islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,7682
EURO
35,0901
ALTIN
2.459,44
BIST
10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
31°C
İstanbul
31°C
Açık
Pazartesi Açık
30°C
Salı Az Bulutlu
30°C
Çarşamba Az Bulutlu
30°C
Perşembe Az Bulutlu
29°C

ÂHİRETE İMAN DÜNYA HAYATINI ÖNEMSEMEMİZİ GEREKTİRİR

ÂHİRETE İMAN DÜNYA HAYATINI ÖNEMSEMEMİZİ GEREKTİRİR

Bismillahirrahmanirrahim

Bizleri en güzel kıvamda yaratan ve bizler için ebedî bir hayat takdir buyuran yüce Allah’ımıza hamd ederim. “Akıllılığın ilk gereği imandır ve de insanlara sevilebilmektir” buyuran aziz Peygamberimiz, biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e kalbi ihtiramlarımı arz ederim. Rabbim onun insanlığa sunduğu mesajları daha bir güçlendirsin ve bağlılarını artırsın.

Güzel kardeşlerim; Bilmemiz Gerekenler genel başlığı altında sunduğumuz sohbetlerimizi sürdürüyoruz. Bu sohbetimizde Ahirete İman Dünya Hayatını Önemsememizi Gerektirir konusunu işleyeceğiz. Aslında konu fevkalade önemlidir. Rabbimden niyazım bu sohbetin de etkili ve yararlı kılmasıdır.

Sevgili kardeşlerim; İslâm dininin özü iman esaslarıdır. Evreni, yer küremizi ve insanı tanıtan, ölümle başlayacak ebedi hayatı bildiren, hayatı konumlandıran, anlamlandıran ve amaçlandıran bu inanç esaslarıdır. Klasik literatürümüzde inanç esaslarımız altı başlık altında sunulur:

 İman Esaslarımız

Allah’a, onun ezeli ve ebedi olduğuna, bütün varlıkların yaratıcısı olduğuna, bütün yüceliklerle vasıflı, tüm eksikliklerden beri bir Rab olduğuna inanmak, Evrenle ve biz insanlarla görevli özel varlıklar olan meleklere iman etmek,

İnsanlık tarihinin değişik evrelerinde, farklı dönemlerinde gönderilmiş olup, sonuncusu ve evrenseli Hz. Muhammed olan peygamberlere inanmak. Peygamberlerin tebliğ ettiği ve sonuncusu ve hükümleri yürürlükte olanı Kur’an-ı Kerim olan ilahi kitaplara iman etmek. İnsanlar dâhil, bütün varlıkların hayatı ile ilgili programları içine alan ve “ biz her şeyi bir programa göre yarattık” anlamındaki ifadesiyle özetlenebilecek kader programına iman

Ve de ölümle başlayacak ve ebediyen devam edecek ahiret hayatına iman İslam dininin inanç esaslarını oluşturur.

Sevgili kardeşlerim; evren düzeninin bozulacağı, yerküresinin bir başka yere göklerin başka göklere dönüşeceği, bedenimizle ruhlarımızla birleştirileceği kıyamet olgusuyla başlayacak ahiret hayatına iman, biraz önce değindiğimiz üzere, başlıca iman esaslarımızdan biridir. Ahiret hayatına iman, biz istisnasız ama istisnasız bütün iradeli sözlerimizden, tüm iradeli davranışlarımız, işlerimiz ve ilişkilerimizden ötürü hayat filmimize bir diğer anlatımla hayat kitabımıza göre yargılanacağız.

Sevgili kardeşlerim; bizimle vazifeli olan melekler her an irademizle kullandığımız sözlerimizi anında kayda geçiriyor. Vazifeli melekler iradeli tüm davranışlarımız, işlerimiz ve ilişkilerimizi yakın çekimle ama çok yakın çekimle filme alıyorlar. Şu anda benim konuşmalarım kayda geçiyor. Şu anda benim görüntüm de, sizin görüntüleriniz de melekler tarafından filme alınıyor. Özetlersek  ve her birimizle ilgili vazifeli melekler tarafından hayat filmimiz/hayat kitabımız arşivleniyor. Onun için sakın ha görülmez bir yerdeyim, yaptığım hatalar, işlediğim suçlar, irtikâp ettiğim günahlar gizli kalıyor sanmayın. İnsanları yanılgıya düşüren budur.

Özgürüz, dilediğimizi yapabiliriz, denilemez. Her an gözetim altındayız. Sevgili kardeşlerim; imanın en büyük bereketi burada. Erdemli bir insan olmanın yolu burada.  Seni yaratan, sana gören gözlerini veren Yaradan, her an seninle ilgili kudretiyle zuhur halinde. Göklerde ve yerde hiçbir şey Yaratan’a gizli kalmaz. Bu bilince erdiğin zaman gerçek insan olmaya adım atmış olursun. Hakiki Müslüman tabirini kullanmadım. Çünkü hakiki Müslüman olmak, gerçek insan olmak demektir. Bize insanlık değerini bahşeden yüce Rabbimizdir. O’nun koyduğu yasalara inanır ve bu yasalar çizgisinde hayatımızı sürdürebilirsek insanlık çizgisini muhafaza edebiliriz. Yoksa kendimizi lağım farelerine, leş böceklerine eş değer kılarız.

Materyalist İçin İnsan Nedir?

Materyalist insan için insan nedir? Bir natüralist için, bir ateist için insan nedir? Onun bir kobradan farkı nedir? Farkı Yüce Rabbimiz tarafından en güzel kıvamda yaratılmış olmasıdır. Bütün meleklerin ondaki öze secdeye saygı secdesine vardırılmış olmasıdır. Ona ebedi bir hayat takdir edilmiş olmasıdır. Dağlarıyla, denizleriyle, bitkilileriyle, ovalarıyla, madenleriyle, bütün yeryüzü varlıkları onun için yaratılmıştır.

Güneş ay, yıldızlar, boşuna mı yaratıldı zannediyoruz. Onlar da insana hizmet üretmek için yaratılmıştır. Yeryüzü kendi mihveri etrafında döner, güneşin çevresinde akar gider, güneş sistemi de yörüngesinde seyreder ama güneş şefkatli bir ana gibi ısısını gönderir, Işığını gönderir. Niçin? Çünkü güneş bizim için yaratılmıştır. Görevi odur da onun için. Eğer görevli olmasaydı, yörüngesinden sapardı.

Trilyonlarca gezegen yalnızca Allah’ın bilebileceği dönemlerden beri yörüngelerinde akıp gidiyor. Uzay trafiğinde bir tıkanma yok. Şahsen İstanbulu,Moskova’yı, Paris’i, Waşington’u  gördüm, müthiş  bir trafik çıkmazı yaşanıyor Neden evrende yok böyle bir çıkmaz? Yeryüzünde akıllı insanlar onlarca trafik kazası işliyorlar. Neden uzayda bir çarpışma yok? Çarpışma olsaydı bu düzen olabilir miydi? Biz yaşamımızı sürdürebilir miydik?

Ahiret Hayatı Soyut Akılla Kavranılamaz

Sevgili kardeşlerim; ana konumuz ölümle başlayacak ahiret hayatına ve bu hayatta sorgulanacağımıza iman. En küçücük hayırlarımız için de en küçücük şerlerimiz için de sorgulanacağız; arkadaşına korkutucu bir nazarla bakman ve annene babana saygısız bir dil kullanmaktan  tut trafikte başkalarının haklarına tecavüze kadar sorgulanacağız. Artık bu ayrıntılardan başlayarak  temel  insan haklar ve özgürlüklerine  tecavüze kadar, örnekleri çoğaltabiliriz. Bu sorgulanır olma  hakikatini soyut akılla ve deneysel yöntemlerle kavramamız mümkün değil. Çünkü ölümle başlayacak ebedi hayat soyut akılla kavranılamaz. Deneylerle de idrak edilemez. Aklın ve deneyin konusu değil. Âhiret hayatına iman Yaradan’ın insanlığa gönderdiği Peygamberlerin bildirebileceği, ilahi kitapların aktarabileceği bir hakikattir. Âhiret hayatına iman  akıl üstü olmakla birlikte, akli temelleri olan bir inanç esasıdır. Bunun içindir ki bu konu üzerinde Yaradan’ımızın insanlığa gönderdiği nihai kitap olan Kur’an-ı Kerim’de çokça ama çokça durulur ve akli temellerine işaret edilir.

