
ADAM VE GECE
Gecedir. Kaldırımlar ve onların emzirdiği çocuklar hariç herkes uykuda. Bir de bir adam. Yatağına sığmayan, zihnindeki soru(n)ların yıkımına direnen, bu nedenle de uykuyu alt etmiş bir adam. Sakalının telleri, elindeki tespihin titreyişine eşlik ediyor dudaklarıyla birlikte. Mırıldanmaları duyulur ümidiyle durmaksızın devam ediyor tespihe ve titreyişlere. Tespih tanelerini suluyor arada bir dökülen göz yaşları. İçine akıttıklarınınsa kalbine yumuşaklık vermesini umuyor.
Gecedir. Adam, odanın ortasında üzerine oturduğu seccadenin işlemelerine gözlerini dikmiş. Zamanı durdurmuş o duruşuyla sanki. Duvara asılı klasik antika saatin tik takları da olmasa onu o halde görenler, zamanın durduğuna inanacak. Namazdaki son oturuş pozisyonunda duran adamın elindeki tespih, elleri ve dudakları arasındaki irtibata yetişmek için hızla salınmakta. Dudaklarının hızı arttıkça tespih, vecd haline bürünüyor âdeta. Artan gözyaşları da bu hıza eşlik ediyor.
Gecedir. Uyku, bütün ihtişamıyla evi ve aynı saati yaşayan her yeri çepeçevre kuşatmışken bu adamın gözlerine uykunun uğramamasının sebebi ne olabilirdi ki? Uyku her sıkıntıyı öteleyen güç değil miydi? Oysa o, uyumamak için direniyor gibi. Göz kapakları onu zorlayınca kalkıp yüzüne su vuruyor, pencereyi açıp temiz hava alıyor, elleriyle saçlarını zorlayarak tutup çekiyor. Biraz toparlayınca da önce iki rekât namaz kılıyor sonra tespihine dönüyor, mırıldanmalarına devam ediyor. Bazen de yerinden kalkıyor, odaları dolaşıyor; çocuklarına bakıyor, üstleri açılmışsa örtüyor; üzerlerine hiçbir kötülük yağmasın dercesine. Gecedir. Her türlü muhasebenin sessizce yapıldığı zamandır. Dış müdahalelerin neredeyse olmadığı vakittir. Net sonuçlar alınır bu saatlerde yapılan muhasebelerde. Özellikle de nefis muhasebesinde. Adam da öyle yapmak niyetindedir sanki. Başını iki elinin arasına alıp düşünür. Yaşadıklarını bir bir hatırlamaya çalışır. Hatıralarındaki hatalarına yoğunlaşır önce. Onlardan çıkarması gereken dersler olup olmadığına bakar. Kendince birtakım kararlar alır. Doğru yaptığına inandığı işleri çabucak geçer, sebepsizdir bu geçiş. Onlar, olması gerekenlerdir zaten ona göre. Üzerlerinde çok durmaya gerek yok, diye de düşünür.
Gecedir. Yıldızlar, iki büklüm olmuş ay’a göz kırparlar. Cilvelerinden geçilmez yıldızların. Yalnız, cilveye karşılık vermek için takati kalmamış sanki ay’ın. Bazı yıldızların bağları kopar ve birer ikişer kayarlar boşluğa. Nereye varırlar bilinmez. Uykusu kaçmış olup buna şahitlik edenlerin bir kısmı dileklerini savurur kayan yıldızlara doğru, bir kısmı da sırrını çözmeye çalışır bu esrarlı olayın.
Gecedir. Savaşa maruz kalmış çocukların umutla bekledikleri vakittir, diye düşünür adam. Aylarca çocukların üstüne çiy taneleri yerine bombalar yağmıştır. Şimdi bir umut, bombalar susar, çocuklar uyur belki. Açlıktan, susuzluktan can çekişen çocukların da ebeveynlerinin de uykusu gelmez bir türlü. Adam, bunu düşünür; düşünür de kederin tüm ağırlığı çöker üstüne. Dualarına onları da katar önce, ardından zalimlerin cümlesine ilencini dile getirir. Bu yaptığının yeterli olmadığını bile bile. Lakin kalpten yapılan buğzun da bir tepki olduğunu hatırlar da çok az bir ferahlık hisseder göğüs kafesinde.
