
Berlin’in peşinde kim var? Rusya neden olağan şüpheli?
5 Ağustos 2026 Salı günü Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe’nin Moskova’ya yaptığı ziyaretin gizemi çözülebilmiş değil. Ancak bu ziyareti takip eden günlerde Almanya’yı hedef alan hibrit saldırılarda Rusya parmağının olduğuna dair gündeme gelen iddiaların sayısı artmakta. 4 Ağustos günü Leipzig Havalimanında mühimmat yüklü Ukrayna askeri kargo uçaklarına yönelik saldırı için tasarlanan bir dronun ele geçirilmesiyle başlayan gerilim adım adım tırmanıyor. Almanya ve Rusya’nın birbirlerine karşı şu an için diplomatik zeminde attıkları adımlar bir sıcak çatışma öncesindeki geri sayımın son saniyelerini andırıyor. En kötü ihtimal gerçekleşecek olursa, Ağustos ayında Kırım ve Hürmüz cephelerinin birleştiğine dair yazdığım makalelerdeki perspektifi birkaç adım öteye taşımak gerekecek. Yani Doğu ve Batı blokları arasındaki güncellenmiş sıcak çatışmanın cephe hattı Kuzey Denizi-Baltık Denizi’nden Hürmüz Boğazı’na ulaşmış olacak. Moskova yönetimi Almanya’daki havaalanı ve enerji tesislerine yönelik saldırı girişimlerinin kendileriyle ilgisi olmadığı konusunda ısrarlı. Berlin’de Rus ajanların suikast operasyonları için tasarlandığı öne sürülen gizli silah ve mühimmat deposu konusunda da sorumluluk kabul etmiyorlar. Ancak Almanya Federal Kriminal Dairesi’nin ( Bundeskriminalamt-BKA ) raporuna göre yılın ilk 8 ayında en az 165 sabotaj eylemi ve 747 yasadışı insansız hava aracı uçuşu gerçekleştirildi. Tahmin edeceğiniz üzere bu eylemler Rusya ile ilişkilendirilmekte. Casusluk girişimleriyle ilgili hazırlanan 24 soruşturma raporu söz konusu ve yine casusluk amaçlı olduğu varsayılan 112 vakanın 60’tan fazlası askeri tesisler, savunma şirketleri ya da havaalanları gibi stratejik değeri olan mekanların izinsiz görüntülenmesiyle bağlantılı.
Bulgaristan’daki patlama eski defterleri açtırdı
Baltık ülkeleri, Finlandiya, Romanya, Bulgaristan, İtalya, Polonya ve Moldova da giderek artan hibrit saldırılardan paylarını düşeni almakta. Kremlin yönetiminin kendilerine yönelik suçlamaları sürekli reddetmesine rağmen 10 Ağustos’ta Bulgaristan’da yaşanan bir vaka olağan şüphelinin neden Rusya’da arandığını izah eder nitelikteydi. Bahsi geçen tarihte, yani 1 ay önce Bulgaristan’ın başkenti Sofya’nın güneyinde, Yunanistan sınırı yakınındaki Beliça köyünde EMCO savunma şirketine ait mühimmat fabrikasında kaynağı belirlenemeyen bir patlama meydana geldi. Ukrayna için mühimmat üreten bu tesiste 300 kişi çalışıyordu. Olayda can kaybı meydana gelmedi ancak süreci yakından takip edenler 11 yıl öncesine ait arşivleri açtılar. EMCO şirketi Kırım’ın ilhakını takiben Ukrayna’nın Donbas bölgesinde patlak veren çatışmalarla beraber 2014 yılından itibaren Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki tesislerinde Ukrayna için mühimmat üretimine başlamıştı. 2015 yılında EMCO şirketinin sahibi Emilian Gebrev’i hedef alan bir suikast girişimi yaşandı. Gebrev, Rusya’dan kaçarak batıya sığınan eski istihbarat elemanlarının başına geldiği şekilde zehirlenerek öldürülmek istendi. Batılı istihbarat örgütlerine göre aynı tarihlerde Orta ve Doğu Avrupa’daki mühimmat fabrikalarına düzenlenen sabotajlar ve Gebrev’e yönelik suikast girişiminin arkasında Rusya askeri istihbarat servisi GRU’nun “29155” kod isimli birimi bulanmaktaydı. Çekya’daki mühimmat fabrikası saldırısı ile bağlantılı iki GRU ajanının kimlikleri 2022 yılından sonra basınla paylaşıldı. Aleksandr Mişkin ve Anatoli Çepiga adlı GRU elemanlarının Avrupa’daki mühimmat fabrikalarına saldırılarda aktif rol oynadıkları kaydedilirken, bu kişilerin 2018 yılında İngiltere’ye sığınmış olan eski Rus gizli servis mensubu Sergey Skripal’in zehirlenme vakasındaki şüpheliler arasında bulundukları da ilan edildi. Çekya’nın Vrbetiçe kentindeki mühimmat fabrikasının havaya uçurulmasıyla başlayan kriz 18 Rus diplomatın sınırdışı edilmesini de beraberinde getirmişti. Orta yerdeki tüm bu bilgilere rağmen Rusya bu sabotaj ve suikast girişimlerinin arkasında değilse, akla gelebilecek bir diğer ihtimal, birilerinin Rusya ile Almanya arasında savaş çıkmasını teşvik ettiği olabilir. 2018 yılında Donald Trump’ın birinci başkanlık döneminin başlamasıyla beraber ABD’nin Almanya’ya karşı diplomatik nezaketi yerle bir eden söylem ve uygulamalarına bakacak olursak, böyle bir savaştan Washington yönetiminin rahatsız olup olmayacağı da şüphelidir. İsrail ile beraber Avrupa’ya yönelik bir kuşatma politikası izleyen ABD’nin Rusya’yı daha fazla savaşa mı teşvik ettiği yoksa gerçekten Ukrayna savaşını bitirmek için mi çaba harcadığı meçhul bir durumdur. Bana ayrılan köşenin sonuna gelirken son 1 aydır Belçika’da yaşanan bazı gelişmelere de dikkat çekmek isterim.
Belçika narko-terörizm ile hibrit saldırıların hedefi mi?
Rusya’nın çeşitli sabotaj faaliyetleri için Avrupa’da, özellikle İngiltere’de yeni nesil suç örgütlerini kiraladığına dair iddialar artarken Belçika’daki gelişmeler de Avrupa’yı hedef alan hibrit saldırıların bir parçası olarak değerlendirilebilir. Brüksel Savcısı Julien Moinil’in yaptığı açıklamaya göre 2025 yılından 2026 yılının Ağustos ayına kadar yalnızca Belçika’nın başkentinde 150’den fazla silahlı saldırı düzenlenirken 22 patlama meydana geldi. Savcı Moinil’e göre bu saldırılar uyuşturucu çeteleri ile bağlantılı gibi görünse de Avrupa Birliği kurumlarına ve NATO karargahına ev sahipliği yapan bir ülkede yaşanan şiddet olayları kabul edilebilir seviyenin üzerine yükselmiş durumda. 21 Ağustos’ta Anderlecht’te polis merkezine uzun namlulu silahlarla ateş açılması hükümete yönelik tepkileri de artırdı. Manzara adeta 1970’li yıllarda narko-terörizm yoluyla Türkiye’nin destabilize edilmesi ve askeri darbenin yolunun açılması için takip edilen yol haritasının bir benzerinin Belçika’da uygulandığı izlenimini yaratıyor.
Mehmet Kancı / GDH
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube