
Devletin bizzat işlettiği, maliyeti yıllar önce vatandaşın ödediği vergilerle karşılanmış ve her yıl yüz milyonlarca dolar kâr getiren köprü ile otoyolların 30 yıllığına özelleştirme kapsamına alınması, iktidarın içinde bulunduğu ekonomik sıkışmışlığın en somut göstergesidir. 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile stratejik ana otoyolların satışı, ülkenin geleceğini ipotek altına almaktan başka bir anlam taşımamaktadır.
Özelleştirmenin tarihsel gerekçesi; devlete yük olan, zarar eden veya verimsiz çalışan Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) devreden çıkarılmasıydı. Oysa bugün karşı karşıya olunan tablo tam tersidir. Zaten yüksek kârlılıkla çalışan, halkın temel ulaşım hakkını sağlayan altyapı tesisleri satılmaktadır. Yıllık yüz milyonlarca dolar net gelir getiren bu stratejik varlıkların elden çıkarılması, sürdürülebilir bir iktidar politikası değil; kısa vadeli sıcak para ihtiyacını karşılama gayretidir. Bu hamle, bütçe açığını ve küresel finans odaklarına ödenmesi gereken faiz yükünü anlık hamlelerle kapatma arayışından ibarettir.
Türkiye’nin önündeki en büyük engel, borca dayalı para sisteminin yarattığı bu girdaptır. Ülke bütçesini sürekli faiz ödemelerine mahkûm eden bu düzen değişmediği sürece, devlete ait en değerli varlıklar satılsa dahi kalıcı bir finansal istikrar sağlanamaz. On yıllarca biriken kamu birikimlerini satarak kısa vadeli dış borç ve faiz yükümlülüklerini karşılamaya çalışmak, çözüm üretmek yerine ekonomik bağımlılığı derinleştirir. Bütçedeki kara deliği kapatmak için halkın vergileriyle kurulan altyapıyı özel sektöre veya uluslararası sermayeye devretmek, vatandaşı özel şirketlerin zam baskısıyla baş başa bırakmaktır.
Oysa gerçek ve kalıcı çözüm, milli kaynakları elden çıkarmak değil; mevcut sistemi dönüştürmekten geçer. Hükümetin yapması gereken şey, kısa vadeli kaynak arayışlarıyla kamu mallarını elden çıkarmak yerine, üretimi doğrudan destekleyen ve borç yükünü artıran yapıyı bypass eden radikal bir finansal paradigmayı hayata geçirmektir. Borçlanma spiraline dayanmayan, üretimi ve bütçe disiplinini esas alan bir anlayışla bütçe fazlası vermek mümkündür. Böyle bir irade ortaya konulduğunda, ne köprülerin ve otoyolların satılmasına gerek kalır ne de toplumun geniş kesimleri yoksulluk sınırının altında yaşamaya mecbur bırakılır.
Devletleşen şirketlerin ve dar bir sermaye grubunun lehine atılan bu adımlar, uzun vadede halkın refahını tırpanlamaktadır. Eğer bu altyapı tesislerinin işletilmesinde bir model değişimi kaçınılmazsa, bunun muhatabı küresel sermaye veya belirli konsorsiyumlar değil, o yolları vergileriyle inşa eden Türk milleti olmalıdır.
Sonuç olarak; köprü ve otoyolların satışı stratejik bir hata ve gelecek nesillerin hakkını bugünden tüketmektir. Borç batağından çıkışın yolu devlete ait stratejik varlıkları satmak değil, borca dayalı para sisteminin dayatmalarına karşı durabilecek kararlı ve milli bir ekonomik modeli kararlılıkla uygulamaktır. Bu karardan derhal vazgeçilmeli, halkın malı olan altyapı tesisleri yine halkın hizmetinde kalmalıdır.