Gecedir. Gündüzün bütün seslerini yutan gece. Her şey ve her yer, derin bir sessizlikle karanlığa bürünmüştür. Karanlığa ve sessizliğe dalan adamın dudaklarından şu cümleler dökülür: ‘’Karanlık gecede kara taşın üstünde yürüyen kara karıncanın ayak sesini işiten Rabbini senden habersiz mi sandın? Karanlıklarda kaybolmuş gibi hissediyorsun ama O’na karanlık yok, sana uzanan bir el var bilmelisin.’’ Bunun bir hadis olduğunu hatırladı da dilinden boşluğa bu söz nasıl savruldu, o da şaşırdı. Sonra evet, dedi. Beni herkes unutabilir, kimsenin aklına gelmeyebilirim, yaşadıklarım kimsenin umurunda olmayabilir; lakin yalnız değilim. Rabbim benimle beraberdir. O benimle olduktan sonra ne gam. İçini bir sükunet kapladı. Rabbim beni terk etmez, dedi. O, bana şah damarımdan daha yakın, dedi. Gözlerinin ışıltısı geceyi aydınlattı.
Gecedir. Karanlıkların nura dönüşünü müjdeleyen ayetlerin inzal olduğu vaktin yıl dönümüdür. ‘’Andolsun, yeryüzünü siyah bir tül gibi ötüp bürüyen geceye.’’(Leyl1) Kadri bilinsin diye Mutlak Öğretinin adına bir sure inmiştir o gecede. O gece yeryüzü aydınlanmıştır. ‘’Andolsun, zifiri karanlıkların ardından ışıl ışıl aydınlanan gündüze.’’ (Leyl 2) Bin geceden daha hayırlı bir geceyi yaşamak nasip olur mu, diye içinden geçirdi adam.
Gece, hükümranlığını fecre devretti. Ağır ağır aydınlandı yeryüzü. Güneşin doğması yakındır, dedi. O halde, dedi. Bir yolculuğa, iç yolculuğuna çıkma vaktidir; diye devam etti. Adam, yolculuğunun çıkış noktası olarak da şu ayeti belirledi: Ve ila Rabbike ferğab! (Ve bu kutlu yolculuğunda dizlerine derman, gözlerine fer vermesi için tüm kalbinle ve sadece Rabb’ine yönel.) (İnşirah 8)
Geceye direnmişti. Bu direnişinin karşılığını almıştı. Bir iç aydınlığı kuşatmıştı onu. Bir ödüldü sanki bu gece yaşadıkları. Hüzün haritasına dönmüş yüzüne tebessüm yerleşti, Sezai Karakoç’un şu sözleri gelmişti aklına: “Geceye yenilmeyen her insana ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.”
Adam oturduğu yerden kalktı, kıbleye yöneldi, ellerini açtı, dua etti. Derin bir nefesle birlikte ‘hamdolsun’ dedi.
EYYUP YÜKSEL
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
KASADOLU’DAN NETANYAHU’YA SUÇ DUYURUSU: “CASUSLUK FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR” Türkiye’de kendisini “Osmanlı Yahudisi” olarak tanımlayan Musevi iş…
BİZ AİLE’Yİ KAYBETTİK! Biz aile’yi kaybettik, onun yerine neyi koyarsanız koyun o şeyin artık fazla…
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov: “Körfez’deki savaş, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün kontrolü için çıkarıldı. Rusya…
Tahran’da Sürpriz Slogan: Cuma Namazında "Yaşasın Türkiye" Sesleri TAHRAN – İran’ın başkenti Tahran’da her…
KANATLANAN ULAKLAR: POSTA GÜVERCİNLERİ Yüksek veri aktarım hızına sahip 5G teknolojisi, ülkemizde 1 Nisan 2026…
Papa XIV. Leo’dan sert mesaj: “Dünya bir avuç zorba tarafından harap ediliyor” Katolik dünyasının ruhani…
View Comments
Gece ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi Eyüp Hocam. Hamdolsun..