Sevgili kardeşlerim; tarihi dönemler boyunca ve devrimizde İslam dininin iman esaslarına aykırı giden özel Kur’ani ifadesiyle kâfir olan insanların ateizme –deizme kaymasına, inkârcı olmasına sebep olan ana inkâr türü âhiret hayatına inanmamaktır yani Kıyamet olgusuyla birlikte ölümden sonra vücudumuzun yeniden diriltilerek ruhlarımızda birleştirileceğine iman etmemektir, sorgulanacağımıza, Cennetle mükâfatlandırılıp, Cehennemle cezalandırılacağımız gerçeğine inançsızlıktır.

Âhireti İnkârcıların Söylemleri Birdir

Tarih boyunca böyleydi. Günümüzde de böyledir. Bütün kafirlerin âhiret hayatına iman söz konusu edildiğinde söylemleri/inkâr gerekçeleri değişmemiştir. Tarihi dönemler boyunca ve de dönemimizde söylenen şudur. “Ölüp de vücudumuz toprağa karıştıktan sonra biz mi yeniden diriltileceğiz? Ne de uzak bir ihtimal.” Yargı bu. Kur’an-ı Mübin’de bu konu üzerinde çokça duruluyor hem aklımız hareketlendiriliyor ve akli temeller üzerine oturtuluyor hem de bize genelde aklı kullanmanın yolları açılıyor.

Saffat suresinden 13 ile 21. ayetleri seçtim. Bu ayetler gibi onlarca ayet var Kur’an’ımızın değişik surelerinde:

O inkârcı tipler, ahiret hayatı ile alakalı öğüt ahiret hayatına imandan söz edilip öğüt verildiğinde, düşünüp öğüt almazlar. Yeniden dirilişe ilişkin akli belgeleri gördüklerinde alaya alırlar, basite indirgerler. Bu yeniden dirilişi konu edinen ayetler başlı başına bir sihirdir derler ve ilave ederler: Biz ölüp de toprağa karıştığımız ve kemikler yığını haline dönüştüğümüzde biz mi yeniden dirileceğiz? Önceden ölen babalarımız da diriltilecekler. Ey Peygamber deki; evet, siz yeniden diriltileceksiniz.. Yeniden diriliş bir kuvvetli sarsılışla vücuda gelecek ve siz de bu ahiret gerçeğine ansızın bakar olacaksınız. Ve o zaman şöyle diyecek inkârcılar. Vahlar olsun bize. İşte bize bildirilen bu sorgulama cezalandırılma ve mükâfatlandırılan gün buymuş demek. Onlara da şöyle denilecek. Evet, yalanlayıp durduğunuz hak ve batılın ortaya çıkacağı, hesapların görüleceği gün, işte bugündür.”

Aklı Gereğince Kullanmamak

Sevgili kardeşlerim; zamanımız sınırlı olduğu için inkârcıların dile getirdiği mantığı Saffat suresinden bir örnekle aktarmaya çalıştım. Bu inkârın ana sebebi Allah’ın verdiği akıllarımızın gereğince kullanılamayışı, aklın prensiplerine göre de hareket edilemeyişidir. Yoksa bilimsel bir akılla, bilimsel yöntemlerle göklere, yerküresine ve kendi yaratılışımıza bakıldığında ahirete imanın Yaradan’ın verdiği akılla temellendirilebilecek bir iman esası olduğu kavranılır. Şimdi size Kur’an-ı Kerim’den örnek olarak iki  ayet sunacağım. Ahkaf suresinin 32. ayetinde şöyle buyurulur:

Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, gökleri ve yeri yaratırken acze düşmeyen Yaratıcının ölüleri yeniden yaratmaya güçlü olduğunu görür gibi bilmiyorlar mı? Evet, Yaratan yeniden diriltecek. O, yeniden yaratmaya güç yettiren Rabdir.”

Bu ayetle göklere nazar etmemiz emredilirken, Rum suresinin 50. ayetinde de şöyle buyrulmaktadır:

“Allah’ın rahmetinin eserleri olan yarattıklarına; ağaçlara, bitkilere, sebzelere, böceklere … bir bak, Allah ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltiyor? Yaratıcı olan Allah ölüleri de böyle diriltecek. O ölüleri diriltmeye güç yettiren Rabdir.”

