
Âdem’in (as) Cennetteki hatasından dolayı tevbe edebilmek için Rabbinden bazı kelimeler aldığını/öğrendiğini Kur’an beyan ediyor:
”Bu durum devam ederken Âdem, Rabbinden bir takım kelimeler (kelimât) aldı ve derhal tevbe etti. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır.” (Bakara 2/37)
Âdem’in (as) Rabbinden aldığı kelimelerin ne olduğu hakkında çeşitli yorumlar yapılmıştır. Bir yoruma göre o kelimeler Âdem’in (as) aldığı ilâhi ilhamdır ya da vahiydir.
Dil bilimi açısından kulağın veya gözün algıladığı, manası ve etkisi olan şeylere kelime dendiğine göre Âdemin telakki ettiği (aldığı) kelimeler; kulakla algılanan bilinen anlamlı kelimeler olacağı gibi, yürekle algılanan pişmanlık da (nedamet de) olabilir.
Buradaki telakki basit bir alma değil, şuurlu ve farkında olunan bir ilâhi ikramdır.
Hz. Âdem kıssasında önemli bir hakikat daha var:
Tevbe gerçeği… Yani hatadan dönme kararlılığı ve Allah’tan bağışlanma isteği…
Hz. Âdem ve eşi Cennetteki yasak ağaçtan bütün uyarılara rağmen yediler. Şüphesiz onların bu hatası yanlış bir değerlendirme, işin önemini unutma sonucudur.
Allah (cc) her ikisine de; “Ben size bu ağaçtan yemeği yasaklamamış mıydım?” dediği zaman yaptıkları hatanın farkına vardılar. Bunun üzerine hemen;
“Dediler ki: “Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmet etmezsen, gerçekten hüsrana (zarar) uğrayanlardan oluruz.” (A’raf 7/23)
Her ikisi de nefislerini kınadılar ve hemen tevbeye koştular. Kendi serbest iradeleriyle tevbe kapısını çaldılar, Allah’a bağışlanmaları için dua ettiler.
İyiliği ve kötülüğü ayırt edebilme yeteneğinde yaratılan her ikisi de, yasak ağaçtan yemenin günah olduğunun şuuruna varınca belki de ne yapacaklarını bilememişlerdi. (Yapıcı, A. İslâmda Tevbe, s: 41)
Allah (cc) onlara nasıl tevbe edeceklerini öğretti. Onlar da yukarıdaki âyette geçen dua cümlesi ile tevbe ettiler. Belli ki Âdem (as) gerçekten (nâsuh) tevbe etti, pişman oldu, hatasından döndü.
Uygun kelimelerle, boyun bükerek, Allah’ın büyüklüğüne ve et-Tevvâb (tevbeleri çok kabul) eden ismine sığınarak bağışlanma diledi.
Bazıları onun Rabbinden ağlamayı, utanmayı, dua etmeyi, pişmanlık ve üzüntü duymayı öğrendiğini söylediler. (Kurtûbî, el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an, 1/1276)
Bütün bunlar tevbe için gerekli şeylerdir. Kul bunlarla tevbe ederse bağışlanacağı umulur.
Tevbe aslında kulun günahı terk edip Rabbine itaate geri dönmesidir. Bunu en güzel şekliyle Âdem’in ve eşinin tavrında görüyoruz.
Tekrar edelim ki Kur’an’ın açık ifadeleriyle Âdem’i bağışladı ve onu seçkinlerden kıldı.
Allah’ın secde emrini Âdem dinledi ama İblis dinlemedi. Bunun üzerine Allah (cc) Âdem’i uyardı:
“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediklerinizden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.” (A’raf 7/19)
“Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi Cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun…” (Tâhâ 20/116-119. Ayrıca bkz: Bakara 2/35)
Lakin; “Derken, şeytan şöyle diyerek onun kafasını karıştırdı: “Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacının ve son bulmayacak bir hükümranlığın yolunu göstereyim mi?” (Tâhâ 20/120)
Bu durum A’raf Sûresinde şöyle anlatılıyor:
“Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (Cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.” (A’raf 7/19)
Üstelik; “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti.” (A’raf 7/21)
Âdem ve eşi bu sözlere kandılar, İblisin va’dettiği bu şeyi gerçek sandılar, Allah’ın uyarısını unuttular.
“Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini Cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu sûretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı.” (Tâhâ 20/121)
“Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve Cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: “Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye nidâ etti.” (A’raf 7/20. Ayrıca bkz: Bakara 2/36)
Bunun üzerine Âdem Rabbinden aldığı kelimelerle ve eşi yukarıda geçen duayı yapıp Allah’tan bağışlanma dilediler.
“Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti ve doğru yola iletti (ona hidâyet verdi)” (Tâhâ 20/122)
“Şüphesiz ki Allah; Âdem’i, Nûh’u, İbrahim Ailesi ile İmran Ailesini âlemlere (diğer insanlara) seç(ip üstün kıl)mıştır.” (Âl-i İmrân 3/33)
Allah (cc) Âdem’i (as) affettikten sonra onu kendisine yaklaştırdı, tevbesini koruma noktasında ve takvada onu başarılı kıldı. (Zamahşerî, el-Keşşâf, 3/91)
Onun bu tevbedeki kararlılığı ve azmi; sâdık ve sorumlu bir kul olmasının sonucudur.
Hristiyanların asli günah, ya da Âdem’den miras kalan günah inancı Kur’an’ın kesin haberlerine aykırıdır. Bu iddia iki yönden reddedilir:
Birincisi; herkes yaptığından sorumludur, hiç kimse bir başkasının işlediği suçtan dolayı sorumlu tutulamaz. (Bkz: En’âm 6/164. İsrâ 15/15. Fâtır 35/18. Zümer 39/7. Necm 53/38)
İkincisi; Allah (cc) Hz. Âdem’i ve eşini affetti. (Tâhâ 20/122) Genel kanaate göre Âdem’i kendi çocuklarına peygamber yaptı. (Bolay, S. H. TDV İslâm Ansiklopedisi, 1/358)
A’raf ve Tâhâ Sûrelerinde, onların yasağı çiğnedikten hemen sonra tevbe ettikleri, Bakara Sûresinde ise dünyaya iniş emri verilmesinden sonra, Âdem’in Rabbinden kelimeler alıp tevbe ettiği anlatılıyor.
Âdem (as) ve eşi, Cennetten çıktıktan sonra mı, yeryüzüne indikten sonra mı affedildiler? Bilmiyoruz. Allah (cc) onların tevbelerini kabul ettikten sonra; «Benden gelen hidâyete uyun» buyurdu. (Bakara 2/38)
Âdem (as) Cennetteki yasağı çiğneyerek isyana düşmüş ve oradan çıkarak bedbaht olmuşsa da; Allah’ın onun tevbesini kabul etmesi ve onu seçkin kılmasıyla yeniden saadet buldu, sevindi, gözü aydın oldu.
Denildi ki Âdem (as) beş sebepten dolayı mutluluğa kavuşmuştur:
1 – Günahını itiraf etmesi (kibirlenmemesi),
2 – Hatasından dolayı pişmanlık duyması,
3 – Nefsini kınaması,
4 – Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemesi,
5 – Allah’a tevbe etmesi. (Yapıcı, A. İslam’da Tevbe, s. 96)
Şeytan ise beş sebepten dolayı bedbaht oldu, hüsrana uğradı:
1 – Günahını kabul etmedi (yaptığı isyanı haklı gördü),
2 – Hatasından dolayı pişmanlık duymadı,
3 – Kendine kızacağı yerde azgınlığına Allah’ın sebep olduğunu iddia etti.
4 – Allah’ın rahmetinden umudunu yitirdi.
5 – Tevbeye yanaşmadı. (Elmalılı H. Yazır, Hak Dini Kur’an Dili (Sad.), 4/26)
Kur’an böylece hataya düşmenin sebeplerini, sonuçlarını ve hatadan kurtulmanın, tevbe etmenin yollarını Âdem kıssasıyla ortaya koyuyor.
İsrail, Lübnan’da 45 Günde Binlerce Can Aldı Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İsrail’in…
Türkiye rüzgarda üretim gücünü artırarak sanayi üssü hakkında son gelişmeler. Türkiye, rüzgar enerjisi üretim gücünü…
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler Batı Şeriada Filistinlilerin araçlarını kundakladı hakkında son gelişmeler. Filistin topraklarını gasbeden…
Giresun ve Ordudaki kadın çalışanlar en çok fındık ihracatına katkı sağladı hakkında son gelişmeler. Giresun…
Vandaki kalp merkezi, kalp rahatsızlığı yaşayan hastalara umut sunuyor. Modern teknoloji ve uzman kadrosu ile…
Japonya'da eski Başbakan Kişida, Ankaradaki NATO Zirvesi'nde Takaiçi'nin davet edilmesini talep etti. Bu durum, uluslararası…