun” denildiğini ve bu sözlerle kendilerini erkek gibi hissettiklerini anlatıyor. Günümüzde ise erkek kişiliğinin çocuklara bir kod olarak yüklenmediğini, bunun mutlaka yapılması gerektiğini savunuyor.
Bu açıklamada haklı bulduğum bir tespit var. Günümüz erkek çocuğuna erkek kişiliğinin kazandırılamaması gerçekten çok önemli bir konu.
Bugün çocukların cinsiyet algısını etkileyen ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Kadın ve erkek arasındaki farklılıkları önemsizleştiren, cinsiyeti belirsizleştiren söylemler, cinsiyetsiz kıyafetler ve çocuklara sunulan rol modeller aracılığıyla yeni bir anlayışın yaygınlaştırılmasına zemin hazırlıyor. Bu yaklaşımın çocukların kendilerini ve cinsiyetlerini anlamlandırma biçimlerini nasıl etkilediği, üzerinde durulması gereken çok ciddi bir sorun. Ancak erkek kimliğinin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca cinsiyet farklılıklarının silikleştirilmesinden ibaret de değil.
Fıtratın ve İslam’ın erkeğe yüklediği sorumluluklar yeni düzende eritildi. Modern çağın kadın ve erkeğin her bakımdan eşit olduğu yönündeki söylemi belirleyici hâle gelirken Kur’an’ın ortaya koyduğu roller ve sorumluluklar geri planda kaldı. Böylece erkek çocuğunun erkekliğin anlamını ve beraberinde getirdiği sorumlulukları öğrenebileceği rol modeller de belirsizleşti.
Bu yüzden açıklamayı, önemli bir soruna dikkat çekmesine rağmen, çözüm bakımından sığ buluyorum. Erkek kimliği bir törenle ilan edilerek kazanılacak bir kimlik değil. Üstelik erkekliği yalnızca bir organ üzerinden tanımlamak, erkek kimliğini tek başına biyolojik farklılığa indirgemektir. Oysa erkeklik, yalnızca bedensel bir farklılıkla değil, bu kimlikle ilişkilendirilen sorumlulukların öğrenilmesi ve yaşanmasıyla anlam kazanır. Çocuğun ailesinde gördüğü ilişkiler, yetişkinlerin davranışları ve hayatın içinde karşılaştığı örnekler, onun erkekliği nasıl anlamlandırdığında önemli bir yere sahip.
Açıklamanın ardından sünnetin dinî yeri ve önemi üzerine de yorumlar yapıldı. Sünnet törenini erkek kimliğinin kazanılması için gerekli gören yaklaşımın yanı sıra, sünneti ve törenini dinî bir gereklilik olarak değerlendiren yorumlar da vardı. Bu nedenle konuyu dinî boyutuyla da ele almak gerekiyor.
Erkek çocukların sünnet edilmesi yalnızca Müslümanlara özgü bir uygulama değil; Yahudilikte, bazı Hristiyan topluluklarında ve çeşitli kültürlerde de görülüyor. İslam’da ise sünnet, Kur’an’da açık bir emir olarak yer almamakla birlikte sahih hadislerde tavsiye edilen bir uygulamadır. Ancak sünnetin dinî boyutuyla sünnet törenini birbirinden ayırmak gerekiyor. Sünnetin dinî bir dayanağının olması, sünnet töreninin de dinin bir gereği olduğu anlamına gelmez.
Bununla birlikte kutlamaların insan hayatında elbette güzel bir yeri var. Doğum günü yemekleri, çocuğun Kur’an öğrenmesini kutlamak, iftar davetleri ve hediyeleşmek… Bunlar sevinci paylaşmanın, gönül almanın ve insanları mutlu etmenin yolları. İsrafa ve abartıya kaçmadan yedirip içirmek, ikramda bulunmak ve insanları sevindirmek, niyete ve yapılan işin niteliğine bağlı olarak dinen de sevap vesilesi olabilir. Sünnet vesilesiyle yapılan bir kutlama da bu çerçevede değerlendirilebilir. Ancak kutlamanın güzel bir davranış olmasıyla sünnet töreninin dinî bir gereklilik olması birbirinden farklıdır.
Eskiden sünnetin çoğunlukla okul çağında yapılması, töreni çocuk açısından daha anlaşılır kılabilir. Sünnet olmaktan korkan bir çocuğun heyecanını hafifletmek, ona destek olmak ve cesaretini takdir etmek için bir kutlama düzenlenebilir. Ancak sünnet töreninin erkekliğin sembolü hâline getirilerek bu kimliğin bedensel farklılık üzerinden yüceltilmesi sorunlu bir yaklaşımdır.
Bu yüzden sünnet törenini, günümüz erkek çocuklarının kimlik sorununa çözüm olarak görmüyorum. Erkek çocuklarının ihtiyacı, cinsiyetlerini ve bu kimlikle ilişkilendirilen sorumlulukları tanımaları, hayatlarında örnek alabilecekleri kişilerle karşılaşmaları ve bu sorumlulukların ne anlama geldiğini yaşayarak öğrenmeleridir.