
Ramazan, takvimde bir ay değildir sadece. Ramazan; zamanları, mekânları ve yürekleri birbirine bağlayan ilahî bir hatırlayıştır. Dün Medine’de yaşanan Ramazan ile bugün Gazze’de yaşanan Ramazan arasında asırlar var; ama ruh aynı, sınav aynı, sabır aynı…
Medine’de Ramazan, bolluk içinde yaşanmadı. Açlık vardı, tehdit vardı, düşman vardı. Sahabiler çoğu zaman hurma ve suyla iftar açıyor, geceleri Kur’an’la ayakta kalıyordu. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ve ashabı için Ramazan; nefsi susturup imanı konuşturma ayıydı.
Ve işte tam bu ayda, tarihin yönünü değiştiren Bedir Savaşı yaşandı. Oruçlu bedenler, ama dimdik duran ruhlar… Sayı azdı, imkân yoktu; fakat teslimiyet tamdı. Medine Ramazan’ı bize şunu öğretti:
Zafer, imkânla değil; imanla gelir.
Bugün Gazze’de Ramazan yaşanıyor. Elektrik yok, su yok, güven yok… Ama sahur var. İftar var. Dua var. Enkazların arasında asılan bir kandil, yıkılmış bir binanın gölgesinde okunan bir ezgi bize şunu hatırlatıyor:
Bu sahne yabancı değil.
Medine’de açlık vardı, Gazze’de kuşatma var.
Medine’de tehdit vardı, Gazze’de bombardıman var.
Medine’de iman vardı… Gazze’de de var.
İşte bağ tam da burada kuruluyor.
Medine’de sahur için okunan ilk ezan, insanları uyandıran bir merhamet çağrısıydı. Bugün Gazze’de belki ezan yarım kalıyor, belki minare yok… Ama sahura niyet hâlâ var. Çünkü sahur sadece bir öğün değil; hayata tutunma iradesidir.
Medine’de iftar sofraları sade ama huzurluydu. Gazze’de de öyle. Belki bir parça ekmek, belki sadece su… Ama iftar anında edilen dua, yüzyılları aşıp aynı semaya yükseliyor.
Gazze’de yaşanan Ramazan bize Medine’yi hatırlatıyor. Medine’yi bilen, Gazze’yi anlayabiliyor. Çünkü ikisi de şunu söylüyor:
Bombalar bedenleri yorabilir ama imanı teslim alamaz.
Medine’de Ramazan, bir ümmeti inşa etti.
Gazze’de Ramazan, bir ümmetin hâlâ hayatta olduğunu haykırıyor.
Ve belki de asıl soru şu:
Biz, bu bağın neresindeyiz?
İSLAMİ HABER “MİRAT”