islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,4682
EURO
17,8124
ALTIN
969,55
BIST
3.260,15
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Az Bulutlu
Salı Açık
26°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
25°C
Cuma Az Bulutlu
25°C

Belediyeler…

Belediyeler…
22.03.2018
A+
A-

*Parça, bütünün habercisidir (Hz. Ali)

Merhaba aziz dostlarım…

Sırlar yumağı kâinatta “her varlık, zıddı ile dengeli yaratılmıştır.” Varlık-Yokluk, Gündüz-Gece, Oluş-Ölüş, Erkek-Dişi, Pozitif-Negatif… Gibi.

Siyâsi İlimler “Devlet” kavramını incelerken akla gelen ilk tasnif: Merkezi ve Yerel (mahalli) yönetimlerdir.

Bu tasnif de, Hzret-i Ali (k.v)(r.a) Efendimiz’in yukarıda (alt başlık’ta) ki muhteşem derinlik ve hikmet pırıldatan sözü’nün ilmi gerçeğini yansıtmaktadır. Nasıl? Şöyle:

– Atom fiziğinde, atom altı (titreşimler-vibrasyonlar-kuantumlar-nötronlar gibi) oluşumlar atomda bütünleşirken atom parçası molekül’ün, molekül, elementin özelliğini taşıyor. Parça, bütünün habercisi oluyor.

– İnsan beyni, (maddi ve metafizik boyutu ile) evren’in dürülüp-büküldüğü bir çekirdek parçacığı gibi zannedilse de, aslında yaratılmış bütün’ün (mânevia’nın) habercisidir.

– Her insan, âilesinin, dış âlemin, toplumunun (milletin-ümmetin hatta tüm insanlığın) en küçük parçası olarak, ait olduğu sosyolojik birim hakkında hüküm vermemize birim teşkil eder. Kaliteli ferdlerin toplumu medeni (uygar) bir toplumdur. Kesinlikle bünyesinde kalitesiz ferd, aile, kurum ve kuruluşu almaz. ( bir tür doku uyuşmazlığı oluşur.) Efendimiz, Resûlullah (s.a.v) ne güzel buyurmuş:

Milletler, lâyık oldukları idare ile yönetilirler… (Kaynak: Ali el-Muttaki/Kenz-il Ummal-6/89)

Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden mes’ulsünüz. (Kaynak: Sahih-i Buhâri/Cuma-11) (Müslim, İmâre-20)

Kur’an, toplumların karakterlerini korudukları sürece, değişime uğratılamayacaklarını bildiriyor:

-Muhakkak ki bir toplum özlerini (iç dünyalarını) değiştirip, bozmadıkça, Allah da onların durumunu değiştirip, bozmaz… (KUR’AN: RA’D SÛRESİ-11.AYET)

Demek ki, parça hükmünde olan tek tek fertler, bulundukları toplumun (bütününün) habercisi oluyorlar.

Bu misalleri çoğaltabiliriz. Bu örneklerden yola çıkararak, tüm dünyada ve Türkiyemiz’de “Mahalli idareler ”in birer “PARÇA”, Merkezi Yönetim ve Devlet’in bölünmez bir “BÜTÜN” olduğu sonucuna varıyoruz.

Bir benzetme (teşbih) daha yapmak istiyorum:

İnşaat’ta temel, masif kayalık ise, bu temel üstünde yükselecek binanın kaliteli demir, beton kolonları, çelik gibi sağlam inşa edilirse, (Allah’ın kudreti dışında) 7 veya 8 büyüklüğünde bir depremde bu kolonlar bina’da hasar oluşturur mu? Ağleb-i ihtimal (güçlü ve galip bir olasılıkla) depreme dayanır, hasar oluşmaz. Değil mi? evet… İşte, bu benzetmede olduğu gibi Devlet ( ve merkezi idare= bu binâ gibidir. Mahalli idareler (Belediyeler-Özel İdareler) binanın kırılmaz kolonlarını temsil ederler. Bir ülkede “Belediyeler”, ne kadar güçlü, aktif, sağlam, kaliteli personel, başkan ve yönetim kadrosu ile iş başında ise, o ülkede demokrasi, milli irâde tezâhürü, adâlet, güveni hizmetler, mutluluk, katılım, üretim ve prodüktüvite (verimlilik), o nisbette yüksek seviyededir. Bu mükemmel organizasyon içinde, eserlere eser katılır. Yatırım projeleri, sür’atle hayata nakşolur. Takdirler, tebrikler, duâlar, kalbi bağlılıklar artar. O belde de “kamu oyu”şeksiz, şüphesiz, bir güven duygusu ile yönetim kadrosunun arkasında dimdik, sıra dağlar gibi durur. Güler yüz, tatlı dil, gayret, samimiyet belde’nin en izbe köşelerine uzanır. “Partiler, demokrasinin vazgeçilmez şartı” olduğuna göre bu hizmetleri aşk ve şevk ile yapan “Belediye Başkanları”nı mahalli idâre seçimlerinde aday gösteren partilere teveccüh (yönelme) artar. Bilene-bilmeyen, vatanseverle-vatan satan, çalışanla-boş lâf üreten gevezeler, akla-karalar, “kasa-masa-nisâ” peşinde koşanlarla Allah’ın rızâsını umanlar kavşakta ayrılırlar. Belediye bütçesindeki helâl gelirleri “kul hakkı” olarak görüp tek kuruşuna tenezzül etmeyenler ile yalan, dolan, iftira, kasetlerle, çirkin politika oyunları ile bir koltuk kapmış, beceriksiz ve hırsız, kalite yoksulu, sarhoş ve ayyaş kişiler hiçbir (aynı-eşit) olur mu?

• Türkiye’mizde İDEAL VE İDEALİST BİR BELEDİYE BAŞKANI’NIN ÖZELLİKLERİ:

1) Yaratılan’ı YARATAN’dan dolayı seven” bir kişi olamlı.

2) Gerçek ve derin bir Müslüman özelliğinde olmalı.

3) Allah’ın (evet) sadece Allah’ın rızası için çalışmalı.

4) Son derece merhamet, şefkat, sevgi ile donanmış olmalı.

5) Engin gönüllü (mütevazı) bir kul olmalı.

6) Asla kibir (büyüklenmek) görüntüsünde olmamalı.

7) İslâm’ın 5, imânın 6 şartını bilip, uygulayan olmalı.

8) Kadrosunu, ince eleyip sık dokuyarak seçmeli.

9) İstişare’ye dayalı, liyâkata öncelik veren, yeteneklere kapıları açan, projelerle devamlı çıtayı yükselten bir icraatı gerçekleştiren, liderlik vasıflarıyla donanmış, ciddi, vakur bir kişi olmalı.

10) Hâl’i geçmişi gibi temiz, lekesiz, istikbal’i (geleceği) için ümit telkin etmeli.

11) İltimas, rüşvet, yolsuzluk çirkefinden uzak durmalı.

12) Liyâkatlı, ehliyetli kişileri, işe alırken, kıskanç rakiplerinin dedikodularına aldırmamalı.

13) Belediyecilikte somut-maddi hizmetleri yapmak esas hedeftir. Alt yapı projeleri, yollar, kaldırımlar, parklar-bahçeler, tesislerle birlikte asıl “mânevi, kültürel, ilmi, tarihi” şuurlanmaya ağırlık vermeli.

14) Ülkemizde zelzeleler geçirmekte olan “ÂİLE”ler, Başkanımızın derdi, acısı, yarası olmalı.

15) Gençleri, çeşitli projeler, tesisler, etkinlikler ve teşviklerle, dürüst, ahlâk sahibi, genel kültür donanımlı bir “istikbal nesli” olarak hazırlamalı.

16) Fikir, kültür, tefekkür konularında duyarlı bir Başkan olarak, ağırlığı “mânevi gelişim”e vermeli.