Kur’ân Anlaşılması için Okunmayan  Kitab Oldu

Sevgili Kardeşlerim!  Kur’ân’ı  hep okuruz. Kadınlarımız okur, erkeklerimiz okur, onlarca yüzlerce defa okuruz. Yeryüzünde en çok okunan  kitap Kur’an’dır. Ama hiç mi hiç anlaşılmayan, anlaşılmaması için okunan kitap da Kur’an’dır. Hayret. Geçen bir sohbetimizde değinmiştik. Bir dilim ekmeğin, bir domatesin, bir meyvenin soframıza gelebilmesi için güneşin nasıl hizmet ettiğini, rüzgârların bulutların, yağmurların, toprağın nasıl hizmet ettiğine değinmiştik. Bunlar tesadüf müdür? Bilimsel akıl için tesadüf diye bir şey yok. Her şey planlı ve programlıdır. Plan olmasa, program olmasa, hayat devam edebilir mi?

Kur’ânsızlık Çevremize Yabancılaşmaktır

Kur’an Yaradan’ın kitabıdır. Onula irtibat kuramazsanız inanın bu evrende, bu yerküresinde yabancılaşırsınız. Anlam veremezsiniz hayatınıza. Ben kimim, nerden geldim, nereye gideceğim, hayat nedir, ölüm nedir, ölüm ötesi nasıldır, bir sorgulama var mı?  Bu soruları kendimize  yöneltemezsek bizim lağım faresinden,zehirli bir yılandan ne farkımız kalır? Ha belki bu örnekler de yanlış. Neden? Lağım fareleri de, zehirli yılanlar da Yaradan’ın yarattığı çizgide hayatlarını sürdürür. Canavarlar dediğimiz  timsahlar, arslanlar ve benzerleri de  da Yaradan’ı tanır, bilir ve tesbih eder. Yaradan’ın koyduğu yasalar içinde hayatlarını sürdürürler.

Üstelik yeryüzünde gördüğünüz bütün bu  varlıklar da  bize hizmet etmek için yaratılmıştır. Öyle olmasaydı bir çocuk fili yönetebilir miydi? Bakın, ürküten  zehirli yılanlarla dans eden insanlar var. Canavarlarla aynı kafeste saatler geçirenler var. Arz etmiştim; Peygamberimiz soruyor:Aslanlar inlerinde nasıl dua ederler biliyor musunuz? Peygamberimiz sorusunu kendisi cevaplandırarak şöyle buyuruyor: Onlar; Ya Rabbi bizi güzel/adaletli kullara musallat etme, şeklinde dua ederler.

İlk Defa Yaratan Yeniden Yaratamaz mı?

Bütün yeryüzü, bütün varlıklar bizim için yaratılmıştır. Alın size bilime açılan bir ufuk. Şimdi, meni/sperm ve yumurtadan  insanı halk eden Allah’ın, onu yeniden yaratmaya gücü yetmez mi? Yaradan; bizi ilk defa yaratmak acze düşürdü mü ki ikinci defa yaratmak aciz bıraksın, sorusunu yöneltiyor.  Hele o Yasin suresinde verilen örnek ne muhteşemdir?

O inkârcı insan kendi yaratılışını unutuyor da nankörce/hasımca  örnek veriyor da  bu çürüyen kemikleri kim diriltecek diyor. Ey Peygamber/Ey yükümlü insan! Açıkla; ilk defa kim yarattıysa o diriltecek.”

 Aklı susturan şu bilimsel mantığa bakar mısınız? ilk defa yaratan, örneksiz yaratan, erişilmez yaratan ve de yaratacak olan yüce Mevla’dır.

Sevgili kardeşlerim; bazı  ilahiyatçılar Hz. Âdem’in topraktan yaratıldığını, içine sindiremiyor. Biz de bu yaklaşımı sindiremiyoruz.

