islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
13°C

Anneler de Yalan Söylermiş İyi mi?

Anneler de Yalan Söylermiş İyi mi?
A+
A-

Suriye asıllı dünyaca ünlü yönetmen Mustafa Akkad şöyle anlatıyor:

“Bir zamanlar, annelerin asla yalan söylemeyeceğine inanırdım. Ama sonra fark ettim ki, annem bana hayatı boyunca sekiz defa yalan söylemiş…
Ve şimdi size o sekiz yalanı anlatmak istiyorum; bir annenin nasıl yalan söylediğini anlayasınız diye…”

Birinci Yalan

Hikâye, benim doğduğum gün başlıyor. Ailem çok fakirdi, öylesine fakirdi ki, evimizde çoğu zaman karnımızı doyuracak kadar yiyecek bulunmazdı. Elimize biraz pirinç geçtiğinde bile, annem kendi payını hiç tereddüt etmeden bana verir, kendi tabağındaki pirinci benim tabağıma aktarırdı.
Her defasında da şu cümleyi söylerdi:
Yavrum, ben aç değilim… Sen ye.”
(İşte bu, onun birinci yalanıydı.)

İkinci Yalan

Günler geçti, ben biraz büyüdüm.
Annem, evimizin yakınındaki küçük bir nehre gider, belki bir balık tutabilir umuduyla saatlerce orada beklerdi. Sırf aç kalmayayım diye…

Bir gün, nasip oldu, tam iki balık yakalayıverdi.
Sevinçle eve geldi, yemeği hazırladı. İki balığı da pişirip önüme koydu. Ben birini yavaş yavaş yemeye başladım. Annem ise yalnızca kemiklerin ve kılçıkların üzerinde kalmış birkaç et parçasını ayıklayıp ağzına alıyordu.

İçim ezildi. Diğer balığı onun önüne ittim, ama o hemen geri çevirdi ve şöyle dedi:
“Yavrum, sen bilmiyor musun? Ben balığı hiç sevmem…”
(
İkinci yalanı buydu.)

Üçüncü Yalan

Yıllar geçtikçe büyüdüm, artık okula gitme çağıma gelmiştim. Fakat elimizde ne okul masrafını karşılayacak para vardı, ne de kıyafetim. Annem çare aradı; bir giyim mağazasında çalışan biriyle anlaştı: Kapı kapı dolaşıp kadınlara elbise satarak para kazanacaktı.

Bir kış gecesi, soğuk ve yağmur içinde uzun süre dönmedi. Endişelendim, dışarı çıkıp onu aramaya başladım. Mahalle sokaklarında yürürken onu gördüm: Üzerindeki elbiseler sırılsıklam olmuş,
ellerinde taşıdığı kumaşlarla kapı kapı dolaşıyor, kadınlara elbise tanıtıyordu.

“Anne, artık dönelim. Hava çok soğuk, gece oldu. Sabah devam edersin…” dedim. Bana döndü, yüzünde yorgun ama müşfik bir tebessümle şöyle dedi:
“Yavrum, ben yorgun değilim…”
(Bu da üçüncü yalanıydı.)

Dördüncü Yalan

Yıl sonu imtihanı yaklaşmıştı. Annem, ısrarla benimle birlikte okula gelmek istedi. Ben imtihandayken o, okul kapısında saatlerce bekledi. Güneş tepemizdeydi, sıcak kavurucuydu.
İmtihan bitti, dışarı çıktım. Beni büyük bir özlemle kucakladı. Elinde bir bardak meyve suyu vardı; benim için almıştı, imtihandan çıkınca içeyim diye. O kadar susamıştım ki, hemen içtim.
Fakat annemin yüzüne baktığımda, alnından terler süzülüyordu. O bardağı ona uzattım,
“Anne, sen de iç…” dedim.
Ama o, başını sallayarak şöyle dedi:
“Ben susamadım ki yavrum…”
(Dördüncü yalan da böyleydi.)

Beşinci Yalan

Babam vefat ettiğinde, annem artık yalnız bir kadındı. Evin tüm sorumluluğu omuzlarına yüklenmişti. Hayat zorlaştı, geçim daha da çetinleşti. Aç kaldığımız günler arttı.

Amcam, iyi kalpli bir adamdı. Aynı mahallede oturuyordu ve aynı zamanda bir hekimdi; durumumuzu fark edince elinden geleni yaparak yardım etmeye başladı. Evimize, açlığımızı giderecek kadar yiyecek gönderirdi.

Komşular annemin halini görünce ona şöyle demeye başladılar:
“Sen hâlâ gençsin, bir eş bul, yoldaşın olur; hayatın kolaylaşır, çocuğuna da daha iyi bakarsın.”

Ama o her defasında aynı cevabı verirdi:
“Ben sevgiye, ilgiye ihtiyaç duymuyorum…”
(İşte bu da beşinci yalanıydı.)

Altıncı Yalan

Üniversiteyi bitirdim, iş buldum.
Annemin artık dinlenme vaktidir, diye düşündüm.
Çünkü o yıllarca bütün yükü taşımıştı. Ama annemin sağlığı bozulmuştu. Ev ev dolaşacak gücü kalmamıştı. Buna rağmen, her sabah erkenden pazara gider, bir örtü serip sebze satardı. Ben maaşımın bir kısmını ona verdim: “Artık çalışmana gerek yok anne,” dedim.

Ama o, o aynı müşfik tebessümle şöyle karşılık verdi:
“Yavrum, paranı kendine sakla… Benim elimdeki, bana fazlasıyla yetiyor.”
(Altıncı yalanı da buydu.)

Yedinci Yalan

Çalışırken bir yandan da yüksek lisansa devam ettim. Başarılı oldum, maaşım arttı. Almanya’daki merkez ofise geçmem için bana fırsat tanındı.
Yepyeni ve mutlu bir başlangıç için heyecanlandım.

Tüm hazırlıkları tamamladıktan sonra annemi aradım. “Gel anne,” dedim, “burada birlikte yaşayalım.” Ama annem, yine gönlümü hoş etmek için, beni üzmemek adına şöyle dedi:
“Yavrum, ben böyle rahat, gösterişli bir hayata alışık değilim.”
(Bu da yedinci yalanıydı.)

Sekizinci ve Son Yalan

Yıllar geçti. Annem yaşlandı.
Derken, ona kanser teşhisi kondu. O sırada başka bir ülkedeydim. Ne yapacağımı bilemedim,
ama içimde bir ses durmadan “Git!” diyordu.

Her şeyi geride bırakıp hemen yola çıktım.
Eve vardığımda annemi yatağa mahkûm buldum.
Ameliyat geçirmişti, bedeni zayıf, yüzü solgundu.
O eski güçlü kadın gitmiş, yerine solmuş bir çiçek gibi narinleşmiş bir beden kalmıştı.

Beni görünce gözleri parladı, yorgun bir gülümseme ile bana baktı. Ama ben, o hâlini görünce dayanamadım, ağlamaya başladım.

O ise, o anda bile beni teselli etmeye çalıştı.
Zorlukla konuşarak şunları söyledi:
“Ağlama yavrum… Ben hiçbir acı hissetmiyorum.”
(Ve bu da onun sekizinci ve son yalanıydı.)

Ve bu sözlerden sonra,
annem gözlerini kapadı…
Bir daha da hiç açmadı.

Allah (cc) tüm annelerimize rahmet eylesin.
Vefat edenleri cennetiyle mükâfatlandırsın.
Hayatta olanlara sağlık, huzur ve uzun ömürler versin.

Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu

İSLAMİ HABER  ‘MİRAT’ -YOUTUBE- 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.