ABD–İsrail–İran Gerilimi: Perde Arkası, Tarihsel Gerçekler ve Türkiye’ye Yansıması
1️⃣ Nükleer Mesele Gerçekten Ana Gerekçe midir?
Resmî söylemde öne çıkarılan argüman, İran’ın nükleer kapasitesinin “küresel tehdit” oluşturduğu iddiasıdır. Ancak bu argüman, stratejik tabloyu açıklamakta yetersizdir.
Nükleer silahlanma iddiası, uzun yıllardır Batı’nın İran’a karşı kullandığı meşruiyet üretme aracıdır.
Aynı bölgede nükleer silaha sahip olduğu bilinen aktörlerin (örneğin İsrail) bu kapsam dışında tutulması, meselenin teknik değil siyasi olduğunu göstermektedir.
İran’ın nükleer faaliyetleri, esasen caydırıcılık eksenli okunmalıdır.
Dolayısıyla nükleer söylemin, askeri ve siyasi müdahaleyi kamuoyuna kabul ettirme aracı olarak kullanıldığı görülmelidir.
2️⃣ İsrail’in Yayılmacı Güvenlik Doktrini
İsrail’in güvenlik anlayışı savunma temelli değil, önleyici ve genişleyici bir doktrine dayanır:
Tehdit algısı, sınırlarla sınırlı değildir; potansiyel güç merkezleri de hedef kabul edilir.
İran, coğrafi olarak uzak olsa bile, bölgesel dengeyi değiştirme kapasitesi nedeniyle İsrail için stratejik tehdit olarak görülmektedir.
Bu nedenle mesele, “bugünkü tehdit” değil, yarın oluşabilecek güç dengesi meselesidir.
İsrail’in yaklaşımı, bölgesel istikrar üretmekten ziyade kalıcı kaos üzerinden güvenlik sağlama stratejisi olarak değerlendirilmelidir.
3️⃣ ABD’nin Küresel Rolü: Düzen Kurucu mu, Kriz Üretici mi?
ABD, Soğuk Savaş sonrası dönemde kendini “düzen kurucu” olarak tanımlasa da pratikte:
Müdahale ettiği coğrafyalarda devlet kapasitesini zayıflatmış,
Güç boşlukları üretmiş,
Radikalleşme ve iç savaş risklerini artırmıştır.
Irak, Afganistan ve Libya örnekleri, askeri müdahalenin istikrar getirmediğini, aksine uzun vadeli krizler yarattığını açıkça göstermiştir.
Bu nedenle ABD’nin İran politikası, küresel güvenliği sağlamaktan çok güç projeksiyonu mantığıyla şekillenmiştir ve bu gerçek göz ardı edilmemelidir.
4️⃣ İran Neden Irak ya da Suriye Değildir?
İran’ı diğer müdahale edilen ülkelerle kıyaslamak analitik bir hatadır:
İran, binlerce yıllık devlet geleneğine sahiptir.
Etnik ve mezhepsel çeşitliliğe rağmen merkezi devlet refleksi güçlüdür.
Ordu, bürokrasi ve ideolojik yapı birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan unsurlardır.
Bu nedenle İran’da ani rejim çöküşü, devlet dağılması ya da uzun süreli işgal senaryoları gerçekçi değildir.
İran’ın, Irak gibi çözülebilecek ya da Suriye gibi vekâlet savaşlarıyla parçalanabilecek bir yapı olmadığı açıkça görülmelidir.
5️⃣ Türkiye Sıradaki Hedef mi?
Bu soru kamuoyunda sıkça sorulmakta, ancak doğru zeminde ele alınmamaktadır.
Türkiye, NATO üyesidir ve Batı sistemiyle yapısal bağlara sahiptir.
İran gibi sistem dışı değil, sistem içi bir aktördür.
Dolayısıyla doğrudan askeri hedef olması kısa vadede rasyonel değildir.
Ancak bu, risk olmadığı anlamına gelmez:
Bölgesel savaşlar, Türkiye’yi ekonomik, siyasi ve güvenlik bakımından dolaylı olarak etkiler.
Göç, enerji güvenliği ve diplomatik baskı unsurları artar.
Türkiye’nin hedef değil ama denge unsuru ve baskı alanı olarak konumlandırılabileceği ihtimali ciddiyetle değerlendirilmelidir.
6️⃣ Büyük Resim: Dünya Nereye Sürükleniyor?
ABD ve İsrail merkezli bu tür müdahaleler:
–Uluslararası hukuku aşındırmakta,
–Güç kullanımını normalleştirmekte,
–Küresel çatışma eşiğini aşağı çekmektedir.
Bu süreç, yalnızca bölgesel değil küresel bir istikrarsızlık üretmektedir.
Bu nedenle yaşananlar, “İran–İsrail gerilimi” olarak daraltılmamalı; çok kutuplu dünyada güç merkezleri arasındaki sertleşen hesaplaşma olarak okunmalıdır.
GENEL DEĞERLENDİRME
İran’a yönelik saldırıların temelinde nükleer kaygılardan çok jeopolitik hesaplar bulunmaktadır.
İran, yıkılması kolay bir devlet değildir ve bu gerçek stratejik planlamalarda hesaba katılmalıdır.
ABD ve İsrail’in izlediği yol, dünyayı güvenliğe değil kontrolsüz krizlere sürüklemektedir.
Türkiye doğrudan hedef değildir; ancak bu fırtınanın dışında kalabileceği de varsayılmamalıdır.
Tüm bu unsurlar birlikte ele alındığında, yaşananların geçici bir askeri gerilim değil, küresel düzenin yeniden şekillenme sancısı olduğu açıkça görülmelidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”







