
Barış Olan RECEP Ayı Etkinliği Olarak
İSLÂM BARIŞTIR ve BARIŞA ÇAĞRIDIR
İslâm; Yüce Allah’ımızın insanlığın mutluluk düzeni olması için vaz’ettiği dindir. Bir amacı da insanlar arası ilişkileri dengeye oturtmak olan bu Hak dinin tüm insanlığa yönelik evrensel bir çağrısı da barıştır.
İsmi gibi içeriği ile de barış olan İslâm, omurgasını oluşturan
Kur’ân’da şöyle buyurmaktadır:
“Ey İnananlar! Barışı sağlayıcı bütün atılımları benimseyerek topluca barışa girin. / Biri birlerinizin hakları ve hürriyetleri önünde boyun eğin.
Şeytan’ın adamlarını / barışa aykırı yolları izlemeyin. Çünkü Şeytan size, bozgunculuğu apaçık bir düşmandır.
Eğer size gelen hakikat belgelerini idrak ettikten sonra (barıştan) saparsanız iyice bilin ki Allah sorgulamaya gücü yetendir, her işi yerli yerinde yapandır hikmet sahibidir.” (Bakara 208)
Bütün insanlarla barış yapılması için Kur’ân’ın mü’minlere yaptığı bu çağrı temelde ilâhî vahye dayanan bütün semavi dinler ve de beşeri sistemler tarafından yapılmaktadır. Ama ne acıdır ki barış arzu edilen şekilde ve ihtiyaç duyulan ölçüde gerçekleştirilememektedir. Çünkü barış ancak ve ancak insanlığın kabul ettiği ortak değerleri ve görevleri etkili bir şekilde hayata geçirmekle sağlanabilir.
BARIŞ İÇİN HAKLAR VE SOSYAL ADALET
Evrensel olan İslâm’ın kabulüne, beşeri akıl ve bilimin evrenselleştirilen onayına göre insanlığın ortak değerleri, tarihi asırlarda olduğu gibi dönemimizde de temel haklar ve hürriyetlerdir. İnsanlığın kabul ettiği müşterek görev de sosyal adâleti sağlamaktır.
Barış için haklar ve hürriyetlerle sosyal adâlet gereklidir.
İslâm temel hakları ve hürriyetleri takdis ederek ve sosyal adâleti amaçlayarak, barış ortamını oluşturmuştur.
Yüce Allah’ımızın yaratırken varlığımıza yerleştirdiği insan hakları ve özgürlüklerini tanır, O’nun vazifelendirdiği mali görevleri yaparsak barış gerçekleşir.
İNANÇ AYRILIĞI BARIŞA ENGEL DEĞİLDİR
Can ve mal dokunulmazlığı, vicdan ve din özgürlüğü, özel hayatın gizliliği, âdil yargılanma, eğitim ve örgütlenme hakkı şeklinde özetlenebilecek haklar ve hürriyetler, hukuken ve fiilen hayata geçirilemezse, barışın gerçekleşmesi mümkün değildir.
Allah’ın Kitabı olan Kur’ân’ımız; örneğin Mümtehine Sûresi’nin 8. âyetinde dinimizi yaşama hürriyetimizi çiğnemeye kalkışan ve bizi yaşadığımız yurtlardan ve kurumlardan atmaya ve bu uğurda yardımlaşmaya çalışan insanları kendimize dost ve üzerimize yönetici edinemeyeceğimizi bildirirken, vurgulamaya çalıştığı gerçek budur.
Kur’ân; mütecavizleri de, onları yâr ve egemen kılan mü’minleri de zâlimler olarak tanımlamaktadır.
Zalimler nasıl barış yapabilirler?
Sosyal adâlet gerçekleştirilmedikçe, toplumsal yardıma muhtaç insanların ihtiyaçları giderilmedikçe de toplumsal barış sağlanamaz. Barışı sağlamak şöyle dursun anarşi dizginlenemez, kaos önlenemez.
Şanlı Peygamberimiz dini-mali görevler olan zekât, âciz akrabaya nafaka, ödünç verme ve felaket anlarında yardıma koşma gibi sosyal adâleti gerçekleştirici görevleri yapmamanın tarihi toplulukları biri birlerinin kanını dökmeye, mallarını yağmalatmaya yönlendirdiğini açıklamaktadır.
Malların dağılımında dengeyi oluşturan adâlet sağlanmazsa denge olan barış nasıl sağlanabilir?
