islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Adil Bir Dünya Mümkündür (1)

Adil Bir Dünya Mümkündür (1)

Adil Bir Dünya Mümkündür (1)

Değerli dostlar!

Bundan yaklaşık 110 yıl önce, sömürgeci güçler Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı’yı yıkarak büyük bir plan uyguladılar. Sevr’i imzalatarak önümüze koydular. Fakat milletimiz, Mustafa Kemal Paşa ve TBMM’nin önderliğinde, bu ihaneti elinin tersiyle iterek İstiklal Savaşı’nı başlattı ve Cumhuriyetimizi kurdu.

Galip devletlerin rekabeti İkinci Dünya Savaşı’nı, onun ardından da çift kutuplu bir düzeni getirdi. Sonra bu da sona erdi. Akabinde Batı, “Yeni Dünya Düzeni” dedikleri projeyi ortaya koydu. Ve bize düşen pay, “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) adı altında yeni bir Sevr dayatması oldu.

BOP’un kapsadığı alan, Osmanlı’nın yıkılışıyla kargaşaya sürüklenen ve bugün enerji, tarım, maden  ve su kaynakları gibi stratejik alanlarda dünyanın en zengin ama en geri bırakılmış bölgesidir. Bugün bölgemizde yaşananların özü işte budur.

Lakin 2008 küresel finans krizi gösterdi ki, onların kurduğu ve güvendiği finans sistemi de çürüktür.

Finans krizinin ardından Covid-19 bahanesiyle, dünyaya test edilmemiş aşılar dayatıldı. Bu süreçte insan sağlığı, piyasa değeriyle ölçülür hale geldi. Finans kapital göstergeleri gibi insan hayatları tabelalardaki sayısal değerlere indirgendi. Ölen insanların sayıları üzerinden politikalar üretildi. Yalanlar söylendi. Korku pompalandı. Zorbalıklar uygulandı.

Pandemi tiyatrosunun hemen ardından gelen Rusya-Ukrayna savaşı, tek kutuplu dünya düzeninin sonunu getirdi.

Ve bir kez daha, tarih sahnesine yeni bir çağ doğuyor: Çok kutuplu bir dünya düzeni…

Ama eğer, bu yeni düzenin kurucuları biz olamazsak, başkalarının düzeninde figüran oluruz. İşte bunu istemiyoruz! Çünkü bugün artık görüyoruz ki, Batı idareleri küresel finans elitlerin ve Siyonist aklın eline geçmiş durumda. Bunlar, Gazze’yi yok ettiler, Suriye’yi harabeye çevirdiler, insanları yerlerinden yurtlarından ettiler. Doğu Akdeniz’in zenginliklerini gasp ettiler.

Hâlâ da hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam etmek istiyorlar.

Aziz dostlar,

Türkiye’miz sıradan bir ülke değildir. Türkiye, bu coğrafyanın yeniden dirilişi için bir öncüdür. Tarihte defalarca yaptığımız gibi, yine bu bölgeyi barış ve adaletle buluşturabilecek kabiliyete sahibiz. Birlikte yaşama tecrübemiz, değerlerimiz, imanımız ve inancımız var.

Bilimle maneviyatı, üretimle adaleti, barış ile huzuru birlikte inşa edebiliriz.

Unutmayın, bölgemizde topyekûn bir barış tesis edilmedikçe, hiçbir ülke güven içinde olamayacaktır.

Bugün burada sizlerle birlikte, sadece meseleleri konuşmak için değil; çareleri konuşmak, çareleri yaymak ve uygulamaya taşımak için toplandık. Çünkü artık bize düşen görev açıktır: Bu milletin, bu coğrafyanın, bu medeniyetin kurtuluş reçetelerini ortaya koymak, müzakere etmek ve hayata geçmesini sağlamaktır.

Önce kendimize bir ayna tutalım.

Evet, bu ülke potansiyelini tam anlamıyla ortaya koyamamış bir ülkedir. Yıllardır uygulanan eksik, dar, kısa vadeli ve dayatmacı politik tercihler; bizi millet olarak olmamız gereken yere getirememiştir. Oysa biz, sıradan bir coğrafyada yaşamıyoruz. Türkiye, yeryüzünün kalbi hükmünde bir yerdedir. Bu topraklar, medeniyetlerin doğup geliştiği, savaşların kaderinin yazıldığı, barışın şekillendiği topraklardır.

Bu toprakların evladı olarak bizler, sadece kendimiz için değil; bölgemizdeki mazlum halklar için, bekleyen toplumlar için, adaleti özleyen milletler için de politika ve çözüm üretmek mecburiyetindeyiz.

Peki, nedir bu ülkenin potansiyeli?

Türkiye, dünya üzerinde 193 ülke içinde nüfus bakımından 19’uncu, toprak büyüklüğü bakımından 32’nci, ekonomik güç bakımından 17’nci sırada yer almaktadır. Ordumuz dünyanın en güçlü sekizinci, NATO’nun ise en güçlü ikinci ordusudur. İHA, SİHA, TİHA’larımız, dünyada bir numaradır. Nüfusumuzun yarısı gençtir, üretkendir. Topraklarımız üç kıtanın buluşma yeridir. Üç yanımız denizlerle çevrilidir. Dört mevsimi aynı anda yaşayan ender ülkelerden biriyiz. Her türden tarımı yapabileceğimiz verimli topraklara sahibiz. Yeraltı ve yerüstü kaynaklarımız zenginlik fışkırıyor.

Peki, neden hâlâ ekonomik kriz konuşuyoruz? Neden hâlâ işsizlikten, borçtan, geçim derdinden bahsediyoruz?

Çünkü bu potansiyelimize ve fıtratımıza uygun bir sistem kuramadık.

Halbuki yapmamız gereken çok açık:

Bu potansiyele uygun, insana ve üretime dayalı, adaleti merkeze alan, refahı tabana yayan bir vizyonla yeniden yola koyulmak! Yani, büyük bir yeniden yapılanma!

Evet, biz bunu yapabiliriz.

Çünkü milletimizin mayasında adalet var. Tarihimizde nice zor dönemleri aşarak kurduğumuz medeniyetler var. Bugün de başarabiliriz.

Ama önce gerçeği göreceğiz. Sonra, cesurca konuşacağız. Sonra da adım atacağız ya da attıracağız.

Ben bu milletin ferasetinden ümitliyim. Yeter ki uyanalım, yeter ki birlik olalım, yeter ki hakkı üstün tutalım, yeter ki iyi insan olalım herkesin iyiliğini isteyelim!

Kıymetli dostlar,

Bizim medeniyetimizin kalbinde adalet vardır. Bizim tarihimizde hiçbir halk, bizimle yaşarken kendini yabancı hissetmemiştir. Bizim yönettiğimiz coğrafyalarda insanlar dillerini, dinlerini, geleneklerini özgürce yaşamışlardır. Barış, bir arada yaşama kültürünün adıdır. Ve biz bu kültürün öncüleriyiz.

Ama bugün gelinen noktada, yaşadığımız sorunlar bize bazı temel adımların artık atılması gerektiğini göstermektedir.

(Devam edecek)

Prof.Dr. Mete GÜNDOĞAN

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.