17) Son ili yüz yıllık yakın tarihimizdeki sosyal, siyasal, ideolojik olayları, perde arkasındaki, ihânet şebekelerinin etkileri ile birlikte tahlil edebilmelidir.

18) Kesinlikle “particilik” yapmamalı. Bütün insanlara samimi, içten bir sevgi ile kapısını açık tutmalı.

19) Buna karşılık, bu samimi sevgi, merhamet ve yumuşak tavrını, kurnazca istismar etmeğe yönelen dolandırıcı, hırsız, menfaatçı kişilere karşı da son derece dikkatli, kararlı olmalı.

20) San’ata ve san’atkârlara çok ayrı ve ciddi bir ilgi içinde, dâima teşvikkâr olmalı.

21) Kendisine oy veren ve vermeyen tüm belde halkı “Benim Başkanım, bir tanedir. Allah, Ondan ebediyyen râzı olsun! Vallahi arkadaş, söyleyecek tek söz yok…” diyoruz. O Başkan’a ne mutlu…

22) Âile hayâtı son derece düzgün, istikrarlı ve örnek olmalı. Eşi, çocukları, yakın-uzak akrabası, en küçük bir skandala yol açacak söz, davranış ve bilhassa tavassut (aracılık) tan uzak durmalıdırlar.

23) Devlet’in ve Merkezi hükümetin plan, proje, strateji ve prensiplerini çok dikkatle göz önünde bulundurmalı ve bu çalışmalara, mahalli idare bazında, prodüktif katkılarda bulunmalıdır.

24) Halktan alınan verginin ve devlet katkısının her kuruşunun “kul(lar) hakkı”olduğunun bilincinde harcamalarını ölçülü, kontrollü, asla israfa, debdebeye düşmeden yapmalıdır. (Almanya seyahatlarımın birinde, evlerinde misafir kaldığım ATİB Genel Başkan Danışmanı, sevgili kardeşim Nurdoğan Aktaş ile sabah evden çıktık. Yürürken karşı yoldan bisikleti ile geçen birini göstererek: -Yazgan hocam! Şu bisikletli kişi, bu beldemizin Belediye Başkanı’dır. Her gün işine bisikletiyle gider, gelir. Makam arabasını kullanmaz… Dedi. Çok şaşırmıştım.)

25) Kitap okuyan, kitap satın alıp, özellikle Lise’li, Üniversiteli gençlerimize ücretsiz dağıtan, kitap okuma seasnları’nı yaygınlaştıran, bütün kültürel etkinliklere en ön safta katılan, konferanslar, paneller, sempozyumlar organize ederek kentin (belde’nin) bilgi kapasitesini genişletmelidir.

26) İdeal bir Başkan’ın beldesinde dilenci, uyuşturucu bağımlıları ve satıcıları, tinerci saldırganlar, mafya tehditleri, sarhoşlar, gaspçılar ortaya çıkmaktan ürkmelidirler.

27) Dilenemeyecek kadar onurlu yoksullara (gerçek fakirlere) dul, yetimlere özel ilgi ve yardım fonları oluşturmalıyız.

28) Osmanlı medeniyetinin günümüze yansıyan imârethâneler, aşevleri bu gâye ile kurulmuş vakıfları öne çıkarmalı, sivil toplum örgütlerini geliştirmelidir.

29) Fakir ve muhtaç öğrencilere “karşılıksız burslar”vermeli. Okullarda üstün başarılı öğrencileri ödüllendirmelidir. Özellikle gençliğe yönelip, teşvik edici olmalıdır.

Aziz dostlarım!

Bu listeye, kendi etkin tecrübeleri sonucu yeni maddeler ekleyecek ve bizi haberdar edecek tüm Başkanlarım’a peşinen teşekkürlerimi arz ediyorum. Bütün “şehremini” kardeşlerime başarılar, sevgiler, saygılar ve kalbi duâlarımı sunuyorum.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.