
Mirat Haber olarak yazarımız İslam Başaran’ın nefis bir makalesini yayımladık. “İlmi, düşündürücü ve ufuk açıcı” olan bu makaleyi, İmam Hatip nesli dahil siyasileri, tarikatları ve cemaatleriyle cümle Müslümanların yeniden dikkatlerine sunuyoruz. İbret alına.
Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal dönüşüm, yalnızca bir iktidar değişimi ya da kadro yenilenmesi olarak okunamaz. Asıl mesele, sisteme bir dönem itiraz eden muhafazakâr ve Müslüman kesimlerin zamanla aynı sistemin taşıyıcı unsurlarına dönüşmesidir. Bir zamanlar laiklik, demokrasi, Kemalist devlet aklı, bürokratik vesayet ve Batıcı modernleşme anlayışı üzerinden eleştirilen düzen; bugün muhafazakâr bir dil, yerli ve millî söylemler, dini semboller ve toplumsal meşruiyet araçlarıyla yeniden üretilmiştir. Bu süreçte değişen şey sistemin özü değil, sisteme toplum nezdinde kazandırılan yeni yüzdür.
Mevcut hükümet, CHP’nin tarihsel olarak temsil ettiği devletçi, merkeziyetçi, laik ve modernleşmeci aklı aşmak yerine, bu aklın muhafazakâr bir versiyonunu üretmiştir. Böylece geçmişte Kemalist CHP üzerinden şekillenen devlet düzeni, bugün muhafazakâr iktidar eliyle daha geniş toplumsal tabana yayılmıştır. Sisteme karşı duran kitleler, sistemin dışında kalmak yerine onun içinde yer almaya başlamış; eleştirdikleri kavramları zamanla savunur, korur ve meşrulaştırır hâle gelmiştir.
Bu dönüşümün en dikkat çekici tarafı, Müslüman toplumun sisteme karşı ahlaki ve fikrî mesafesini büyük ölçüde kaybetmesidir. Bir dönem laiklik ve demokrasi İslami ölçüler açısından sorgulanırken, bugün bu kavramlar muhafazakâr iktidar diliyle yeniden kutsanmış, tartışılmaz ortak zemin hâline getirilmiştir. Böylece laik-demokratik düzen, sadece CHP’nin ya da klasik Kemalist çevrelerin değil, muhafazakâr iktidar blokunun da ortak aklı hâline gelmiştir.
Yeni Türkiye modeli olarak sunulan yapı, esasında eski sistemin daha güçlü, daha geniş tabanlı ve daha toplumsallaştırılmış hâlidir. Çünkü eski sistem, Müslümanları dışarıda tutarak ayakta kalmaya çalışırken; yeni model, Müslümanları sisteme dahil ederek düzeni güçlendirmiştir. Bu yönüyle kazanan herhangi bir parti, lider ya da ideolojik grup değil; bizzat sistemin kendisi olmuştur.
Muhafazakâr iktidar, başörtüsü, imam hatipler, dini özgürlükler, vakıflar, dernekler ve toplumsal görünürlük alanlarında bazı kazanımlar üretmiş olsa da, bu kazanımlar sistemin ana omurgasını değiştirmemiştir. Aksine, Müslümanların sisteme olan itirazını zayıflatmış; onları düzenin içinde konumlanan, düzenin imkânlarıyla hareket eden, düzenin sınırları içinde düşünen bir toplumsal kitleye dönüştürmüştür. Böylece mesele, görünür dindarlığın artması değil; dindarlığın hangi sistemin içinde, hangi akla hizmet ederek varlık kazandığı meselesidir.
Bugün ortaya çıkan tablo şudur: Kemalist akıl ile muhafazakâr iktidar pratiği arasında derin bir sistem karşıtlığı değil, yöntem ve temsil farkı vardır. Biri sistemi laik modernleşme adına savunmuş, diğeri aynı sistemi muhafazakâr kitlelerin rızasıyla tahkim etmiştir. Biri Müslümanları sistemin dışında tutarak kontrol etmeye çalışmış, diğeri Müslümanları sistemin içine alarak düzenle uyumlu hâle getirmiştir.
Bu nedenle asıl tartışılması gereken soru şudur: Müslümanlar gerçekten sistemi mi dönüştürdü, yoksa sistem Müslümanları mı dönüştürdü? Görünen tablo, ikinci ihtimali daha güçlü kılmaktadır. Çünkü bugün Müslümanların büyük bir bölümü, bir zamanlar itiraz ettikleri kavramlara itiraz etmekten çekinen, devlet aklını hakikatin önüne koyan, düzenin devamını İslami sorumluluğun önüne geçiren bir noktaya savrulmuştur.
Türkiye’de yaşanan siyasal süreç, muhafazakârların iktidara gelmesiyle sistemin çözüldüğünü değil, aksine sistemin daha da güçlendiğini göstermektedir. CHP’nin tarihsel olarak temsil ettiği laik-demokratik devlet aklı, muhafazakâr iktidar eliyle daha geniş toplum kesimlerine taşınmış; Müslümanlar sisteme karşı alternatif bir bilinç üretmek yerine, sistemin içinde makul, uyumlu ve yönetilebilir aktörlere dönüştürülmüştür. Bu yüzden bugünün en temel gerçeği şudur: İktidar değişmiş, kadrolar değişmiş, semboller değişmiş; fakat sistem kazanmıştır.
Türk judosu tam donanımlı yeni yerleşkesine 3 ay sonra kavuşacak hakkında son gelişmeler. Türk judosu,…
2026 FIFA Dünya Kupası finalini Sloven hakem Vincic yönetecek. Bu önemli atama, dünya futbolunun geleceği…
Belçika, sıcak hava dalgasının yol açtığı ölümlerin 2 bini aştığını açıkladı. Ülke genelinde bu durumun…
Arjantin, Falkland Adaları pankartı nedeniyle ceza alabilir. Bu durum uluslararası ilişkilerde yeni bir gerginliğe yol…
A Milli Erkek Voleybol Takımı, Milletler Liginde Ukrayna ile karşılaşacak. Bu önemli karşılaşma, takımların performansını…
Japonya Savunma Bakanı Koizumiden İstanbulda uskumru sandviç paylaşımı hakkında son gelişmeler. Japonya Savunma Bakanı Koizumi,…