BARIŞ İÇİN GEREKLİ DİĞER AHLÂKÎ PRENSİPLER
Barış için haklar ve hürriyetlere fiilen saygı ve yoksullarla dayanışma gerekli ise de yeter değildir. Bu sebeple İslâm, her vesile ile barışa yönlendirmektedir.
Mesela Kur’ân inancı ne olursa olsun haklar ve özgürlüklere saygılı tüm insanlara karşı adâleti ve ikramı öğütleyerek barışa katkı sağlamaktadır. (Mümtehine 7)
Hangi amaçla olursa olsun yapılan barış çağrılarının kabul edilmesini ve inanç farklılıklarının barışa engel kılınmamasını emir buyurmaktadır. (Nisa 94)
Enfal Sûresi’nin 61. âyetinde şöyle buyrulur:
“Eğer onlar barıştan yana eğilim gösterirlerse, sen de barıştan yana ol. Ve Allah’a güven. O, gerçekten her şeyi işiten, her şeyi hakkıyla bilendir.”
Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim, İslâm dışı topluluklarla en güzel yöntemlerle diyaloğa girilmesini ve hatta gerektikçe onların affedilmesini öğütleyerek de barışa yol açmıştır. Kur’ân’ımızın “Sizin dininiz, size, bizim dinimiz bize” şeklindeki duyurusu da gerçekçi bir barış mesajıdır. (Nahl 125; Nahl 46; Casiye 14, Kâfirûn 6)
Verdiğimiz ölçüler objektif ölçülerdir. İnançları farklı olan bütün
insanlar için barışı sağlayıcı vasıftadır.
İSLAM’IN İÇE DÖNÜK MESAJLARI
İslâm’ın içe dönük; Müslümanlara yönelik mesajları ise daha sıcak ve ayrıntılıdır. Mesela Kur’ân’ımız kardeş olarak ilan ettiği mü’minlere ilk kardeşlik görevi olarak uzlaştırıcılığı yüklemiştir. Vuruşan gruplar arasında ezilenlerden yana tavır konularak ve de adâlet prensibi uygulanarak barışın sağlanması emredilmiştir. (Hucurat 9,10)
Şanlı Peygamberimiz de barış anlamını içeren selam sözcüğünü kullanarak selamlaşmadan affedici olmaya kadar barışa yöneltici ve de Cennet’e götürücü nice öğütler vermiştir. Barış için uzlaştırıcı sözler uydurma bile meşrulaştırılmıştır. (Ebû Davûd Ekziye 15)
İslam barış eylemlerini de sevabı en büyük ameller arasında zikretmiştir.
BARIŞ GÜÇLE SAĞLANABİLİR
İslâm’ın barışa çağrısını ve barışa yöneltici kurallarını özetlemeye çalıştık. Barışla ilgili olup barış kadar önemli bir nokta da barışın güçle sağlanabileceğidir. Bu sebepledir ki Kur’ân’ımızın Enfal Sûresi’nde önce kuvvet hazırlanılması, sonra da barışın kabullenilmesi emrolunmuştur. (Enfal 60,61)
Barış güçle sunulur, kabul edilir, korunur ama dilenilmez.
Hakları ve hürriyetleri çiğneyen sömürücülerden barış dileyenler, barışı sağlayamaz, yalnızca zilletlerini artırırlar.
Kur’ân’ın Muhammed Sûresi’nde şöyle buyrulu
“ Sizler .nancınız ve ahlâkî değerlerinizle en üstünken haklarınız ve özgürlüklerinizi çiğneyen zâlimlere karşı gevşemeyin ve onlardan barış dilenmeyin. Allah sizinledir. Yaptığınız çalışmaların karşılığını eksiltmez. ” (Muhammed 35)
VAZİFEMİZ BARIŞA KOŞMAKTIR
Bizim vazifemiz adâlet saçarak, ikramlar yaparak barışa koşmaktır. “Helalleri haram, haramları helal kılmadan” barışı sağlamaktır. Çünkü Kur’ân ifadesiyle, “…Barış insanlık için daha hayırlıdır…” (Nisa 128)
ŞİMDİ SORALIM
Genelde bütün insanlara, özelde Müslümanlara yönelik barış mesajlarıyla barışı erdem ve ibadet kılan İslam insanlık barışına katkı ve de yol açıcı değil midir?
ALİ RIZA DEMİRCAN
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”