
Bugün 1 Mayıs, Bahar Bayramı. İşçi bayramı da diyoruz. Bu bayramlar hep sorunlu olur bizim memlekette. Bakalım bu sene nasıl olacak, göreceğiz. Haram aylardayız, günlerden Cuma. Ülkemizin gündeminde tartışılanlara bakar mısınız? Bugün Partiler doğuran Anaç Partiyi konuşalım mı?
CHP’de tek tip Kemalist yok! Mesela Kemalizm’i “Kuvva-i Milliye”cilik sananlar da var, “Müdafaa-i Hukuk” sananlar da. Bunlar artık azınlıkta. Mesela CHP’nin “Kamalist”leri Sabatay kökenlidir genellikle. Bunlar her kılığa girerler ama hepsi sonuçta “Tekinalp” kod adını kullanan Moiz Kohen’in siyasi mirasının varisleridir. Mesela “Milli’ci CHP’liler”, Türk Ocakları’nın ana sponsoru “Lazaro Franco”nun varisleridir. Dinci CHP’lilerin bir kısmı Bektaşi maskesi takmışlardır, bir kısmı Reformist Osman Nuri Çerman’ın zihniyet ikizidirler. Kur’an-ı Kerim’deki ahkam ayetlerini çıkartıp yerine Nutuk’tan parçalar eklemek isterler. Mesela birileri Mason’dur, birileri Mustafa Kemal’in Mason localarını kapattığına inanır. Oysa Mustafa Kemal, “aynı gayeye hizmet edecek iki ayrı kuruluşa ihtiyaç olmadığı” fikrindedir. Zaten, “CHP, bu gayenin gerçekleşmesi için vardır”. Eğer Mason locası var olacaksa, Meşrik-i Azam kendi üstünde biri olacaktır. Mustafa Kemal’in bulduğu çözüm, Mason Locasını şeklen kapatmaktı. Meşrik-ı Azam Mim Kemal Öke’yi de kendine baş müşavir yaptı. Dahası Yahudi Seküler senyörü General Güsberg de bir diğer müşaviri değil miydi?
Mesela bunlardan bazıları “Türkün dini Kemalizm” der. Onun için “Amentü” yazanı da var, “Mevlid” yazanı da. Kimine göre Mustafa Kemal, “Rab İsa” inanışında olduğu gibi, ilahi bir gücün bedeninde vücut bulduğu “fevkel beşer” biridir, kimine göre bir peygamber.
CHP’lilerin akıl karışıklığı, dil, din, tarih ve gelecek tasavvurunun Ermeni, Yahudi kişilere emanet edilmesinden kaynaklanır. Bir de Kemalist oportünizmin sabitesi yoktur. İcabında 1. Mecliste Vahdeddin’e “Halife ve hakan efendimiz” diye başlayan, “Kullarınız” diye biten mektup da gönderir; gün gelir, Hitler gibi bıyık bırakıp, ortak ideallerden söz ederek Hitler’in doğum gününe heyet de yollar; ardından Komünist Partisi kurdurup, birbirlerini “yoldaş” diye selamlar; gerektiğinde Musolini’nin Faşist diktatörlüğüne övgüler dizmekte sınır tanımazlar. Mussolini’nin terbiye diktatörlüğüne hayran olurlar. Anadolu yaylalarında, çıplak ayakları ile şaraplık üzüm ezen Normandiya köylülerini ararlar. “Dağ başını duman almış” marşı nereden gelir hiç düşündünüz mü, Kara Gömlekli yavru kurtlar…
CHP’nin niye tek parti döneminden sonra darbeler dönemi hariç iktidar olamadıklarının sırrı burada. Mesela CHP’li bir Cumhuriyet yazarı Mustafa Ekmekçi’nin, kartviziti Kırmızı Domuz şeklinde idi. Herkesin daha sağlıklı olması için daha çok et yemesi gerektiğini savunuyordu. Onun için de domuz çiftlikleri kurmak en doğru tercih olacaktı. Askeriyede, mekteplerde zorunlu olarak domuz yedirmek gerekti. Antep’te bir belediye başkanı biliyorsunuz, tekbirlerle, kurban keserek genelev açmıştı. Bugün hala, alkolik dostlarının ölüm yıldönümünde mezar başında rakı içerek onun hatırasını yaşatmaya çalışıyorlar.
Biliyorsunuz yıllarca başörtüsü düşmanlığı yaptılar. Laikliği savunduklarını söylediler ama Diyaneti siyasetin emrine verdiler. Şimdi de CHP’liler Mehter’e karşı çıkıyorlar. Bektaşi geleneğinde Gülbank’ın önemli bir yeri var. Bunlar bugün Bektaşiliği savunur gibi gözükseler de mesela Gülbank’a karşıdırlar. Gülbank Mehter’in, Mehter Cihad’ın Osmanlı geleneğinde ayrılmaz bir parçasıdır. Öğrenciler TBMM’nin açılış yıldönümünü o ilk günkü gibi anmak isteyince buna da karşı çıkıyorlar. CHP’lilerin şerrinden korktukları için bugüne kadar o açılışın bir belgeseli bile yapılamadı. CHP’nin bu milletin, din, tarih ve geleneği ile, daha doğrusu bu halkın tarihinin alameti farikası olan her şeyle bir sorunu var.
Aslında tek bir CHP yok. Tek Adam’ın CHP’si farklı, 2. Adam’ın CHP’si farklı, 60 sonrası farklı, Ecevit’in CHP’si farklı. Kemalizm’in de her çeşidi var. Doğu Perinçek’in Kemali ateist, Haydar Baş’ın Kemali ehlibeytten hafız. Askerlerin Kemali ile sivillerin Kemali aynı kişi olamaz. Sağcıların, solcuların, liberallerin, milliyetçilerin Kemali aynı Kemal değil. Kemalizm’in ne olduğu belli olmayınca herkes kendi Kemalini üretti. Mustafa Kemal’in Sabatay olduğunu söyleyen de var, Türk olduğunu söyleyen de.
Mustafa Kemal’in tek partisi ile İsmet İnönü’nin tek partisi aynı parti değil. Zaten Mustafa Kemal 1919 öncesi farklı biri, 1919’dan 1920’ye, Erzurum, Sivas kongrelerindeki kişilik farklı bir kişilik; 1. Meclis’teki Mustafa Kemal farklı biri, 2. Meclisteki farklı biri. Lozan’da farklı bir kişi, İzmir İktisat konferansından sonra başka bir kişi. Kurtuluş savaşındaki Mustafa Kemal’le, 2. Meclisten sonraki Mustafa Kemal birbirine benziyor mu? İsmet İnönü sonrası 1950’ye kadar 3 ayrı İnönü vardır. Missuri zırhlısı geldikten sonra her şey değişir. Daha sonra DP’yi CHP doğurur.
CHP’nin ekonomi politikası, Devletçilikten 1960’da Karma Ekonomiye, Özal döneminde ise, Kemalist Kenan Evren’in gölgesinde Liberal Ekonomiye dönüşür. Atilla İlhan’ın da aklı karışır bu hızlı dönüşümden ve “Hangi Atatürk” diye sorar. Kenan Evren’in Kemalizm’i, Kemalistlere bile “Ben Kemalist değilim” diye kitap yazdırır.
CHP’liler Şeriat’ın ne demek olduğunu bilmese de Şeriat’a karşıdırlar. Laikliğin ne demek olduğunu bilmeseler de Laikliğin yılmaz savunucusudurlar. Cumhuriyet’in ne anlama geldiğini de bilmezler. “Cumhur”u “Halk” zannederler. Cumhuriyet Halkçılık demek olur o zaman, 6 ok’un biri fazla mı yani. Ama hem Cumhuriyetçidirler hem Halkçı. Sadece Cumhuriyet ile Demokrasi’yi de karıştırırlar. Karışmadıkları bir şey yok ki? Mesela Laiklik’le Sekülarizm arasındaki farkı, ilişkiyi de bilmezler. Birçoğu Bizantinizm’i hiç duymamıştır bile.
CHP’liler 1. Meclisin açılışının belgeselini yapamazlar. Hatta başkasına da yaptırmazlar dedim ama, bu sene MEB buna izin verdi. TRT’de bunun belgeselini yapabilir mi, bakalım.
CHP solcu parti ama, İş Bankası’nın yönetimindedir. CHP laik olduğunu söyler, ama Hilafet fonunu Faiz/Riba kuruluşu olan İş Bankası’na aktarılmasına ses çıkartmaz ve yönetimini kendi üstüne alır. CHP iktidarda değil ama, iktidar el değiştirse de CHP’nin parti programı, kongre kararı ile Anayasanın başlangıç maddesi olur, Atatürk ilke ve inkılaplarına her milletvekili bağlılık yemini etmesi gerekir ve bu maddeler değiştirilemez. Değiştirilmesi teklif bile edilemez. Ama mesela hacı, hoca, bey, efendi demek yasak ama uygulanmaz. Şapka giymek de öyle. Ama Tevhidi Tedrisat askıya alınamaz. Mesela Aynı zamanda Mustafa Kemal dokunulmazdır. O Türbeleri yasakladı, ama CHP en büyük türbeyi ona yaptılar.
Aslında Kemalizm’in ne olduğu belli değil. Her şey “Tek Adam’a bağlı. Mustafa Kemal ulusalcı derler ama mesela, Mustafa Kemal’in manevi kızlarını okuttuğu okullar şöyle: Sabiha Gökçen Arnavutköy Amerikan Kız Kolejinde okudu, Afet İnan İstanbul Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesinde okudu. Nebile İrdelp Amerikan Kız Kolejinde okudu.
Kemalizm, sağın da, solun da, Milliyetçisinin de Liberalinin de, Dindarının da dinlendirilmiş ortak ideolojisi olunca, CHP kimliği aslında bütün bir ülke halkının ortak kimliği oldu. MEB rejimin misyoner okulu oldu bir şekilde. O okuldan mezun olanlar da ister istemez birbirine benzedi. Dindarının bile bu kadar kolay Kalkancı’nın, Gülen ve benzer cemaatlerin peşine takılmalarının nedeni, dinlerinin gerçek bir din olmasından çok “kültürel bir aidiyet” olmasından kaynaklı. AK Parti dönemindeki Yeşil Sermaye, Yeşil Kemalist’ler, Yeşil Feminist’ler aynı kaynaktan besleniyor. Onun için İstanbul Sözleşmesini, Lanzarote’yi bu kadar kolay kabullendiler. İstedikleri kadar CHP’ye karşı olsunlar, o politik bir duruş. CHP’nin kendi içinde bulunan birtakım gruplar da asla birbiri ile uzlaşamaz. CHP’lilerin birçoğu “Müslüman” kimliğinden vazgeçmez, ama namaz da kılmaz, oruç da tutmaz, Hacca da gitmez, zekât da vermez. Dini, ekonomik, sosyal, siyasal hayatına karıştırmaz. “Nev-i şahsına münhasır” bir Müslümanlık onların Müslümanlığı. Onları cenaze namazında Camide namaz kılanların arkasında görebilirsiniz. Yukarıda yazdığım gibi tekbirlerle kurban keserek genelev de açabilirler (!?), alkolik arkadaşlarının mezarı başında rakı ya da şarap da içebilirler. CHP zihniyetinin sağcı tipi şeklen namaz kılıp oruç tutsa da, Zekât verip Hacca – Umreye gitse de, aslında ahlaken hiç de ötekilerden farklı değildir genel olarak. Rüşvet de alır-verir, torpil de yapar, menfaati neyi gerektiriyorsa ona bir yol bulur. Siyonizm’e düşmandır, ama menfaati gerektirdiğinde onlarla iş tutma konusunda tereddüt etmez. Haçlılara karşı olsa da Komünizme karşı, soğuk savaşta, ABD’nin safında yer almakta bir beis görmez. CHP’nin solcusu da Kapitalizme karşı Sovyetlerin yanında yer almadı mı? Hangi sağcı açıkça NATO’ya, AB’ye, ABD’ye karşı çıktı ki, istisnalar dışında.
Batı’nın talepleri karşısında AK Parti, CHP, MHP ve DEM arasında bir fark kalmıyor. Hepsi aynı safta buluşuyor. Hepsi maskelerini indirdiğinde CHP’nin ilkeleri etrafında birleşiyor. Bugün Epstein skandalı ile şunu gördük: Kapitalistlerin, Komünistlerin, Faşistlerin, Liberallerin, İslam ülkelerinin başındakiler ve diğer dinî toplulukların birçoğunun arz-ı ihlâs ettikleri loca bir, o da Satanist, pedofilik, Siyonist loca!”
Kimlik kartlarından “biyolojik cinsiyet kimliği”ni çıkartıp, “toplumsal cinsiyet kimliği”ni yazanlar kimlerdi? Onlar CHP’liler değil, bizimkilerdi. Fuhuş’u, Riba’yı, Resmi Kumar’ı meşrulaştıranlar sadece CHP’liler miydi? Aman aman! Derdim çoktur hangisine yanayım. Maskeleri çıkarttıklarında birçoğunun arasındaki farkı fark edemeyeceksiniz. İşin daha acı veren yanı, inkârcı inkârcı da, inandık dedikleri hâlde iki yüzlü davrananlara, sözde dindar, özde başkalarını dost edinenlere, onların ayak izinde sürüyenlere, siyasî emellerini müstevlilerin siyasî emelleriyle, şahsî çıkarlarını ötekilerin, BlackRock’un çıkarları ile tevhid edenlere ne demeli.
O birilerinin, sözleri ile işlerine bakın bakalım, ne göreceksiniz? Maskelerini çıkarttıklarında farkı fark edemeyeceklerinize, içimizdeki “bizler ıslah edicileriz” diye öne geçip bozgunculuk yapan beyinsizlere, ötekileri dost ve veli edinenlere dikkat!
Selam ve dua ile.
İŞÇİ İŞVEREN İLİŞKİLERİ İSLAMİ HABER "MİRAT" YOUTUBE
Erdoğan'a Tarihi Davet Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı 4 Mayıs 2026 tarihinde…
YANLIŞ YÖNLENDİRİLMİŞLER! Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan özeleştiri geldi: "Anket şirketleri tarafından yanlış yönlendirildik."…
İstanbul'da Muayene Sayıları Artıyor: "Yoldan Geçerken Acile Uğruyoruz" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
DÜNYA NEREYE GİDİYOR? İsrail Dünyayı Nereye Sürüklüyor? Uluslararası hukuk çökerken, tepkiler neden sonuç üretmiyor? Uluslararası…