
Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever. (Saff Suresi 4)
Hadis:
“Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir hizaya getiriniz. Aralıkları kapayınız. Saf düzeni için elinizden tutup çeken kardeşlerinize yumuşak davranınız. Şeytanın girebileceği boşluklar bırakmayınız. Allah, safları bitişik tutanların gönlünü hoş eder. Safları bitişik tutmayanlara Allah nimetlerini lutfetmez.”
Allah bize saf tutmayı ve o safları düzgün tutmayı emrediyor. Ayeti kerime’de saf tutarak cihad edenlerin Allah’ın sevgisini kazanmış kimseler olduğunu bize bildiriyor. Efendimiz (sav) namazda safları sık ve düzgün tutmayı bize emrediyor.
Peki sizce namazda sıkı saf tutamayanlar, cihada gidip, o şartlarda birbirlerine kenetlenerek savaşabilirler mi? İkişer ikişer basamak çıkamayan bir adam üçer dörder çıkabilir mi?
Birbirlerine fiziki olarak yakın durmaktan imtina edenler, en ufak bir fikri ihtilafta dağılmadan, kardeşlik hakkını gözeterek hareket edebilirler mi?
Kıymetli müslümanlar, sıkı sıkıya saf olalım. Yoksa en ufak rüzgarda savruluruz.
Yalnız namazda değil, aile içerisinde, okulda, işte, ticarette ve cihadda her zaman ve her yerde, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf tutalım.
Aramızda boşluk olursa fitne girer şeytan girer. Müslümanlarla beraber olalım, islam yalnızca müslümanlarla birlikte yaşanır.
Kafirle cemaat olunmaz. Çünkü görüyoruz ki en ufak bir olayda, islam düşmanları üzerimize saldırıyor.
Kimi zaman bir hocamıza iftira ederek, kimi zaman dış görünüşümüzü ve kıyafetimizi bahane ederek, kimi zaman kendi başlarına gelen musibetin sebebini bizden bilerek, hiç erinmeden, ahlaksızca üzerimize saldırıyorlar.
Saf saf duramayız kafirin karşısında, saf tutarak durabiliriz. En kötü müslüman en iyi kafirden üstündür, sevsekte sevmesekte müslümanların izzetini savunmak vazifemizdir.
Ve hatırlayalım ki efendimiz (sav) bize şöyle demişti:
İman etmeden cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden iman etmiş olmazsınız.
Yani ya sevdiğimizle evleneceğiz, ya da evlendiğimizi seveceğiz.
Yani ya Müslümanları seveceğiz ya da Müslümanları seveceğiz.
Cennete girmek istiyorsak, kimi sevdiğimize dikkat edeceğiz.
Ne olduğumuzu bildiğimiz gibi ne olmadığımızı da bileceğiz.
Çünkü gördük ki Nureddin Yıldız hocamıza karşı yapılan eylemlerde, o protestocuların arasında başında örtü olan bazı kızlar vardı..
Ve o protestoların ana sloganı; ŞERİATA VE FAŞİZME GEÇİT YOK sloganıydı.
İsterseniz günde 100 fakiri doyurun. Her gün oruç tutun. Geceleri ayaklarınız şişinceye kadar namaz kılın.
Değil başınızı yüzünüzü örtün, Allah’a ve koyduğu kanunlara iman edip itaat etmediğimiz sürece, onun katında makbul bir imana ve amele sahip olamayız.
Allah bizi ve nesillerimizi böyle şeylerden sakındırsın.
Unutmayın, Ebu cehil de Allah’a inanıyordu.
Lakin ona ortak koşuyor oluşu onun cehaletin babası ve cehennem ehli olmasına sebep oldu.
Bize Ebu cehil imanı değil Ebu Bekir imanı gerek.
Senin arkadaşın delirmiş, bir gecede göğe yükselip Allah’la görüştüğünü ve bir binek üzerinde Kudüs’e gittiğini söylüyor, hala bu deliye inanacak mısın dediklerinde, Ebu Bekir, tereddüt etmeden o söylediyse doğrudur dedi (ra).
Bize bu iman gerek!
İbn-i Teymiyye şöyle diyor:
Kim Allah’tan başkasını kanun koyucu olarak kabul ederse o Allah’a rubûbiyette ortak koşmuş olur.
Eşhedu en lâ ilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluh.
Biz şehadet ederiz ki Allahtan başka ilah, rab, kanun koyucu, yaratan ve yaşatan yoktur.
Allah birdir. Onun hiçbir ortağı yoktur, o hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şey ona muhtaçtır…
Ve şehadet ederiz ki Muhammed onun kuludur elçisidir. Ve en güzel örnektir.
Ne mutlu o en güzeli örnek alanlara ve onun ümmetinden olanlara…
MUHAMMED EYMEN DURDAĞ