islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

Barış Olan RECEP Ayı Etkinliği Olarak

Barış Olan RECEP Ayı Etkinliği Olarak
10/01/2026 03:00
A+
A-

Barış Olan RECEP Ayı Etkinliği Olarak

İSLÂM BARIŞTIR ve BARIŞA ÇAĞRIDIR

 İslâm;  Yüce  Allah’ımızın   insanlığın   mutluluk   düzeni   olması   için vaz’ettiği dindir.   Bir  amacı  da  insanlar   arası  ilişkileri   dengeye oturtmak olan bu Hak dinin tüm insanlığa yönelik evrensel bir çağrısı da barıştır.
İsmi  gibi  içeriği  ile  de  barış  olan  İslâm,  omurgasını  oluşturan

Kur’ân’da şöyle buyurmaktadır:

Ey İnananlar! Barışı sağlayıcı bütün atılımları benimseyerek  topluca barışa girin. / Biri birlerinizin hakları ve  hürriyetleri  önünde boyun  eğin.

Şeytan’ın adamlarını  / barışa  aykırı yolları izlemeyin. Çünkü   Şeytan   size, bozgunculuğu apaçık bir düşmandır.

Eğer  size  gelen  hakikat  belgelerini  idrak  ettikten  sonra  (barıştan) saparsanız iyice  bilin  ki  Allah  sorgulamaya   gücü  yetendir,  her işi yerli yerinde yapandır hikmet sahibidir.” (Bakara 208)

Bütün insanlarla barış yapılması için Kur’ân’ın mü’minlere yaptığı bu çağrı temelde ilâhî vahye dayanan bütün semavi dinler ve de  beşeri sistemler tarafından yapılmaktadır. Ama ne acıdır ki barış arzu edilen şekilde   ve    ihtiyaç  duyulan ölçüde gerçekleştirilememektedir. Çünkü barış ancak ve ancak insanlığın kabul ettiği ortak değerleri ve görevleri etkili bir şekilde hayata geçirmekle sağlanabilir.

 BARIŞ İÇİN HAKLAR VE SOSYAL ADALET

Evrensel olan  İslâm’ın kabulüne, beşeri akıl   ve   bilimin evrenselleştirilen   onayına   göre   insanlığın   ortak   değerleri, tarihi asırlarda   olduğu  gibi  dönemimizde  de  temel  haklar  ve  hürriyetlerdir. İnsanlığın kabul ettiği müşterek görev de sosyal adâleti sağlamaktır.

Barış için haklar ve hürriyetlerle sosyal adâlet gereklidir.

İslâm  temel  hakları  ve  hürriyetleri  takdis  ederek  ve  sosyal  adâleti amaçlayarak, barış ortamını oluşturmuştur.

Yüce  Allah’ımızın  yaratırken  varlığımıza  yerleştirdiği insan  hakları  ve özgürlüklerini tanır, O’nun vazifelendirdiği mali görevleri yaparsak barış gerçekleşir.

İNANÇ AYRILIĞI BARIŞA ENGEL DEĞİLDİR

Can  ve  mal  dokunulmazlığı,  vicdan  ve  din  özgürlüğü,  özel  hayatın gizliliği,  âdil yargılanma, eğitim ve  örgütlenme  hakkı şeklinde  özetlenebilecek   haklar  ve  hürriyetler, hukuken  ve  fiilen  hayata  geçirilemezse,  barışın  gerçekleşmesi  mümkün değildir.

Allah’ın Kitabı olan Kur’ân’ımız;  örneğin  Mümtehine  Sûresi’nin  8. âyetinde  dinimizi yaşama hürriyetimizi çiğnemeye kalkışan ve bizi yaşadığımız yurtlardan ve kurumlardan atmaya ve bu uğurda yardımlaşmaya çalışan insanları kendimize dost ve üzerimize yönetici  edinemeyeceğimizi   bildirirken, vurgulamaya çalıştığı gerçek budur.

Kur’ân; mütecavizleri  de, onları yâr   ve     egemen  kılan mü’minleri de zâlimler  olarak tanımlamaktadır.

Zalimler nasıl barış yapabilirler?

Sosyal   adâlet    gerçekleştirilmedikçe, toplumsal yardıma muhtaç insanların   ihtiyaçları giderilmedikçe de toplumsal  barış  sağlanamaz. Barışı  sağlamak  şöyle dursun anarşi dizginlenemez, kaos önlenemez.

Şanlı  Peygamberimiz   dini-mali   görevler   olan  zekât, âciz  akrabaya nafaka, ödünç  verme  ve felaket anlarında  yardıma  koşma  gibi  sosyal adâleti  gerçekleştirici görevleri  yapmamanın  tarihi  toplulukları  biri birlerinin  kanını  dökmeye, mallarını yağmalatmaya  yönlendirdiğini  açıklamaktadır.

