
ADALETİN VE İNSAN HAKLARININ İFLASI: WASHINGTON’DAN FİLİSTİN DİRENİŞİNE “TERÖR” YAFTASI
Küresel adalet mekanizmaları, uluslararası hukukun maskesinin bir kez daha düştüğü ve çifte standardın kurumsal bir devlet politikasına dönüştüğü tarihi bir eşikten geçiyor. ABD Hazine Bakanlığı’nın, İsrail’in Gazze’deki katliamlarına ve savaş makinelerine karşı eylemler yapan İngiltere merkezli aktivist grup Palestine Action‘ı “Küresel Terör Örgütü” listesine dahil etmesi, Washington’ın insan hakları söyleminin arkasındaki gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Vicdanı Susturma Operasyonu
İsrail’in soykırım ve saldırılarına ve sivil ölümlerine karşı küresel suç ortaklığını durdurmayı amaçlayan sivil itaatsizlik eylemleri, ABD yönetimi tarafından terörizmle bir tutuldu. Doğrudan eylem ağı olarak kurulan ve özellikle İsrail’e silah sağlayan uluslararası savunma sanayi şirketlerinin tesislerini hedef alan Palestine Action; mülke zarar verme gerekçesiyle önce İngiltere tarafından hedef alınmış, şimdi de ABD’nin ekonomik yaptırım ve ambargo mekanizmalarının hedef tahtasına oturtulmuştur.
Bir halkın katledilmesine karşı ses yükseltmek, soykırıma ortak olan silah tedarikçilerini protesto etmek ve mahallelerde vicdan nöbeti tutmak; Washington ve Londra ekseninde “ulusal güvenlik tehdidi” ilan edilirken, bizzat bu silahlarla Gazze’de ve coğrafyada binlerce masumun ölümüne imza atanlar koruma kalkanı altına alınıyor. Bu karar, aktivistlerin şahsında aslında küresel vicdanı cezalandırma çabasından başka bir şey değildir.
İki Yüzlü Politikanın Tescili
İsrail söz konusu olduğunda uluslararası hukuku, insan haklarını, söz ve ifade özgürlüğünü unutan Batı merkezli hegemonik akıl, maskesini tamamen indirmiştir. Dünyanın gözü önünde hastanelerin, okulların ve çadır kentlerin bombalanmasına, çocukların ve kadınların katledilmesine diplomatik, askeri ve istihbarat desteği veren ABD, bu düzene çomak sokmaya çalışan barış ve insan hakları savunucularını “aşırı solcu terörist” yaftasıyla kriminalize etmektedir.
Palestine Action kurucularından Huda Ammori’nin de belirttiği gibi, ABD’nin bu adımı yalnızca İngiltere’nin baskıcı ve otoriter mirasını devralmakla kalmamakta, aynı zamanda ifade özgürlüğü ile sivil itaatsizlik haklarına inanan herkes için tehlikeli bir emsal teşkil etmektedir.
Gerçek suçluların el üstünde tutulduğu, soykırıma direnenlerin ise terörist ilan edildiği bu düzen, küresel adaletin koca bir illüzyondan ibaret olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Ancak tarih; mazlumların sesini kısmak için yasaları ve terör listelerini silah olarak kullananları değil, o karanlığa karşı insanlık onurunu savunanları yazacaktır.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube