
Aileye ve Ahlaka Açık Saldırıya Tepki: Malatya’dan RTÜK’e Sert Çağrı
Malatya’da bir araya gelen vatandaşlar, “Jasmine” adlı diziye sert tepki gösterdi. Kernek Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasında dizinin ahlaki değerleri ve aile yapısını hedef aldığı, toplumsal yozlaşmayı hızlandırdığı vurgulanarak RTÜK ve ilgili kurumlar göreve davet edildi.
“Aile Yılı’nda Böyle Bir Dizi Kabul Edilemez”
Topluluk adına açıklamayı okuyan Araştırmacı Yazar Semih Ünal, Aile Yılı ilan edilen bir dönemde söz konusu dizinin yayınlanmasını sert sözlerle eleştirdi. Ünal, toplumun büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede, ahlaki ölçülerin ve aile müessesesinin bu şekilde örselenmesini kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.
“Bu Artık Sadece Ahlaksızlık Değil, Toplumsal Çöküş”
Dizinin içeriğine dikkat çeken Ünal, özellikle başrol tercihini eleştirerek, henüz özenme çağında olan genç bir kızın hayat kadını rolüyle sunulmasının başlı başına bir skandal olduğunu ifade etti. Bu durumun yalnızca bir dizi meselesi olmadığını, toplumsal çöküşün açık bir ilanı niteliği taşıdığını dile getirdi.
“Asıl Tehlike Meşrulaştırma Çabasıdır”
Ünal, tehlikenin tek bir yapımla sınırlı olmadığını vurgulayarak zina, fuhuş, sapkınlık ve aile dışı ilişkilerin “özgürlük” ve “bireysel tercih” adı altında normalleştirilmeye çalışıldığını söyledi. Bu sürecin adım adım toplumsal yapıyı aşındırdığına dikkat çekti.
“Gençler Yanlış Rol Modellerle Zehirleniyor”
Bu tür içeriklerin gençler üzerinde yıkıcı etkiler bıraktığını belirten Ünal, aile yapısının özendire özendire çürütüldüğünü, gençlerin yanlış rol modellerle ahlaki bir uçuruma sürüklendiğini ifade etti.
Yetkililere Açık Çağrı
Aile Yılı ilan edilen bir Türkiye’de aileyi ve gençleri koruyan bir duruş beklediklerini dile getiren Ünal, yetkililere bu duruma net bir şekilde “Dur” demeleri çağrısında bulundu. Gençleri özendirecek derecede pornografik içeriklerin hâlâ erişime açık olmasının kendilerini derinden yaraladığını söyledi.
RTÜK ve Bakanlığa Sert Soru
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile RTÜK’e seslenen Ünal, bu dizinin hangi toplumsal fayda gerekçesiyle milletin önüne sunulduğunu sordu. Toplumun edep ve haya kültürüyle yoğrulduğunu hatırlatarak, bu yozlaşmanın kabul edilemez olduğunu vurguladı.
“Ceza Yetmez, Önleyici Olunmalı”
RTÜK’ün yalnızca ceza kesen değil, önleyici bir kurum olması gerektiğini belirten Ünal, ahlak bozulduktan sonra verilen cezaların bozulan nesli geri getirmeyeceğini ifade etti.
“Bu Millet Buna Razı Değil”
Aile müessesesinin parçalanma noktasına geldiği bir dönemde, zina kültürünün ve aile dışı ilişkilerin özendirilmesinin kabul edilemeyeceğini dile getiren Ünal, gençlerin sapkın bir düzenin parçası hâline getirilmesine göz yummayacaklarını söyledi.
“Aile Yapımızın Yıkılmasına Asla Razı Değiliz”
Toplanan kalabalığın ahlak hassasiyetinin hâlâ bu toplumda canlı olduğunun göstergesi olduğunu belirten Ünal, değerlerin küçümsenmesine ve aile yapısının sistematik olarak yıkılmasına kesin bir dille karşı çıktıklarını ifade etti.
Devletten Somut Adım Talebi
Açıklamanın sonunda Ünal, dizide emeği geçen ve sorumluluğu bulunan herkes hakkında gerekli adımların atılmasını talep ederek, devleti toplumun manevi yapısına, aile bütünlüğüne ve gençliğin geleceğine zarar veren her türlü girişime karşı ivedilikle harekete geçmeye çağırdı.
HABER YORUM
Modernizim, sekülarizm, devrim kanunları ve Batı’ya uyacağız derken, medeniyetimizin ve de kültürümüzün içine ettik…
Ne Batılı olabildik ne de doğulu…
Ne Asyalı olabildik ne de Afrikalı…
İki cami arasında beynamaz misali, saçma salak bir konuma ve duruma geliverdik…
Hala da devam ediyoruz bu kısır döngüye.. Hem de ısrarla devam ediyoruz..
Aile yılı ilan ediyoruz ama ailenin temeline dinamit koyan dizileri oynatmaktan vaz geçmiyoruz..
Aile yılı diyoruz ama 6284 ile aileleri kendi elimizle dağıtıp ateşin tam ortasına atıyoruz.
Müslümanız diyoruz ama İslamiyet’e muğayir her haltı yiyoruz…
Sonra da bozulan aileden, savrulan gençlikten, çöken ahlaktan şikâyet ediyoruz.
Sorunun kaynağını dışarıda arıyoruz; oysa aynaya bakmaya cesaret edemiyoruz.
Kendi değerlerini inkâr eden, inancını hayattan dışlayan, Batı’nın çürümüş kalıplarını ilerleme sanan bir zihniyetle ne aile ayakta kalır ne toplum.
Bu millet ne köksüz bir modernizmi ne de inancından kopuk bir sekülerliği kaldırabilir.
Taklit ederek medeniyet olunmaz; özünü kaybeden bir toplum, sadece kalabalık bir yıkıntıya dönüşür.
Ya gerçekten bu toprakların medeniyetiyle barışacağız
ya da böyle iki arada bir derede, kimliksiz, şahsiyetsiz ve yönsüz savrulmaya devam edeceğiz.
Başka bir ihtimal yok…
İSLAMİ HABER “MİRAT”