Malların dağılımında dengeyi oluşturan adâlet sağlanmazsa denge olan barış nasıl sağlanabilir?

BARIŞ İÇİN GEREKLİ DİĞER AHLÂKÎ PRENSİPLER
Barış için haklar ve hürriyetlere fiilen saygı ve yoksullarla dayanışma gerekli ise de yeter değildir. Bu sebeple İslâm, her vesile ile barışa yönlendirmektedir.

Mesela Kur’ân inancı ne olursa olsun haklar ve özgürlüklere saygılı tüm insanlara karşı  adâleti ve  ikramı öğütleyerek barışa katkı sağlamaktadır. (Mümtehine 7)

Hangi     amaçla       olursa  olsun     yapılan barış çağrılarının kabul       edilmesini ve    inanç  farklılıklarının  barışa  engel  kılınmamasını emir buyurmaktadır. (Nisa 94)

Enfal Sûresi’nin 61. âyetinde şöyle buyrulur:

Eğer onlar barıştan yana eğilim gösterirlerse, sen de barıştan yana ol. Ve Allah’a güven. O, gerçekten her şeyi işiten, her şeyi hakkıyla bilendir.”

Yüce  kitabımız  Kur’ân-ı  Kerim,  İslâm  dışı  topluluklarla   en  güzel yöntemlerle diyaloğa   girilmesini   ve    hatta    gerektikçe    onların affedilmesini  öğütleyerek  de barışa  yol  açmıştır.  Kur’ân’ımızın  “Sizin dininiz, size, bizim dinimiz bize” şeklindeki duyurusu da gerçekçi bir barış mesajıdır. (Nahl 125; Nahl 46; Casiye 14, Kâfirûn 6)

Verdiğimiz  ölçüler  objektif  ölçülerdir.  İnançları  farklı  olan  bütün

insanlar için barışı sağlayıcı vasıftadır.

İSLAM’IN İÇE DÖNÜK MESAJLARI

İslâm’ın içe dönük; Müslümanlara yönelik mesajları ise daha sıcak ve ayrıntılıdır. Mesela Kur’ân’ımız kardeş olarak ilan ettiği mü’minlere ilk kardeşlik   görevi   olarak uzlaştırıcılığı yüklemiştir. Vuruşan   gruplar arasında   ezilenlerden   yana tavır  konularak   ve  de  adâlet   prensibi uygulanarak barışın sağlanması emredilmiştir. (Hucurat 9,10)

Şanlı Peygamberimiz de barış anlamını içeren selam sözcüğünü kullanarak selamlaşmadan affedici olmaya  kadar  barışa  yöneltici  ve  de Cennet’e götürücü  nice öğütler vermiştir.  Barış için uzlaştırıcı sözler uydurma  bile meşrulaştırılmıştır. (Ebû Davûd Ekziye 15)

İslam barış eylemlerini de sevabı en büyük ameller arasında zikretmiştir.

BARIŞ GÜÇLE SAĞLANABİLİR

İslâm’ın barışa  çağrısını ve  barışa yöneltici  kurallarını özetlemeye çalıştık. Barışla  ilgili  olup  barış kadar  önemli bir  nokta  da  barışın güçle sağlanabileceğidir. Bu sebepledir ki Kur’ân’ımızın Enfal Sûresi’nde önce kuvvet  hazırlanılması, sonra da barışın  kabullenilmesi emrolunmuştur. (Enfal 60,61)

Barış güçle sunulur, kabul edilir, korunur ama dilenilmez.

Hakları ve hürriyetleri çiğneyen sömürücülerden barış dileyenler, barışı sağlayamaz, yalnızca zilletlerini artırırlar.

Kur’ân’ın Muhammed Sûresi’nde şöyle buyrulu

“ Sizler .nancınız  ve  ahlâkî   değerlerinizle en  üstünken  haklarınız   ve özgürlüklerinizi çiğneyen zâlimlere karşı gevşemeyin ve onlardan barış dilenmeyin. Allah   sizinledir. Yaptığınız   çalışmaların   karşılığını eksiltmez. ” (Muhammed 35)

VAZİFEMİZ BARIŞA KOŞMAKTIR

Bizim  vazifemiz   adâlet saçarak, ikramlar yaparak barışa koşmaktır. “Helalleri haram, haramları helal  kılmadan”  barışı  sağlamaktır.  Çünkü  Kur’ân  ifadesiyle, “…Barış insanlık için daha hayırlıdır…” (Nisa 128)

ŞİMDİ SORALIM

Genelde bütün insanlara, özelde Müslümanlara yönelik barış mesajlarıyla barışı erdem ve ibadet kılan  İslam insanlık barışına katkı ve de yol açıcı değil midir?

ALİ RIZA DEMİRCAN

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.