Bir önceki yazımızda selâmın önemli bir ibadet olduğunu anlatmıştık. Bu açıdan; “selâm vermek sünnet almak farzdır” ifadesi iki açıdan isabetli değil. Birincisi; pek çokları farzdan sonra sünnet deyince basit bir şey olduğunu zannederler. “Haa, sünnetmiş canım… Sünneti yapmasan da olur. Zira sünneti yapmamak günah değildir” derler. (Şüphesiz ‘Sünnet’ konusunda bu...
Kendimizi Kandırmayalım -Allah rahmet eylesin- Büyük İslâm bilgini Ebu Hanife’ye sahâbiler arasında cereyan eden elim Sıffın savaşına katılanlar hakkında sorulunca görüş beyan etmekten kaçınarak “Allah bizim kılıçlarımızı korudu biz de dillerimizi koruyalım,” der ve Rabbimizin Kitabı Kur’ân’ımızda iki kez geçen şu âyeti okur. “Onlar geçmiş birer ümmet/topluluktur. Kazandıkları kendilerine, sizin...
Aile Yılı’nın Ardından: Aynı Sorular, Aynı Sessizlik 2025 yılı Aile Yılı ilan edilmişti. İki hafta sonra Aile Yılı bitiyor… Bitiyor ama geride kalan bir muhasebe değil; bir itiraf. Demek ki olmadı. Demek ki afişle, sloganla, temenniyle bu iş yürümüyor. Şimdi “Aile On Yılı” diyorlar. İyi de… Sorun takvim miydi? Takvimi...
KUR’AN’DA İRŞÂD VE MÜRŞİD KAVRAMLARI Giriş Bir yazının girişinde şöyle demiştik: Türkçe’de Kur’an bağlamından kopartılarak yanlış veya eksik anlaşılan, yani kendisine yazık edilen kavramlardan ikisi de ‘irşâd’ ve ‘mürşid’ kavramlarıdır. Bunlarla aynı kökten gelen rüşd, râşid, reşîd kavramlarını geçen yazıda işlemiştik. Bu yazıda ise irşâd ve mürşid kavramlarını Kur’an açısından...
Johann Wolfgang Von 1749 yılında Frankfurt’ta doğdu. Aristokrat bir ailenin çocuğu olduğu için özel eğitim gördü. Latince, Yunanca, İtalyanca, İngilizce, Fransızca ve İbranice’yi öğrendi. Yüksek Öğrenimini Hukuk Fakültesinde yaptı. Hukukçu olarak hayata atıldı. Edebiyat’a, âşık olduğu bir genç kıza kavuşamamanın çaresizliğiyle yazdığı “Genç Werter’in Acıları” isimli romanıyla yönelir. Arkasından diğer...
Allah tarafından seçilmiş ve özel bir yaratılışla dünyâya getirilmiş bir insânı sırf babasız doğdu diye ulûhiyete ortak etmek, hattâ daha da ilerisi O’nu Allah ile özdeşleştirmek ve üstelik bunu amantülerinin mutlak inanılması gereken ilkeleri olarak tebliğ edip zorunlu kılmak acaba nasıl bir zihnin veyâ zihniyetin ürünüdür? Din demiyorum; çünkü Hz....