
ADİL ŞİDDET DE GEREKLİDİR AMA SON ÇAREDİR
ADİL ŞİDDET DE GEREKLİDİR AMA SON ÇAREDİR
Yahudi KÂ’B bin EŞREF’in peygamberimizin emriyle öldürülmesi olayı şiddet içermiyor muydu?
Evet, şiddet içeriyordu ama adil/adaletli bir şiddet içeriyordu.
Toplumlar için gereğinde kullanılmak üzere adil şiddet olmazsa olamaz bir gereksinimdir. Hukuk, adil şiddet için vardır. Burada örneğin orduların, polis ve jandarma teşkilatlarının ve hata yargının adil şiddet kurumları olduğunu hatırlatarak açıklamalarımıza başlayalım.
Medine’li Yahudilerin Beni Nadır kolundan olan şair Kâ’b b. Eşref, diğer Yahudilerden farklı olarak yapılan antlaşmaları alenen çiğneyen bir saldırgandı. Bir diğer anlatımla, şiirleri ile Peygamberimize saldıran ve onu kendi hanımlarına benzeten ve Müslüman kadınları da cinsel motifler kullanarak aşağılayan etkili fakat aşağılık bir kişiydi.
Aşağıda anlamını sunacağımız Âl-i İmran sûresinin 186. âyetinin onun Müslümanları üzen hivedici-yerici şiirleri ile yaptığı kültürel saldırlar üzerine indirildiği rivayet edilmektedir. ( Bu rivayet için Taberi’nin Cami’l-Beyan’ına bakılabilir.)
“ ( Ey müminler!) Mallarınız ve canlarınız hususunda elbette deneneceksiniz. Sizden önce kendilerine Kitab verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan çokca eza; incitici sözler-hicivler duyacaksınız. (Bu tür saldırılara) sabreder, (şiddet kullanmaktan) korunursanız, sabır ve korunmanız yapılmaya değer erdemli işlerden olur.”
Bu âyetten anlaşılacağı üzere soyut kültürel saldırılar sebebiyle yapılması gereken işlemler sabır göstermek ve fiili saldırılarda bulunmaktan korunmaktır. En’âm 68 ve Nisa 140’da da işaret buyrulduğu üzere tepki koymak; inkâr ve alay içeren saldırının yapıldığı alanı terk edip saldırganları kendi başlarına bırakmaktır.
Ancak, Kâ’b b. Eşref, döneminin kamuoyu oluşturucu en etkin yöntemi olan hicvedici şiirleri ile yaptığı saldırılarla da yetinmemiştir. Bedir savaşının Müslümanlar tarafından kazanılması üzerine derin bir öfke ve hüzün krizine tutularak taziye için 40 kadar yandaşı ile birlikte Mekke’ye gitmiştir. Orada Mekkelilere Yahudiler tarafından kendilerine yardım edileceği vaadini yaparak onları Medine üzerine yürümeye yüreklendirmiştir, şairliğini intikam duygularını kamçılamak için kullanmıştır.
Böylece sözlü saldırılarını fiili atılımlarıyla pekiştirdiği ve düşmanla dayanışma gibi kırmızı çizgilerimizi (Mümtahine 9) çiğnediği için ölüme mahkum edilmiş ve ceza bir grup sahâbi tarafından uygulanmıştır.
Unutulmaması gereken gerçek şudur:
İslâm zalim şiddeti red eder, ama zulmü giderici adil şiddeti onaylar. Onaylamakla da yetinmez, nefsi müdafaa veya yargı kararı ile suçun/zulmün benzeri ile cezalandırılması ilkesini koyar. “Sizinle savaşanlarla savaşın.” buyruğuyla da adil şiddeti emreder.
Bir diğer anlatımla şöyle de diyebiliriz:
İslam hayat düzenidir. Adaleti ve merhameti önceler. Asla sağ yanağına vurana sol yanağını da çevir demez. Ama intikama muktedir olana affedici olmasını öğütler.
ARD
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov: “Körfez’deki savaş, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün kontrolü için çıkarıldı. Rusya…
Tahran’da Sürpriz Slogan: Cuma Namazında "Yaşasın Türkiye" Sesleri TAHRAN – İran’ın başkenti Tahran’da her…
KANATLANAN ULAKLAR: POSTA GÜVERCİNLERİ Yüksek veri aktarım hızına sahip 5G teknolojisi, ülkemizde 1 Nisan 2026…
Papa XIV. Leo’dan sert mesaj: “Dünya bir avuç zorba tarafından harap ediliyor” Katolik dünyasının ruhani…
‘‘YA DEĞİŞİM YA ÇÖKÜŞ!: YARIN DEĞİL! HEMEN ŞİMDİ!’’ CENAZE ORTA YERDE VE ARTIK HİÇBİRİMİZ MASUM…
SUSMA ORUCU: “YA HAYIR SÖYLE, YA DA SUS!” Öncelikle şu hususun altını kalın çizgilerle çizeyim:…