islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
50,0477
EURO
56,5038
ALTIN
6.642,48
BIST
11.478,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
12°C
Cumartesi Az Bulutlu
12°C
Pazar Az Bulutlu
11°C
Pazartesi Açık
13°C

BATI’NIN YENİ SÖMÜRGE SİLAHI: İKLİM KANUNLARI

BATI’NIN YENİ SÖMÜRGE SİLAHI: İKLİM KANUNLARI

BATI’NIN YENİ SÖMÜRGE SİLAHI: İKLİM KANUNLARI

Küresel diplomasi, çevre ve iklim değişikliği başlıklarını tartışmaya devam ederken uluslararası ilişkiler ve ekonomi çevrelerinde “Yeşil Emperyalizm” (Green Imperialism) uyarısı yükseliyor. Uzmanlar, gelişmiş Batılı ülkelerin iklim kanunlarını ve emisyon kotalarını samimi bir çevre duyarlılığından ziyade, küresel ekonomik statükoyu korumak ve gelişmekte olan ülkelerin sanayileşmesini engellemek için stratejik bir silah olarak kullandığını belirtiyor.

19. yüzyıldaki sömürgeci politikalarını dünyaya medeniyet götürme iddiasıyla meşrulaştıran Batı merkezli hegemonik akıl, 21. yüzyılda aynı stratejiyi “dünyayı kurtarma” retoriğiyle yeniden tedavüle sokuyor. Analistlere göre, çevre koruma adı altında yürürlüğe konan yasal dayatmalar, gezegeni temizlemekten ziyade kalkınmakta olan toplumları kronik bağımlılık ve yoksulluk çemberinde tutmayı hedefliyor.

Sanayi Devrimi’nin İkiyüzlülüğü

Bugün “yeşil devrim” sloganlarıyla parlatılan küresel iklim rejimi, tarihsel ve ekonomik bir adaletsizlik üzerine inşa edilmiş durumda. Bugünün zengin Batı dünyası, mevcut teknolojik ve ekonomik gücünü Sanayi Devrimi’nden bu yana petrol ve kömür gibi fosil yakıtları fütursuzca tüketerek elde etti. Atmosferi bugünkü kriz noktasına getiren birikmiş emisyonların asıl sorumlusu bu gelişmiş ülkeler olmasına rağmen, faturanın kalkınma sırası gelen ülkelere kesilmesi sert eleştirilere neden oluyor. Gelişmekte olan toplumlara dayatılan katı karbon emisyon oranları, bu ülkelerin tarım ekonomisinden endüstri ve teknoloji çağına geçişlerini engelleyen yapısal birer prangaya dönüşüyor.

SKDM: Çevrecilik Süslü Yeni Ticari Engeller

Bu ekolojik kuşatmanın kıta Avrupası’ndaki en somut yasal mekanizması ise Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) oldu. Çevre koruma kanunu adı altında küresel ticarete dikte edilen bu düzenleme, gerçekte gelişmekte olan ülkelere karşı uygulanacak korumacı bir vergi duvarı işlevi görüyor. AB, “karbon sızıntısını önlemek” bahanesiyle, kendi sınırları dışındaki üreticileri tek taraflı mali standartlara uymaya zorluyor. Adil bir müzakereye dayanmayan bu dayatma, üretim altyapısını dönüştürmek için zamana ve finansmana ihtiyacı olan ülkelerin sanayisini doğrudan hedef alıyor.

Türkiye Ekonomisine Ağır Vergi Tehdidi

SKDM, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa pazarındaki rekabet gücünü baltalayacak bir ekonomik bariyer olarak nitelendiriliyor. Başta demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre ve elektrik gibi Türk sanayisinin lokomotif sektörleri, bu kanun kapsamında AB sınırlarında devasa bir ek vergi yüküyle karşı karşıya kalıyor. Yüksek dönüşüm maliyetleri altında ezilen Türk ihracatçısının, Brüksel’e milyonlarca avroluk “karbon haracı” ödemek zorunda bırakılması tehlikesi bulunuyor. Uzmanlar, bu durumun Türkiye’nin kalkınma için ihtiyaç duyduğu döviz girdisini ve ihracat gelirlerini kurutarak ekonomik büyümeyi yavaşlatmayı amaçlayan küresel bir operasyon olduğunu vurguluyor.

Yeşil Fonlar ve Yeni Nesil Borç Tuzakları

Sistemin en büyük çıkmazı ise gelişmekte olan ülkelerin önüne konulan yeşil enerjiye geçiş faturası. Fosil yakıtlara dayalı geleneksel enerjiden rüzgâr, su ve güneş gibi alternatif teknolojilere geçmek devasa bir finansal güç, altyapı dönüşümü ve yenilenme kapasitesi gerektirir. Batı bu imkânlara hâlihazırda sahipken, borç yükü altındaki gelişen ülkelerin bu dönüşümü kendi öz kaynaklarıyla finanse etmesi neredeyse imkânsız görünüyor. Batılı kurumlar tarafından sunulan sözde “yeşil fonlar” ve “iklim yardımları”, gerçekte ülkeleri jeopolitik vesayet altına alan yeni nesil birer borç tuzağına dönüşüyor.

Washington’ın Çevre Silahı ve Jeopolitik Hedefler

Bu yeni sömürü düzeninin arkasındaki siyasi irade ise başta ABD olmak üzere Batı ittifakı olarak öne çıkıyor. ABD yönetimleri tarafından dış politikanın ana eksenine oturtulan iklim diplomasisi ve trilyon dolarlık yeşil bütçeler, gezegenin geleceğini düşünmekten ziyade kan kaybeden kapitalist sistemi kurtarma hamlesi olarak yorumlanıyor. Batı; nükleer yatırımlar, yerli savunma sanayisi hamleleri ve enerji projeleriyle bağımsızlaşmaya çalışan ülkelerin büyümesini durdurmak için iklim kanunlarını stratejik birer silah olarak kullanıyor.

İlahi Nizama Karşı Açılan Hiçbir Savaş Kazanılamaz

“Sonuç olarak, hırs ve tahakküm arzusuyla Allah’ın kurduğu muazzam küresel dengeyi bozmaya çalışan küresel emperyalistler, ürettikleri çeşitli komplo teorileriyle yeryüzünün tamamında vahşi bir tahakküm kurmaya çalışıyor. Dün ordularıyla coğrafyaları işgal eden bu karanlık akıl, bugün iklim krizini ve çevre kanunlarını insanlığı tek bir merkezden köleleştirmek için dijital birer prangaya dönüştürüyor. ‘Dünyayı kurtarma’ maskesi altında karbon kotaları, yapay et dayatmaları ve tarımı bitirme senaryolarıyla insanlığın mülkiyet ve yaşam hakkına göz dikiyorlar. Kendi doymak bilmez iştahlarıyla fıtratını bozdukları yeryüzünün kozmik faturasını mazlum halklara keserken, küresel ısınma korkusuyla yoksul devletlerin egemenliklerini ellerinden almayı hedefliyorlar. Ancak unuttukları şey şudur ki; fıtrata ve ilahi nizama karşı açılan hiçbir savaş, yeryüzünün mazlum halklarının direnci karşısında nihai bir zafere ulaşamayacaktır.”

Yakup Döğer

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.