
• Kadının ekonomik ve sosyal gelişimini sağlamak amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar sonunda kadın istihdamı 2026 yılı ocak ayı itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 10 milyon 409 bin kadına ulaştı.
• İş bulma ümidi olmayanlar ve diğer işsizlik türlerini kapsayan geniş tanımlı işsiz sayısı da 12 milyona yaklaştı.
Son haber şöyle:
• Tesettürlü Aile ve Sosyal Hizmetler bakanımız kadın tır şoförü sayısını artırmak için harekete geçti. O sektörde de kadınların önünü açacak büyük bir projenin tanıtımını yaptı. Tanıtım etkinliğine Ulaştırma Bakanı da katılarak bir konuşma yaptı.
Bu haberi okurken şairin “Şecaat arz ederken merd-i kıbti sirkatin söyler. / Kabadayılığını açıklarken Kıpti hırsızlığını dile getirir.” deyişini hatırladım.
Bu vesile ile bir daha anladım ki en büyük hata doğruya en yakın hata olduğu gibi, zarar verici en büyük atılımlar da bizden olan, ama İslâm’ı ve insan doğasını bilmeyen kişi ve kurumların yaptıklarıdır.
Cehaletimiz sebebiyle ülkemizi Batı’ya köle yapmak isteyen Kamâlistlerden beter olduk.
1) Allah kadını ve erkeği birbirinin zevci yani eşi, eşiti ve tamamlayıcısı olarak yaratmıştır (Rûm 21). Buna göre de görevlendirmiştir. Aileyi kurmak, nafakasını sağlamak, maddeten ve mânen korumak ve güzel geçinmek kocanın / babanın vazifeleridir (Nisa 19, 34). Ailenin iç yönetimini üstlenmek, örfe göre işleri düzenlemek, çocuk doğurup büyütmek, kocasının malını korumak ve cinsel haramlardan nefsini sakındırmak da kadının temel görevleridir (Nisa 34).
Bu görevlerini yapması koşuluyla kadının toplumun ihtiyaçları doğrultusunda siyasi ve sosyal aktivitelerde bulunmasında bir engel de yoktur (Tevbe 71). Çünkü mümin kadınlar da toplumumuzu temsil edebilir ve hukuken tasarrufta bulunabilir konumdadır (Tevbe 71).
2) Kadının, dışarıda sürekli çalışmasını gerektireceği ve bu sebeple eş ve analık görevini yapamayacağı ihtisas dallarında okutulup yetiştirilmesinin yanlışlığı gibi, evi dışında iş gücüne katılmasının amaç edinilmesi de büyük bir hatadır.
3) Kadının evi dışında iş gücü olarak değerlendirilmesi AB kriterlerine uygun olabilir, ama biz Müslümanların inanç ve aile yapısına uymaz. İş gücü olarak erkeklerin görülmesi gerekir. Çünkü ailenin kuruluş masrafları ve nafakasını temin etmekle yükümlü olan onlardır (Nisa 34). Erkeklere iş bulamazken kadınları çalıştırmayı amaç edinmek nasıl bir anlayıştır?
4) Kadının iş gücüne katılım ifadesi yanlıştır. Kadın başkasının evinde/iş yerinde yardımcı, çocuk – hasta bakıcı, işçi, öğretmen, psikolog vs. olarak çalıştığında çalışmış/işgücüne katılmış oluyor da bütün bu işleri daha fazlasıyla kendi evinde/bağında bahçesinde yaptığında çalışmış olmuyor mu? Analarımıza ve eşlerimize saygısızlık etmiş olmuyor muyuz?
5) Kadının çalışması ailenin kurulmasını geciktirmekte ve bu durum ahlâkî sakıncaları beraberinde getirmektedir. Nikâh dışı birlikteliklerin bir diğer anlatımla zinanın/lezbiyenliğin arttığını göremiyor muyuz?
6) Çalışan kadın doğurmak istememekte, bu da onu koruyucu yöntemlere baş vurdurmakta, sonuçta cinsel hayatı olumsuz etkilenmekte ve kadın hastalıkları daha bir yaygınlaşmaktadır. Çalışan kadının uğradığı cinsel tacizler ve saldırılar da kanayan bir yaramızdır. Kadına yönelik şiddetten şikâyet etmiyor muyuz?
7) Aile içinde kadına yönelik şiddetin bir sebebi de kadının ev dışında çalışmasıdır. Çünkü bu durum kadının doğasını etkilemekte/dışa eğilimlerini artırmakta ve kıskançlıklara sebep olmaktadır. Çalışmak bir zorunluluk ise işi eve getirici politikalar izlenmelidir. Hükümetimizin görevi bu olmalıdır.
8) Yöneticilerimizin söylemiyle en az üç çocuk istenmektedir. Doğrudur da. Sağlıklı doğum ise genç yaşlarda olmaktadır. Doğum çağlarında evin dışında çalışmaya yönlendirilen kadın üç çocuğu nasıl doğurup büyütecektir?
9) Ev dışında çalışmak özellikle çocuklu kadın için zulümdür. Çocuğuna karşı analık görevini yapamadığı için ruhsal bir eziklik hissederken, özel günlerde bile çalışmak mecburiyetinde kalması bedenini de yıpratmaktadır. Ana sütü ve şefkatinden yoksun büyüyen çocukların toplumumuza maliyetini düşündük mü?
Gözünü emekliliğe çeviren kadın nasıl doğuracak, büyüyen çocuklarına nasıl ilgi gösterecek, problemlerine nasıl çözüm üretecektir.
10) Evlilikler ertelenmekte, kurulan ailelerde de boşanmalar çoğalmaktadır. Bunun ana sebeplerinden biri de kadının iş çevresinden etkilenmesi ve ailede fıtrî ve İslâmî olan görev bölümünden uzaklaşılmasıdır.
Kadın; kadınlık yapacak, ev işlerini üstlenecek, doğuracak, büyütecek bir de her sabah kalkıp işe gidecek… Devlet politikaları ile bunu teşvik ederek kadına zulmetmiş olmuyor muyuz?
Kızlarımıza, kadınlarımıza önem verelim.
İsteyen aileler için kız okullarını artıralım. Bütün kızlarımızı üretken kılmak için sanat liselerinden mezun edelim. Üniversite tahsili yapacak zeki kız çocuklarını da ailelerinden koparmadan bulundukları şehirde doğalarına uygun alanlarda okutalım. Onları eşliğe, analığa ve toplumumuza mânen katkı verecek kültür ve güzel sanat dallarında insanımıza hizmete hazırlayalım.
Erkek ve kız çocuklarımızı, tahsil çağlarının hemen akabinde evlendirici politikalar oluşturup geliştirelim. 3-5 çocuk doğurana emeklilik bağlayalım.
Yıkıcı “Borca dayalı para sistemi ve faize müstenit ekonomi” sebebiyle özel ve kamu sektörü olarak her gün faize ayırdığımız (22,5 milyar) liranın onda biri ile bile bu tür politikalar gerçekleştirilebilir.
İhtiyaç duyan ailelerin kızlarına, kadınlarına da iş alanları açılabilir.
İslami değerlerimize sahip çıkması gereken iktidarımız ve onun tesettürlü bakanı ve KADEM gibi sivil örgütlerimiz, bizi yukarıda açıklananlara yönlendirmesi gerekirken yapılanlara ve yapılmak istenenlere bakınca ürperiyoruz. Bunlar batıya özentiden kaynaklanan dayatılmış feminist politikalar değil de nedir?
İslâm’ın cahiliyiz. Ne yapmamız gerektiği bilmiyoruz. Bilenleri de araştırıp istihdam etmiyoruz. Üstelik böyle bir derdimiz yok. Allah bu iktidar nimetini elimizden alır. Bu nankörce gidiş devam ederse alacak da:
“Rabbiniz size şu gerçeği dildirdi: (Konulan İslâmî kurallara uyarak) şükrederseniz nimetlerimi/iktidarınızı artırırım. Eğer sahip kılındığınız nimetlere nankörlük ederseniz maddî ve manevî azabım sürekli ve şedid olur.” (İbrahim 7)
UCM Başsavcısı Karim Khan’dan Dikkat Çeken Açıklama: "UCM Afrika ve Putin İçindir, Batı İçin Değil":…
Londra'da Şok Eden Saldırı: Yahudi Bir Kişi Bıçaklı Saldırıya Uğradı İngiltere'nin başkenti Londra, sokak ortasında…
ALIN TERİ VE 1 MAYIS ÜZERİNE Bütün işçi ve emekçi kardeşlerimizin 1 Mayıs Emek ve…
Polonya Milletvekili Braun’dan AP Genel Kurulu’nda ‘Gazze’ Çıkışı Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, Polonyalı milletvekili…
BU ÜLKEYİ VATAN KILAN İŞÇİNİN ALIN TERİDİR Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Emekçinin aleyhine hiçbir adım…
Londra’da Seçim Afişleri Tartışması: Göç Politikası Yeniden Gündemde İngiltere’de yaklaşan yerel seçimler öncesinde başkent Londra’da…