
Bir halkın toprağı işgal edilebilir, evleri yıkılabilir, çocukları öldürülebilir. Fakat imanla yoğrulmuş bir yüreği esir almak o kadar kolay değildir. Çöl Aslanı, işte bu gerçeğin sinemadaki adı…
1981 yılında gösterime giren Çöl Aslanı (Lion of the Desert), Suriyeli yönetmen Mustafa Akkad‘ın imzasını taşıyor. Daha önce Çağrı filmiyle İslam tarihini beyaz perdeye taşıyan Akkad, bu defa Libya’nın İtalyan işgaline karşı verdiği destansı mücadeleyi anlattı. Ömer Muhtar’ı Anthony Quinn canlandırdı.
Filmin çekimleri, Libya‘nın çetin çöl şartlarında gerçekleştirildi. Binlerce figüranın, dönemin askerî araçlarının ve geniş savaş sahnelerinin kullanıldığı yapım, büyük bir prodüksiyondu. Libya yönetiminin maddi desteğiyle hayata geçirilen film, yalnızca bir tarih anlatısı değil, sömürgeciliğe karşı bir hafıza çağrısıydı.
İtalya, 1911 yılında Libya’yı işgal etti. Mussolini döneminde ise bu işgal, korkunç bir zulüm politikasına dönüştü. İnsanlar topraklarından koparıldı, köyler boşaltıldı, binlerce Libyalı toplama kamplarına gönderildi. Aileler parçalandı, çocuklar babasız, anneler evlatsız kaldı.
Emperyalizm, kendi çıkarlarını insanlığın ortak menfaati gibi göstermeyi her dönemde başardı. İşgal ettiği topraklara medeniyet götürdüğünü iddia edenler, o toprakların gerçek sahiplerine zulmetmekten çekinmedi.
Bugün de değişen fazla bir şey yok. Coğrafyalar, aktörler ve silahlar değişiyor; fakat mazlumun gözyaşı aynı kalıyor.
Ömer Muhtar, yalnızca bir direniş komutanı değildi. Kur’an ve din eğitimi almış, öğretmenlik yapmış, Senûsî hareketi içerisinde yetişmiş bir Müslümandı. Yaşı ilerlemişti ama yüreğindeki mücadele azmi tükenmemişti. İtalyan ordusunun modern silahlarına karşı çölün imkânlarıyla direnen bir halkın önünde yürüyordu.
1931 yılında yakalandığında 73 yaşındaydı. İtalyan mahkemesi tarafından idama mahkûm edildi ve 16 Eylül 1931’de halkın önünde asılarak şehit edildi.
Onun idamı, bir insanın hayatına son vermekti; fakat bir halkın özgürlük arzusunu öldürmek değildi.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Zalimler nasıl bir inkılâba uğrayıp devrileceklerini yakında bileceklerdir.” (Şuarâ, 26/227)
Ömer Muhtar’ın hikâyesi bugün Gazze’de evlatlarını toprağa veren annelerin, yıkılmış evlerinin başında bekleyen babaların ve işgale karşı direnen insanların hikâyesinden ayrı düşünülebilir mi?
Aradan yıllar geçiyor, fakat Müslüman coğrafyalarda acının dili değişmiyor. Bir zamanlar Libya çöllerinde yankılanan feryatlar, bugün Gazze sokaklarında yankılanıyor.
Çöl Aslanı bize şunu hatırlatıyor: Müslüman, zulüm karşısında sessiz kalmamalı; adaleti, merhameti ve hakkı savunmalıdır. Çünkü zafer yalnızca silahların gücüyle değil, haklı bir davaya bağlılıkla da anlam kazanır.
Ömer Muhtar’ın hayatı sona erdi; fakat emperyalizme boyun eğmeyen imanı ve direnişi hafızalardan silinmedi.
Bazı insanlar ölür, fakat bıraktıkları izler asırlar boyunca yaşamaya devam eder. Ömer Muhtar da onlardan biridir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”