
İsrail’in Gazze’deki saldırılarına askeri ve siyasi destek veren Batılı ülkeler, Filistin’e destek gösterilerini de engellemek için yeni adımlar atıyor. ABD’nin ardından Almanya da Filistin yanlısı protestolara katılan dört yabancı vatandaşı sınır dışı etme kararı aldı.
Berlin Göçmenlik Bürosu, Filistin’e destek veren dört yabancıyı sınır dışı etmek için harekete geçti. İsimleri açıklanan Cooper Longbottom, Kasia Wlaszczyk, Shane O’Brien ve Roberta Murray’nin sırasıyla ABD, Polonya ve İrlanda vatandaşı oldukları belirtildi. Üç protestocunun Avrupa Birliği vatandaşı olması ve vize serbestliği kapsamında Almanya’da bulunduğu ifade edildi.
Göstericilerin sabıka kayıtlarının bulunmadığı ve haklarında herhangi bir soruşturma olmadığı bildirildi. Sadece Filistin’e destek verdikleri için sınır dışı edilmek istenen dört kişiden ikisi oturma eylemine katılmış, diğer ikisi ise trafik akışını etkileyen gösterilerde yer almıştı. Aynı zamanda, tamamı Almanya’daki üniversite protestolarına da katıldıkları için ortak bir soruşturmaya dahil edildi.
Sınır dışı kararına gerekçe olarak gösterilen iddiaların zayıflığı, olayın tamamen siyasi bir karar olduğunu gözler önüne seriyor. Protestocuların biri bir polis memuruna “faşist” dediği için suçlanırken, diğer üç kişi yasaklı Filistin sloganlarını attıkları gerekçesiyle hedef alındı. İki kişi ise bir oturma eylemi sırasında polise temas etmekle suçlandı.
Berlin Eyalet Yönetimi, sınır dışı işlemi için göçmenlik bürosuna baskı yaptı. The Intercept’in ortaya çıkardığı belgeler, Berlin Göçmenlik Bürosu yetkililerinin bu karara itiraz ettiğini, ancak siyasi baskılar karşısında geri adım atmak zorunda kaldıklarını gösterdi. Yetkililer, AB vatandaşlarının sınır dışı edilmesinin hukuki bir dayanağı olmadığını belirtse de, Berlin Senatosu yetkilileri kamu güvenliğini bahane ederek kararı onayladı.
Polonya vatandaşı Kasia Wlaszczyk, Filistin destekçilerine yönelik antisemitizm suçlamalarının aslında Müslümanlara ve Araplara karşı ırkçı bir taktik olduğunu ifade etti. İrlandalı Roberta Murray ise, “Torunlarım bir gün bana soykırım sırasında ne yaptığımı sorduğunda, onlara direndiğimi söyleyeceğim” dedi.
ABD’de Filistin’e destek gösterilerine katılan Cornell Üniversitesi öğrencisi Momodou Taal, can güvenliği nedeniyle ülkeyi kendi isteğiyle terk edeceğini açıkladı. X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bugün ABD’den özgür ve başım dik şekilde ayrılıyorum. Sokakta kaçırılmadan yürüyebileceğime dair inancımı kaybettim” ifadelerini kullandı.
Filistin yanlısı aktivistlere yönelik baskıların artması, Batılı ülkelerin demokrasi ve ifade özgürlüğü konusundaki çifte standardını bir kez daha gözler önüne seriyor…
HABER YORUM
Netanyahu hükümetinin yürüttüğü işgal, soykırım ve etnik temizlik politikalarına karşı çıkmak demek, insan onurunu korumak demektir…
Masum çocuklar, kadınlar ve siviller katledilirken susmak demek ise insanlığını ve insani duyguları yitirmiş olmak demektir…
İsrail’i protesto gösterilerine katılanların Almanya’dan sınır dışı edilme çabaları, bir kez daha bizlere göstermiş oldu ki, Avrupa medeni değildir… Avrupa, insan hak ve hürriyetleri noktasında tarihten gelen anlayışını tekrar ederek bir kez daha sınıfta kaldığını tüm dünyaya göstermiştir…
Tekrar edelim:
Filistin Filistinlilerindir… Ne kadar uğraşırsanız uğraşın bu gerçeği değiştiremeyeceğiniz gibi, tarih önünde soykırımcı olmaktan ve caniliğe destek vermiş olarak anılmaktan kurtulamayacaksınız.
“Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur; sonra yardım da göremezsiniz.” (Hud Suresi, 113)