Topraktan yaratma halen devam etmiyor mu? 20 yaşındasın. 21 sene evvel neredeydin? Babanın sulbünde değildin, ananın rahminde de değildin. Peki, babandaki sperm, anandaki yumurta nereden oluştu? Gıda olarak alınan toprak  ürünlerinden  değil mi? Macera topraktan geliyor. Benim sadık yârim kara topraktır demek yetmez.  İnsan ana rahminde üç milyar kez büyüyerek insan haline geliyor ve doğum gerçekleşiyor. Döllenen ilk hücrede başlayan bölünmeler, bölünmeler, bölünmeler. Bazı hücreler gözleri, bazı hücreler kulakları bazı hücreler saçları yapıyor. Hücre bölünmelerinde  küçücük bir kayma olsa insanın gözleri sırtında çıkmaya kalkar. Şimdi soralım, insana bu akıl niçin verilmiştir. Elbette kullanması için verilmiştir. Kullanılamayan akılla gerçek bilim de yapılamaz. Her doğan insan; toprak, ürün, kan, sperm, yumurta macerasını takip eder. Her insan topraktan, her an devam ediyor topraktan yaratılma.

Âhirete İman Dünyaya Önem Vermeyi Gerektirir

Sevgili kardeşlerim, mademki âhiret hayatı var. İstesen de var, istemesen de var, inansan da var, inanmasan da var. Mademki ölümle başlayacak ahiret hayatı var, ahiret hayatını dünya hayatına tercih etmek aklın gereğidir. Çünkü dünya hayatı geçicidir. Yüz sene de yaşasan ömür süratle akıp gidiyor. Ama âhiret  hayat ebedi. O halde ahiret hayatına iman, – bize bugüne kadar anlatılanların aksine- dünya hayatına önem vermeyi gerektirir. Materyalist vazgeçebilir dünyadan, biz geçemeyiz. Biz dünya hayatına önem vermekle yükümlüyüz. Yaratan’ını tanıdığımız için yeryüzündeki bütün yaratılan nimetlere birinci derecede layık olan biziz ve bir de âhiret hayatı ancak dünyada kazanılacaktır. Dünyada âhiret hayatı nasıl kazanılacak? Bunun ana yolu âhiret hayatı dünya hayatına tercih edilecektir.

Ahireti Tercih  

Ahireti tercih de  İslami çizgide yaşamla gerçekleşir. İslami imanı materyalizme tercih âhireti tercihtir. Adaleti zulme tercih âhireti tercihtir. Yaşatmayı öldürmeye tercih, âhireti tercihtir. Barışı genel olarak savaşa tercih, âhireti tercihtir. Sosyal adaleti faizli sömürücü ekonomiye tercih âhireti tercihtir. Sevgiyi nefrete tercih, âhireti tercihtir. Namazı ve duayı ibadetsizliğe tercih âhireti tercihtir. Topluma vermeyi çıkarcılığa tercih, âhireti tercihtir. Evliliği zinaya tercih, âhireti tercihtir. Özetlersek İslami çizgide yaşamayı Allah ve âhiret yokmuş gibi aptalca yaşamaya tercih, âhireti tercihtir. Dolayısıyla, âhiret hayatı esastır ve tercih edilmelidir.? Dünyayı önemseyerek  ama âhireti dünya hayatına tercih ederek yaşamalıyız.

Sevgili kardeşlerim; yeryüzündeki nimetlerden yararlanabilmemiz için dünyayı önemsememiz gerekir. Âhireti dünya hayatına tercih  de dünya hayatına önemi gerektirir.  Bunu için İslamî çizgide  bilgi gerek, ekonomik güç gerek, toplum egemenliği gerek, yönetimde güçlü olmak gerek, sanat ve edebiyatta etkili olmak gerek. Bütün bunlar da dünya hayatını önemsemeyi gerektirir. Âhirete inanıyorsan, Cennete inanıyorsan, kazanma yeri dünyadır. Dünyayı önemseyeceksin. Önemseyeceksin ki yapacağın atılımlarla ebedî hayatın mutluluğunu kazanabilesin.

Sevgili kardeşlerim; dünya hayatını tercih edenin âhirette nasibi yoktur ama İslami hayatı tercihle hireti tercih edenin hem dünyası vardır hem de ahireti vardır. Kur’an örnek insan tipini bize sunarken özetle bir dua ve duacı örneği de verir:

“…İnsanlardan bazıları ey Rabbimiz  bize dünya hayatında ver/ dünya hayatı bize  yeter, derler. Onların ebedî hayattan nasibi yoktur.

 Bazıları da şöyle dua ederler: Rabbim bize dünya hayatında güzelliklerini ver. Ahiret hayatının da güzelliklerine erdir. Bizi ateş azabından koru.”

Biz böylesi dua edenler dünya ve ahiret hayatına birlikte talip olmalıyız,

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.