Aynı Sahnede Yeni Oyun mu?

Son zamanlarda yabancı basın kuruluşlarının Türkiye’ye ilgisi iyice arttı. İngiliz The İndependent, Alman Dw, Rus Sputnik ve daha başkaları…

Yabancı medya kuruluşları birer birer Türkçe yayına başlıyorlar. Düğün mü, bayram mı acaba? Göreceğiz.

Ak Parti hükumetlerinde Ekonomi Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı, AB ile müzakerelerden sorumlu Devlet Bakanlığı ve ekonomik koordinasyondan sorumlu Devlet Bakanlıkları yapan Sayın Ali Babacan, partisinin kurucular kurulu üyeliğinden istifa etmiş. Rivayet odur ki yeni bir parti kurulacakmış.

Yabancı medya kuruluşları, onların Türkiye acenteleri ve paydaşları Babacan’ın istifasını flaş haber olarak geçti. Çoktandır ismi üzerinde çeşitli değerlendirme ve tahminler yapılan Babacan’ın muhtemel hareketi üzerine, 2001’deki “Yenilikçi Hareket” etrafında yaşananlara benzer şekilde enformasyon ve değerlendirme servisi hareketliliği yaşanıyor.

Ekonomide Kemal Derviş’in “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” ile başlattığı yapısal dönüşümü kemale erdiren Ak Parti hükumetleri döneminde, ekonominin dümenini tutanların başında gelen Sayın Ali Babacan, sanki gelinen noktadan kendisi de sorumlu değilmiş de ülkemiz için yeni bir umut olacakmış(!)

Şimdiye kadar, küresel finans elitlerince öğretilmiş piyasa kabulleri dışında kendisinden farklı bir icraat görmediğimiz ya da çözüm önerisi duymadığımız Sayın Babacan, ne yapacakmış da ülkemizi düze çıkaracakmış? Bilen varsa söylesin.

Ak Parti’yi çözmenin fitili ateşlenmiş gözüküyor. Bu çözülme hangi siyasi figürün lehine neticelenecek, bunu şimdiden kestirmek zor. Ancak sonrasında olacak olan şudur: “Yeni siyasi lider /yeni siyasi hareket (!)” küresel finans elitlere itimat telkin edecek, sıcak para yeniden ülkemize dalış yapacak, piyasa yeniden hareketlenecek (!) Bugün fatura edilmek üzere önümüze konulan hesap fişi -adisyon mu diyorlar?-, çok daha büyümüş olarak gelecekte önümüze konulmak üzere, masamızdan kaldırılacak ve biz de derin bir “ohh” çekeceğiz!

Aylar geçecek, yıllar geçecek, seçmen makamında olanlar seçilmişleri seçecek. Sonra yeni siyasal aktörlerin de değişim/jübile zamanı gelecek. Dün, merhum Erbakan’ın seyyiatını/nakısasını sayıp dökerek Sayın Erdoğan’ın faziletlerini sıralayanlar, şimdi Sayın Erdoğan’ın yanlışlarını/eksiklerini sayıp dökerek Sayın Babacan’ı cilaya başladıkları gibi, o gün geldiğinde de Babacan’ı yerip yeniye selam çakacaklar. Onların ömrü vefa etmezse türevleri sürdürecek bu döngüyü. Güçlü bir ses “Kral çıplak!” diyene dek dönüp duracağız bu fasit dairede.

Sözün özü şu ki: Tiyatro devam edecek. Yabancı mahfillerde yazılan, ana fikri değişmemiş “yeni” bir oyunu, içimizdeki elemanları vasıtasıyla sahneleyecekler yeniden. Ve biz yeni bir oyunu izliyoruz zannıyla heyecana gark olacağız her defasında. Sonunda gelip dayandığımız yer yine kriz, yine kargaşa olacak, bu kaçınılmaz. Piyasa hareketliyken çalışarak kazanılanlar, krizle eriyip gidecek, daha evvelce de olduğu gibi.

Millet olarak, yuvasına gizlice guguk kuşu yumurtası bırakılmış sair kuşlar gibi, guguk kuşu yavrusunun kendi yuvamızda palazlanmasına sevinecek ve o yuvadan kanatlanıp uçarken gururla bakacağız ardından. Kazanan hep başkaları, aldatılan/aldanan ise bu ülkenin öz evlatları olacak daima. Ta ki, bir delikten iki kez ısırılmamayı öğrenene dek…

Bu “döviz, faiz, borsa” üçgeninde oynanan tiyatro mutlaka bozulmalıdır. Borç-faiz-borç-faiz döngüsü dağıtılmalıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın üzerine tarihi bir vazife terettüp etmektedir. Fırsat varken “Borca Dayalı Para Sistemi”ni lağvedip “Taban Ekonomisi”ne dayalı yeni bir para- kredi sistemi kurmalıdır. Bunu yapmazsa hem kendisi, hem ülkemiz, hem de Millet-i İslam kaybedecektir.

Unutulmamalıdır ki, mü’minlere “ekimis salâte*” yani namazı ikame edin diye emreden Kur’an, aynı zamanda “ve ekîmû el vezne…**” demekte, yani ölçüyü ikame edin, dengeyi/mizanı koruyun diye emretmektedir. Faiz ise ölçüyü ve mizanı bozar, dünyada sürekli olarak fakirlerin daha fakirleşmesine ve zenginlerin semirip azmasına hizmet eder. Mal ve servetler faiz sayesinde bir avuç zengin arasında dolaşan devlet*** haline gelir. Yeryüzündeki toplam varlıkların takriben % 90’ına % yüzde 10’luk bir azınlık malikken, kalan %90 için varlıklardan % 10’luk bir pay düşmesi bundandır.

Mutlu bir azınlık nimetleri faiz yoluyla gasp edip semirirken, onların dışındaki devasa kitlelere boynuna borç zinciri geçirilmiş halde ve diken üstünde hayatlar kalır.

Borca Dayalı Para Sistemi prangasını parçalamadıkça başkaca yapılanlar anlamsız kalmaya mahkûmdur.

Vesselâm!

Şaban ÇETİN

*K. Kerim- İsrâ Suresi 78. ayet
**K. Kerim- Rahman Suresi 9. ayet
***K. Kerim-Haşr Suresi 7. ayet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir