
ABD ile İran arasında devam eden gerilimi sona erdirmeye yönelik diplomatik temaslarda önemli bir aşamaya gelindi. ABD merkezli haber platformu Axios’un aktardığına göre taraflar, çatışmayı durdurmayı ve daha kapsamlı nükleer müzakerelerin önünü açmayı hedefleyen kısa bir mutabakat metni üzerinde uzlaşmaya oldukça yakın. Sürece ilişkin bilgi veren ABD’li yetkililer, nihai anlaşmanın henüz sağlanmadığını, ancak savaşın başlangıcından bu yana en ileri noktaya ulaşıldığını ifade ediyor. Washington yönetimi, İran iç siyasetindeki farklı güç odaklarının uzlaşmayı zorlaştırabileceğini değerlendirerek temkinli tutumunu sürdürüyor.
Görüşmelerin odağında İran’ın nükleer faaliyetleri yer alıyor. Taraflar arasında tartışılan taslakta, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini belirli bir süre askıya alması öngörülüyor. Bu sürenin 12 ila 15 yıl arasında olması ihtimali öne çıkarken, İran’ın daha kısa, ABD’nin ise daha uzun bir süre talep ettiği belirtiliyor. Anlaşma kapsamında İran’ın nükleer silah geliştirmeme taahhüdü vermesi ve uluslararası denetim mekanizmalarının genişletilmesi planlanıyor. Birleşmiş Milletler denetçilerinin ani ve kapsamlı denetimler yapabilmesi de gündemde. Buna karşılık ABD tarafı, İran’a yönelik ekonomik yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını ve yurt dışında dondurulmuş İran varlıklarının aşamalı biçimde serbest bırakılmasını değerlendirmeye almış durumda.
Diplomatik ilerleme sinyalleri bölgesel ve küresel düzeyde etkisini göstermeye başladı. Pakistan yönetimi sürece dair yaptığı açıklamada anlaşmaya yaklaşıldığını belirtirken, İran Devrim Muhafızları Hürmüz Boğazı’nda geçişlerin güvenli hale geldiğini duyurdu. Bu gelişmeler enerji piyasalarında hızlı bir karşılık buldu. Brent petrol fiyatlarında sert düşüş yaşanırken, güvenli liman arayışının etkisiyle altın fiyatlarında yükseliş görüldü. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise sürecin teknik açıdan son derece karmaşık olduğunu vurgulayarak hızlı bir sonuç beklentisinin gerçekçi olmayabileceğini ifade etti. Tarafların önümüzdeki günlerde vereceği kararlar hem çatışmanın seyri hem de nükleer müzakerelerin geleceği açısından belirleyici olacak.