
“Dairelerim olmadı, yatlarım olmadı, çuvalla param da olmadı. Ama ben çok zenginim. Çünkü 37 yıldır eşim yanımda. Beni ne dağda yalnız bıraktı ne şehirde…”
Sosyal medyada paylaşılan bir videoda dile getirilen bu sözler, aslında günümüz insanına unutmaya yüz tuttuğu çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Evliliğin zenginliği, sahip olunan eşyada değil, paylaşılan sevgidedir.
Bugün nice genç, evliliğe adım atarken sarayları aratmayan düğünlerin, lüks evlerin, pahalı mobilyaların ve bitmek bilmeyen isteklerin hayalini kuruyor. Gösteriş uğruna borçlara giriliyor, imkânlar zorlanıyor. Birbirini mutlu etmesi gereken eşler, zamanla beklentilerin ve maddi yüklerin altında eziliyor.
Oysa evlilik, bir zenginlik yarışı değil, hayatı birlikte omuzlama sözüdür.
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun (varlığının) delillerindendir.” (Rûm, 30/21)
İşte evliliğin özü budur: Meveddet ve rahmet…
Sarayda da çadırda da aynı sevgiyle birbirine yaslanabilmek, hastalıkta, darlıkta, yoklukta birbirini yalnız bırakmamaktır.
Unutmayalım; sarayda yalnız uyumaktansa sevdiğinle mütevazı bir yuvada huzur bulmak çok daha büyük bir zenginliktir.
Gençler! Evlilikten önce sarayları değil, birlikte hayatı omuzlayabileceğiniz insanı arayın. Çünkü evin büyüklüğü değil, içindeki sevgi insanı zengin eder.
İSLAMİ HABER “MİRAT”