
Türk Ermenisi akademisyen Arsen Nişanyan’ın Türkiye’nin savunma politikası ve bölgesel askerî varlığına ilişkin açıklamaları sosyal medyada büyük ilgi gördü.
Yazar Sevan Nişanyan’ın oğlu olan ve Harvard Üniversitesi Klasikler Bölümünde Antik Tarih doktorası yapan Arsen Nişanyan, Türkiye’ye daha önce ağırlıklı olarak “medeniyet ve refah” penceresinden baktığını anlattı.
Gazze’de yaşanan katliamların düşüncelerinde önemli bir değişime yol açtığını belirten Nişanyan, Türkiye’nin yalnızca medeni ve müreffeh değil, aynı zamanda güçlü olmak zorunda olduğunu vurguladı:
“Önceden Türkiye’ye baktığımda her şeyden önce medeniyet vizyonu etrafında düşünüyordum. ‘Türkiye nasıl medeni ve müreffeh bir ülke olur?’ sorularını soruyordum. Ama Gazze’den sonra jeton düştü bende ve şunu fark ettim: Medeniyet iyi, hoş da Türkiye her şeyden önce güçlü bir ülke olmak zorunda.”
Nişanyan, geçmişte anlam vermekte zorlandığı Türkiye’nin savunma sanayisi yatırımlarını ve farklı coğrafyalardaki askerî varlığını Gazze’den sonra daha iyi anladığını söyledi:
“Öncesinde anlamsız bulduğum askerî sanayi yatırımlarını, Libya ve Somali’ye yapılan devasa üsleri şimdi daha iyi anlıyorum.”
Nişanyan’ın sözleri; millî savunma sanayisine yapılan yatırımların, Türkiye’nin bağımsızlığını ve bölgesel caydırıcılığını korumasındaki önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
ABD’de bulunduğu dönemde Gazze’ye yönelik yaklaşımları yakından gözlemlediğini anlatan Türk Ermenisi Arsen Nişanyan, Harvard’daki tecrübelerinden hareketle uluslararası güç ve sermaye çevrelerine sert eleştiriler yöneltti.
Finans çevrelerinin ve uluslararası Yahudi lobisinin Harvard’daki etkisine ilişkin kişisel değerlendirmesini paylaşan Nişanyan, şu ifadeleri kullandı:
“Çünkü finans kapitalin ve uluslararası Yahudi lobisinin çok güçlü olduğu Harvard’da şunu gördüm: Onların gözünde sizin, yani Türklerin, Filistinlilerden bir farkınız yok.”
Gazze’de dünyanın gözü önünde yaşananlar; uluslararası hukuk, insan hakları ve Batı medeniyeti adına dile getirilen iddiaların ne derece karşılıksız kalabildiğini bir kez daha ortaya koydu.
Türk Ermenisi bir akademisyenin kendi gözlem ve tecrübelerinden hareketle yaptığı bu değerlendirmeler ise Türkiye’nin savunma sanayisindeki bağımsızlığının, askerî caydırıcılığının ve bölgesel gücünün yalnızca devlet politikası değil, bu topraklarda yaşayan bütün insanlar için ortak bir güvenlik meselesi olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekti.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
ATATÜRK ATEİST MİYDİ? ASIL MESELE BU MU? Atatürk’ün ateist veya deist olup olmadığı, yıllardır tartışılan…
Avrupa’nın Çifte Standartik Politikalarına Sert Tepki: Türkiye'nin İçişlerine Müdahale Haysiyetsizliğidir! Yedi Avrupa ülkesi, Türkiye’nin sivil…
SABRA VE ŞATİLLA’DAN GAZZE’YE: KATLİAMIN DEĞİŞMEYEN YÜZÜ 16 Eylül 1982… Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, Filistinli mültecilerin…
KLÂSİK MARKSİZM’İN GEÇİRDİĞİ EVRİM KARŞISINDA İSLÂM’IN KURUCU UFKU: ELEŞTİREL TEORİ VE NEO-MARKSİZM’İN SINIRLARI Batı dünyası,…
ÇIPLAKLIK AHLÂKIMIZI ÇÖKERTİRKEN CİNSELLİĞİMİZİ DE KÖRELTİYOR Allah, insanı en güzel kıvamda erkek ve kadın olarak…
GÖNÜLDEN DİLE DÖKÜLENLER Kur’an Evlerimizde Var, Hayatımızda Var mı? Bismillahirrahmanirrahim… Kur’an-ı Kerim evlerimizin en güzel…