Makale

ALLAH KALBE BAKAR, BİZ GİYİME Mİ?

Yıllarımı çocukların dünyasında geçirdim. Onların saf bakışları, küçücük elleriyle çizdikleri kocaman hayaller, hep içimi ısıttı. Ama farkettiğim ve üzüldüğüm bir şey de vardı: Çocuklar çok erken yaşta nasıl göründükleriyle ilgilenmeye başlıyorlar. Güzel elbiseler, prenses taçları, pullu çantalar… Ve ne yazık ki, “Değerliyim çünkü güzelim” düşüncesi içlerine yerleşiyor.

Oysa bizim inancımız başka bir ölçü koyar önümüze:
“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.”
Peki biz, çocuklarımıza neyi öğretiyoruz? Gerçekten kalbe mi bakıyoruz, yoksa dış görünüşe mi?

Anaokulu öğretmenliğiyle başlayan, sonra yöneticilikle devam eden meslek hayatım boyunca yüzlerce çocukla tanıştım. Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir dili vardı. Ama hepsinde ortak olan bir şey vardı: Görünür olma isteği. Önce ailesinin, sonra öğretmeninin, zamanla da dünyanın gözüne girmek istiyorlardı. Fark edilmek, değer görmek, “güzel” bulunmak… Bu, özellikle kız çocuklarında daha belirgin bir hâl alıyordu.

Okul çıkışında top sahasında maç yapan oğlumu bekliyordum. O sırada kırmızı tütü eteğiylekoşarak çıkan minik bir kız çocuğu, elindeki  kanatlarla abisine seslendi:
“Abi bak, ne güzel bir prenses oldum!”
Gülümsedim ama içim biraz burkuldu. Kendi kız öğrencilerimi düşündüm. Neredeyse her gün birkaçı tüllü, pullu elbiseleriyle gelmek isterdi. Bazısının başında taç, bazısının kolunda parlak bir çanta, hatta topuklu ayakkabıyla gelen bile olurdu. Önce “kıyafet özgürlüğü” diyerek anlayış gösterdik ama sonra fark ettik ki bu sadece bir heves değil, kimlik arayışının bir yansımasıydı.

Resim saatlerinde de çoğu kız çocuğu kendini prenses gibi çiziyor; konuşmalarında da güzel giyinince sevildiklerini söylüyorlardı.
“Güzel olunca insanlar beni seviyor.”
Bu ve benzeri cümleler. Sevgiye giden yolun dış görünüşten geçtiğini öğrenmişti o küçük kalpler. Bu, sadece bir kıyafet tercihi değildi; benliğe dair bir mesajdı:
“Güzel görünmezsem değerli değilim.”

Bu beni, yıllar önce okuduğum Clark Bebek Deneyi’ni hatırlamaya itti. 1940’lı yıllarda yapılan bu deneyde siyahi çocuklara biri siyah biri beyaz olmak üzere iki bebek sunulmuştu. Çocukların çoğu beyaz bebeği “güzel” ve “iyi” olarak seçerken, siyah bebeği “çirkin” ve “kötü” bulmuştu. O yaşta çocuklar, toplumun dayattığı değer yargılarını içselleştirmişti.
Bugün o bebeklerin yerini ne yazık ki markalar, sosyal medya ikonları ve kalıplaşmış güzellik algıları aldı. Değerli olmak artık bir logoya, bir bedene, bir süse bağlı.

Peki ne yapmalı?

Biz ebeveynler, eğitimciler, büyükler olarak önce kendi bakış açımızı gözden geçirmeliyiz. Çocuğun bir davranışını övdüğümüzde hangi kelimeleri seçiyoruz?
“Bu elbise sana çok yakışmış” mı diyoruz, yoksa
“Ne kadar nazik davrandın, seninle gurur duyuyorum” mu?

“Benim prensesim” yerine
“Benim yardımsever, anlayışlı, sabırlı kızım” demek…
İnanın bu fark, çocuğun içinde kendine açtığı pencereyi tamamen değiştiriyor.

İslam ahlakı bize insanın değerini süsünde değil, özünde aramayı öğretiyor. Çocuklarımızı da bu bakışla büyütmeliyiz. Onlara şunu demeli ve hissettirmeliyiz :
“Sen güzel olduğun için değil, güzel kalpli olduğun için kıymetlisin.”
“Prenses olman gerekmiyor; adaletli, merhametli olman yeter.”

Çünkü biz tacı değil, duruşu sağlam çocuklara ihtiyaç duyuyoruz. Ancak o zaman bu dünya daha adil, daha vicdanlı, daha insanî bir yer olabilir. Ve inanın, çocuklarımız da o zaman gerçekten mutlu olabilir.

Allah’ım,
Çocuklarımızı dış görünüşle değil, güzel ahlakla değerli gören bir toplumun evlatları eyle.
Onların kalplerini doğrulukla, merhametle ve imanla süsle.
Sevgiyi giysilerde değil, özde arayan; övgüyü dışarıdan değil, Senin rızandan bekleyen kullar olmalarını nasip eyle.
Bizleri de onların kalbine güzellik, diline hikmet, yoluna nur olanlardan eyle.
Amin.

ŞEYMA DEMİRCAN NAMAZCI 

İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

View Comments

  • Ne güzel söylemişsin… Kalbi güzel olan bir çocuk, hem bu dünyayı hem ahireti aydınlatır. Bizler de çocuklarımızın kalbine iyilik eken, onları Allah rızasına göre büyüten anne-babalar olalım inşallah. Tacı değil, tevazuyu; güzelliği değil, güzel ahlakı öğreten bir toplum olalım. Rabbim dualarını kabul eylesin. 🤲🌸

Recent Posts

  • Gündem

Papa XIV. Leo’dan, Trump’a Sert Mesaj

Papa XIV. Leo’dan sert mesaj: “Dünya bir avuç zorba tarafından harap ediliyor” Katolik dünyasının ruhani…

27 dakika ago
  • Gündem

YA DEĞİŞİM YA ÇÖKÜŞ!: YARIN DEĞİL! HEMEN ŞİMDİ

‘‘YA DEĞİŞİM YA ÇÖKÜŞ!: YARIN DEĞİL! HEMEN ŞİMDİ!’’ CENAZE ORTA YERDE VE ARTIK HİÇBİRİMİZ MASUM…

2 saat ago
  • Makale

SUSMA ORUCU: “YA HAYIR SÖYLE, YA DA SUS!”

SUSMA ORUCU: “YA HAYIR SÖYLE, YA DA SUS!” Öncelikle şu hususun altını kalın çizgilerle çizeyim:…

2 saat ago
  • Gündem

“Titanic’ten Yapay Zekâya: İnsanın Bitmeyen Yenilmezlik Yanılgısı”

“Titanic’ten Yapay Zekâya: İnsanın Bitmeyen Yenilmezlik Yanılgısı” 1912 yılında ilk seferine çıkan RMS Titanic, dönemin…

2 saat ago
  • Makale

“DİN” BİR İDEOLOJİ MİDİR?

“DİN” BİR İDEOLOJİ MİDİR? İnsan, fıtratı icabı anlam arayan bir varlıktır ve bu nedenle de…

2 saat ago
  • Gündem

Muhammed Emin Yıldırım: Siyer Diorama Müzesi Hz. Muhammed’i Daha İyi Anlamaya Katkı  Sağlayacaktır

Muhammed Emin Yıldırım: Siyer Diorama Müzesi Hz. Muhammed’i Daha İyi Anlamaya Katkı  Sağlayacaktır Merkezi İstanbul…

3 saat ago