Srebrenitsa Soykırımı’nın baş sorumlularından Ratko Mladiç, Lahey’deki cezaevinde ölmesinin ardından Belgrad’da resmi törenle toprağa verildi.…
Anadolu Ajansı’na dayanan habere göre Japon yenindeki değerlenme, küresel piyasalarda risk algısını artırabilecek bir gelişme…
ASELSAN’ın Polonya’da yeni bir ihracat sözleşmesi imzaladığı bildirildi. Anlaşma, Türk savunma sanayisinin dış pazarlardaki konumunu…
Fransa’nın Riviera kıyısındaki Renoir Müzesi’ne sabaha karşı giren iki kişi, dört eseri alıp kaçarken bunların…
İran, petrol varlıklarına yönelik bir saldırı halinde ABD’yi hedef alabileceği uyarısında bulundu. Mesaj, enerji tesisleri…
İsrail Meclisi’ndeki bir oturumda paylaşılan verilere göre, yurt dışında yaşayanların ülkeye dönüşü 2025’te belirgin biçimde…
View Comments
AYNI KONUDA AKİTTEN KARAHASSANOĞLU DA YAZMIŞ VE CANHIRAŞ SAVUNMADA BEELİ ÖDENMİŞ MİLLETTİN MALI NEDEN KİRAYA VERİLİR YADA SATILIR.TAMAM DEVLETİN PARAYA İHTİYACIVAR BU BELLİ ANCAK ÇÖZÜM BU DEĞİL. AYNI TELEKOMDA OLDUĞU GİBİ DEVLET KENDİ ARABALARI GEÇERKEN BİLE GEÇİŞ ÜCRRTEİ ÖDEYECEK KENDİ YAPTIĞI YOLUNA.BÖYLE YAPMAKTANSA ÖÖNCELİKLE DEVLET HARCAMMAYI KISACAK BİR SÜRELİĞİNE PERSONEL ALMAYI DURDURACAKZARURİ HARCAMALAR DIŞINDA ARAÇLARI PARKA ÇEKECEK. BELEDİYELERDEKİ ARAÇ KİRALAMALIRI DURDURACAK. BELEDİYELER HEM ARAÇ SATIN ALIYOR HEM KİRALIYOR .PLAKAAR RESMİ OLMAYINCA HANGİ ARAÇ BELEDİYEYE AİT BELLİ OLMUYOR.SİZE BİR ÖRNEK.ıSPARTA İŞKUR BİNASI ÖNÜNDE MAKAM ARAÇLARINA BİR BAKIN EN AZBEŞ TANE TOYOTA ARAÇ KAÇ TANE MÜDÜR ŞOFÖ VAR.BURADAN BAŞLAYIN HERKES KENDİ ARACIYLA İŞE GİDİP GELSİN. AİLE BAKANLIKLARINDA KAÇ ARAÇ KİRALIK TA KÖYLERE KADAR TEMİZLİK İŞÇİSİ GİDİYOR HİÇ İŞ YAPMADAN GEZİP GELİYORLAR. BURALARDAN BAŞLAYIN.DAHA BİZİM BİMEDİĞİDMİZ NELER VAR KİM BİLİR. PARAYA SIKIŞINCA HEMEN STMAK AKA GELMEMELİDİR. GEREKİRSE MAAAŞLAR DONDURUMALIDIR. AMA SATMA FİKRİ YANLIŞTIR
Tamamen hemfikrim. Biz saf, saf satılacak bir şey kalmadı derken, bunların arsızlığı arşa erdi. Bakalım daha neleri bulup satacaklar.
Maaşlar dondurulamaz. Şimdiye kadar hiçbir hükümet memurların maaşını ödememezlik yapmadı. Para bittiğinde para bastılar yine ödediler. Türkiye'de çalışan memurların yarısını işten çıkarsan işler yürümeye devam eder. Önümüzdeki 5 sene içinde memurların yaptığı işleri yapay zeka yapacak memurlara da ihtiyaç kalmayacak.
Bence önce TRT'yi satsinlar.