
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 2 Aralık 1971’de Abu Dabi, Dubai, Şarika, Acman, Ummül Kayveyn, Füceyre ve daha sonra Resü’l-Hayme’nin birleşmesiyle kuruldu. Bu birleşme, İngiltere’nin Basra Körfezi’nden resmen çekilme kararı aldığı bir döneme denk geldi. Ancak bu çekilme, bölgedeki etkisinin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyordu.
yüzyıldan itibaren “Trucial States (Ateşkes Şeyhlikleri)” olarak adlandırılan bu emirlikler, İngiltere ile yapılan koruma anlaşmaları sayesinde dış politika ve savunma alanında Londra’ya bağımlı hâle gelmişti. BAE’nin kuruluş süreci de büyük ölçüde İngiliz diplomatlar, askeri danışmanlar ve istihbarat mekanizmaları tarafından şekillendirildi.
BAE’nin kurulması, yalnızca yerel bir birlik projesi değil; Soğuk Savaş şartlarında Batı’nın Orta Doğu’daki enerji güvenliğini garanti altına alma stratejisinin bir parçasıydı. Körfez petrolünün Sovyet nüfuzuna girmemesi, İngiltere ve müttefikleri için hayati öneme sahipti. Bu nedenle yeni kurulan devletin başına, Batı ile uyumlu, monarşik ve kontrol edilebilir bir yapı yerleştirildi.
BAE’nin kuruluş sürecinde doğrudan Siyonist bir yapı tarafından kurulduğuna dair tarihsel ve akademik olarak kanıtlanmış bir belge bulunmamaktadır. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, bu başlığın yeniden tartışılmasına neden olmuştur.
Özellikle:
İsrail ile İbrahim Anlaşmaları kapsamında kurulan hızlı ve derin ilişkiler,
Filistin meselesinde Arap dünyasından ayrışan tutum,
İsrail sermayesi ve güvenlik şirketleriyle yapılan stratejik iş birlikleri,
BAE’nin bölgesel politikalarının, Siyonist çıkarlarla örtüştüğü yönünde yorumlara yol açmıştır. Bu durum, kuruluş sürecinden ziyade devletin zamanla yöneldiği jeopolitik eksenle ilgilidir.
BAE kraliyet ailesinin, Medine’de yaşamış olan Benî Kureyza Yahudileri ile bağlantılı olduğuna dair iddialar ise tarihsel ve akademik kaynaklarca doğrulanmış değildir. Bu tür söylemler daha çok:
Soy tartışmaları,
Bölgesel politik gerilimler,
Mezhepsel ve ideolojik polemikler
çerçevesinde gündeme gelmektedir.
Tarihsel olarak Kureyş, Beni Kureyza ve Arap kabileleri hakkında İslam kaynaklarında ayrıntılı bilgiler yer almakla birlikte, modern Körfez hanedanlıklarıyla doğrudan bir soy bağı kuran güvenilir bir veri bulunmamaktadır. Bu nedenle bu iddialar, kanıtlanmış tarihsel gerçeklikten ziyade politik yorum ve spekülasyon olarak değerlendirilmelidir.
BAE bugün askeri, ekonomik ve diplomatik açıdan bölgenin en aktif aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Libya’dan Sudan’a, Doğu Akdeniz’den Kıbrıs’a kadar uzanan geniş bir etki alanı bulunmaktadır. Ancak bu etkinliğin:
Ne kadarının ulusal irade,
Ne kadarının Batılı ve İsrail merkezli stratejilerle uyumlu olduğu
sorusu, Arap ve İslam dünyasında ciddi şekilde tartışılmaktadır.
Birleşik Arap Emirlikleri, İngiliz himayesi altında şekillenmiş, Batı ile uyumlu bir Körfez devleti olarak doğmuştur. Siyonizmle ilişkisi, kuruluş aşamasından çok güncel siyasi tercihler üzerinden değerlendirilmektedir. Kraliyet ailesinin tarihsel-soy bağlarına dair iddialar ise şu an için kanıta dayalı değil, tartışmalı söylemler düzeyindedir.
Ancak BAE’nin bugün attığı adımlar, geçmişten çok gelecekte hangi blokta yer almak istediğini açık biçimde göstermektedir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”